Harun Göksel

Harun Göksel

Mail: [email protected]

Toprağın Hekimleri: Uzman Ellerle Yeniden Yeşeren Anadolu

Toprağın Hekimleri: Uzman Ellerle Yeniden Yeşeren Anadolu

Yine bir 10 Ocak geldi. Tarımsal eğitimin başlangıcı dedik. Eğitim dedik ama eğittiklerimizle neler yaptık hiç düşündük mü? Onlara eğitim sonrası hangi imkanları sağladık? Bankalarda gişe görevlisi, mağazalarda tezgahtar, marketlerde kasiyer mi yaptık? Ya da sahada tarımsal üretimin hep en önünde, teknolojiyi ve bilimi kullanan insanlar mı yaptık? Gelin buna bakalım.

Tarımsal eğitimde neler oldu?

Türkiye’de 1846 yılında Ayamama Çiftliği ile temelleri atılan modern tarımsal eğitim, Cumhuriyet döneminde "Devlet Parasız Yatılı" modeli ve uygulama çiftlikleriyle kırsal kalkınmanın lokomotifi olmuştur. Tarım liselerinde bu süreçte ziraat teknisyeninden ev ekonomistine kadar geniş bir uzman kadrosu yetişmiş, teorik bilgiyi sahaya taşıyarak Türk tarımının modernizasyonunda stratejik bir köprü görevi üstlenmiştir.

Tarımsal eğitimin akademik zirvesini temsil eden Yüksek Ziraat Enstitüsü'nün 1948 yılında Ankara Üniversitesi bünyesine katılmasıyla Türkiye'nin ilk ziraat fakültesi resmen kurulmuş, böylece köklü bir geçmişe dayanan zirai öğretim modern üniversite yapısıyla kurumsallaşmıştır

Toprağın Hekimleri Oldular

Toprağın hekimleri olarak isimlendirdiğim ziraat mühendisliği; meyve ve sebze üretiminden, korumasına kadar geniş bir yelpazede uzmanlaşan Bahçe Bitkileri, Bitki Koruma ve Tarla Bitkileri gibi, buğdayından arpasına gıdamızın temel taşlarını, pamuğundan ipliğine kadar bitkisel üretim branşlarını kapsar. Aynı zamanda hayvansal verimliliği artıran Zootekni, toprağın verimliliğini yöneten Toprak Bilimi, balıkçılık sektörüne yön veren Su Ürünleri ve üretimi, teknolojiyle buluşturan Tarım Makineleri gibi disiplinlerle, aynı zamanda bir kültür olan tarımın her alanında bilimsel çözümler üretir. Yani bizi besleyen, sağlığımızı topraktan itibaren koruyan, kollayan insanlardır bunlar!

Kamuda istihdam olanaklarının %1’lerle sınırlı olduğu günümüzde, bu bağımlılıktan kurtulmak, ziraat mühendislerinin Uzman Eller Projesi gibi desteklerle kendi işlerini kurarak doğrudan üretimin içinde yer almaları, tarım sektörünün geleceği, üretimin sürekliliği, gıdaya ulaşmamız açısından hayati bir önem taşımaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen bu ve benzeri projeler; ziraat mühendisleri, veteriner hekimler ve diğer tarım mezunlarına sağladığı karşılıksız hibelerle, genç uzmanların teknik bilgilerini sahada katma değere dönüştürmelerine, üreten mühendis olmalarına imkan tanımaktadır.

Bitkisel üretimden hayvancılığa, su ürünlerinden yöresel ürünlerin paketlenmesine kadar geniş bir kapsamda sunulan bu %100'e yakın hibe desteği, girişimci mühendisler için adeta bir can suyu niteliğindedir. Mühendislerin sadece devlet memuru değil, bizzat "üretici ve teknik danışman" olarak kırsalda yer alması, çiftçilere rehberlik etmelerini sağlarken modern tarım tekniklerinin yaygınlaşmasını da hızlandırmaktadır. Bu modelle ziraat mühendisleri hem kendi istihdamlarını yaratmakta hem de toprağın verimliliğini bilimsel yöntemlerle artırarak ülke ekonomisine ve gıda arz güvenliğine en yüksek seviyede katkı sunmaktadır.

Sonuç

Şimdi soralım sizlere. Güvenli, sağlıklı, sürdürülebilir, ulaşılabilir gıda için ziraat mühendisi=toprağın hekimlerine sahip çıkmak gerekmiyor mu? Bunun için Özellikle tarım politikalarını şekillendiren CB Strateji ve Bütçe Başkanlığının ile Tarım ve Orman Bakanlığının, uzman eller projesi gibi, atacağı adımlar sizce de çok önemli değil mi?

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar