
Bu hafta kırsalda ziyaretlerde bulundum. Mersin’in Tarsus ilçesinin Sıra köyündeydim. Genç bir kadın üretici ile birlikteydik. Ümmü Gülsüm Eren’in hikayesi, aslında Anadolu’nun potansiyelini ve kırsal kalkınmanın formülünü özetleyen çok kıymetli bir örnek. Hem toprağın tozunu yutmuş hem de ziraat fakültesinde bu işin bilimini (zootekni) öğrenmiş bir kadının, devlet desteğiyle hayallerini sağlamlaştırması, sadece bir aile ekonomisi hikayesi değil, bir kültür meselesidir.
Anadolu toprakları, yüzyıllardır küçük aile işletmelerinin omuzlarında yürüyen bir üretim havzasıdır. Bugün tarımda sürdürülebilirliği konuşuyorsak, bu tartışmanın merkezinde sadece ne endüstriyel tesisler ne de plazalardan yönetilen tarım projeleri vardır; merkezde, Tarsus’un bir köyünde sobasını doldururken huzur bulduğunu söyleyen, çocuklarını toprakla büyüten Ümmü Gülsüm Eren ve onun gibi aile işletmeleri, binlerce "uzman el" vardır.
Ümmü Gülsüm Hanım, ihtiyaç duyduğumuz tarım kültürünün güzel bir modelini temsil ediyor: çocukluğundan geleneksel tecrübe ve bilimsel eğitim. Konya Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni bölümünden mezun bir mühendis olarak köye dönmek, sadece bir tercih değil, tarım kültürüne sahip çıkma değil de nedir?
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sunduğu "Uzman Eller Projesi", tam da bu noktada devreye girerek, eğitimli iş gücünün kırsalda daha güçlü olmasına, dolayısıyla şehre göç etmesinin de önüne bir set çekmiş.
Evin ekonomisine bir Can Suyu: Akkaraman’dan Geleceğe
2023 yılında alınan Uzman Eller Proje desteği, çocukluğundan itibaren zaten üretimin içinde olan Ümmü Gülsüm Hanım için, 35 adet Akkaraman cinsi küçükbaş hayvanla, aile ekonomisine sağlam bir katkısı olmuş.
Hayvanların bakımı, 8 haftalık besi süreci ve doğru zamanda yaptığı satışlar, aile bütçesine doğrudan katkı sağlamış.
Elde edilen gelirle, sürünün varlığı korunurken, işletme kendi kendini yenileyen bir yapıya kavuşmuş, evin diğer gıda ihtiyaçlarının kendi üretimlerinden karşılanması, ailenin dışa bağımlılığını azaltırken çocuklara da "gerçek gıda" kültürünü aşılamış.
Neden Küçük Aile İşletmelerini Desteklemeliyiz?
Ümmü Gülsüm Hanım’ın "Eşimle hayalimizdi köyümüzde yaşamak" sözü, kırsal kalkınmanın insani boyutunu hatırlatıyor.
Unutmamak lazım ki, küçük aile işletmeleri; Gıda arzının teminatıdır. Büyük işletmeler kâr odaklıyken, aile işletmeleri yaşam biçimi odaklıdır; kriz anlarında bile, kolayına topraklarını terk etmez, üretimi bırakmazlar.
Eğitimli gençlerin ve kadınların köye dönmesi, kırsaldaki sosyal yaşamı ve teknoloji kullanımını modernize eder.
Yerel ırkların (Akkaraman gibi) korunması, ekolojik dengenin korunması demek değil mi?
Köylüyü köyde tutmak İçin Yeni Nefesler Şart değil mi?
Kırsalın sert şartlarını "soba doldurmayı terapi gibi görmek" naifliğiyle göğüsleyen bu insanların motivasyonunu diri tutmak zorundayız. Ümmü Gülsüm Hanım’ın, projenin bitiş tarihi olan, 2026 Ağustos ayından sonrası için kurmayı düşündüğü büyükbaş çiftliği ile işini büyütme isteği, “Uzman Eller” gibi doğru projelerin nasıl çarpan etkisi yarattığının kanıtı değil mi?
Nasıl üretimde planlama zorunlu hale geldiyse, uzman ellerin de toprakla buluşması tesadüfe bırakılmamalı; bu destekler artarak devam etmelidir. Unutmayalım ki, köylü köyünü terk etmediğinde, bizler de soframıza daha güvenle oturacağız.





























Yorum Yazın