
Atatürk Orman Çiftliği, 52 bin dönümlük bir alan üzerine kurularak Cumhuriyet’in ilk yıllarında Anadolu’ya tarımsal üretimin nasıl yapılması gerektiğini öğreten öncü bir projeydi. Ancak zamanla, bu değerli araziler üzerine çeşitli kurumlar ve kuruluşlar tarafından binalar inşa edilmeye başlandı.
Bugün AOÇ’de tarıma elverişli ne kadar arazi kaldığını öğrenmek istesem de yetkililerden bilgi alamadım! Ancak şunu söyleyebilirim ki, bu tür işgaller her zaman, önce yolların açılmasıyla başlıyor!
Günümüzde, Türkiye'nin dört bir yanında coğrafyamıza özgü ürünlerin ıslah çalışmaları yürüten Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) var. İsmine çok aşina olunmasa da gelecekteki gıda güvencemiz için kritik çalışmalar yapan bir birim bu.
Giresun’da fındık, Çukurova’da narenciye, Manisa’da üzüm, Konya’da buğday gibi birçok tarımsal ürünün ıslahı ve genetik üstünlüklerinin geliştirilmesi, TAGEM çatısı altında yer alan enstitülerde yürütülüyor. Her ne kadar enstitü isimleri farklı olsa da hepsi aynı çatı altında, yani TAGEM’in bir parçası.
Peki şu an bu enstitülerin durumu ne?
Örneğin, Mersin Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü'nün içinden D-400 karayolu geçiyor. Üstelik kuzeyde otoban, mahalleler arası yolları da var. Tüm bu yollar yetmiyormuş gibi şimdi fotoğrafta görülen kalın kırmızı çizgi, yeni bir yol inşasını gösteriyor. İki yol arasında 1000 dönümlük bir arazi sıkışıp kalıyor.
Gazeteci Abdullah Ayan, bir köşe yazısında bu arazilerin korunması gerektiğini ve ekolojik değerini vurgulamıştı.
Deprem bilimci Ahmet Ercan da Akdeniz kıyısındaki şehirleşmeyi sert şekilde eleştirmişti. Tüm bu uyarılara rağmen, yıllardır tarım bürokrasisinde karşı çıkmalarına rağmen, bu yollar açılıyor!
Bu araziler üzerine yeni binalar mı inşa edilmek isteniyor? Yoksa Toroslardan Alata’ya kadar uzanan buhar enerjisi üzerine mi bir plan yapılıyor?
Giresun’daki Fındık Araştırma Enstitüsü; dünya çapında en kaliteli fındık üretilen memleketin, fındık geliştirme merkezi. Ancak ilginçtir ki, burada da bir yol inşaatı başlıyor. Mahkeme durdurma kararı vermesine rağmen yol yapımı devam ediyor ve açılıyor!
Konya Bahri Dağdaş Enstitüsü ise tarla bitkilerinin ıslah merkezi. “Taner Buğdayı” gibi Kuraklığa dayanıklı buğday çeşitlerinin çalışmalarının yapıldığı bu merkezde de benzer bir durum yaşanıyor. Önce şehir hastanesi, ardından 2 bin, sonra da 10 bin dönümlük araziler üzerinde hesaplar yapıldı. Konya milletvekilleriyle bu konuda TBMM kulislerinde tartışmalar bile yaşadım. Şimdilik bu arazilere yönelik planlar durdurulmuş durumda. Ancak ne kadar daha dayanır bilinmiyor!
Yalova, Sakarya ve Türkiye’nin pek çok yerinde TAGEM’e ait enstitülerin arazileri benzer tehditlerle karşı karşıya.
Asıl sorumuz şu:
- Dünya ile rekabet edebilmek için AR-GE’ye ihtiyacımız varken, bu enstitülerin sahip olduğu özel arazilere neden göz dikiliyor?
- TAGEM, geleceğimizin gıda güvencesi değil mi?
- İnşaat arazisi her zaman bulunur, ama böyle tarım arazilerini nereden bulacağız?
- Özellikle siyaset neden bu kıymetli tarım arazileriyle bu kadar ilgileniyor?
- Bakanlık buraların korunmasını daha sıkı tutması gerekmiyor mu?
Yorum Yazın