<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Türkiye&#039;nin Bir Numaralı Tarımsal Haber ve Bilgi Portalı</title>
        <link>https://www.tarimpusulasi.com/</link>
        <description>Tarım Pusulası: Güncel tarım haberleri, analizler ve sektörel gelişmelerle çiftçilerin ve tarım profesyonellerinin doğru bilgi kaynağı.</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Bilim insanları soğuğa dayanıklı yeni makarnalık buğday geliştirdi</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/bilim-insanlari-soguga-dayanikli-yeni-makarnalik-bugday-gelistirdi-46047</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/bilim-insanlari-soguga-dayanikli-yeni-makarnalik-bugday-gelistirdi-46047</guid>
                <description><![CDATA[Meksika ve İtalya'daki araştırma merkezleri, düşük sıcaklıklara dirençli ve yüksek kaliteli makarna üretimine uygun yeni sert buğday çeşitleri geliştirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Meksika'daki Uluslararası Mısır ve Buğday Geliştirme Merkezi (CIMMYT) ile İtalya'daki Tahıl ve Endüstriyel Bitkiler Araştırma Merkezi'nden bilim insanları, tarım dünyasında çığır açacak bir başarıya imza attı. Araştırmacılar, makarna üretiminin temel maddesi olan sert (durum) buğdayın ani don olaylarına karşı savunmasızlığını ortadan kaldıran yeni çeşitler geliştirdi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">GENETİK ŞİFRE ÇÖZÜLDÜ: KROMOZOM 5A </span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Avrupa genelinden toplanan 250 buğday örneğini inceleyen uzmanlar, soğuğa dayanıklılığı kontrol eden genetik bölgeleri tespit etti. Araştırma sonucunda, 5A kromozomu üzerinde bulunan "Fr-A2" lokusunun soğuğa dirençte kritik rol oynadığı belirlendi. Bu keşif, özellikle soğuk iklimli bölgelerde yüksek kaliteli makarna üretimi için gereken glüten kalitesinin korunmasını sağlıyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">GENOMİK SELEKSİYON İLE HATA PAYI DÜŞÜRÜLDÜ </span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Geleneksel yöntemlerin aksine "Genomik Seleksiyon" ve bilgisayar modellemesi kullanan bilim insanları, saha denemelerine gerek kalmadan en verimli ebeveyn bitki çiftlerini tahmin etmeyi başardı. Bu yöntem sayesinde maliyetler düşürülürken, ıslah süreci de önemli ölçüde hızlandırıldı. Rusya'daki pratik ıslah programlarına da entegre edilen bu teknoloji ile soğuğa dayanıklı ve üstün glüten özelliklerine sahip 60 yeni hat seçildi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">GIDA GÜVENLİĞİNE STRATEJİK DESTEK </span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">İklimsel istikrarsızlığın arttığı günümüzde, bu yeni çeşitlerin makarna üretiminde sürdürülebilirliği sağlaması bekleniyor. Öte yandan, Rusya Federal Bitki Karantina Merkezi (VNIIKR) gibi kuruluşlar da bu süreçte tehlikeli patojenlerin teşhisi ve ürün sağlığının korunması üzerine çalışmalarını sürdürüyor.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 10:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2026/04/bilim-insanlari-soguga-dayanikli-yeni-makarnalik-bugday-gelistirdi-1775979051.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Elma Üreticilerine Külleme Hastalığı İçin Kritik Uyarı</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/elma-ureticilerine-kulleme-hastaligi-icin-kritik-uyari-46033</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/elma-ureticilerine-kulleme-hastaligi-icin-kritik-uyari-46033</guid>
                <description><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanlığı, elma ağaçlarında ciddi verim kaybına yol açan külleme hastalığına karşı üreticileri uyardı. Hastalığın belirtileri, kültürel önlemler ve doğru ilaçlama zamanlaması hakkında kritik detaylar paylaşıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Tarım ve Orman Bakanlığı, elma üretiminde verim ve kalite kayıplarına yol açabilen külleme hastalığına karşı üreticilere yönelik teknik uyarılarda bulundu.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Bakanlık tarafından yapılan bilgilendirmede, külleme hastalığının özellikle genç yapraklarda etkili olduğu belirtilerek, yaprakların alt yüzeyinde ve bazı durumlarda üst yüzeyinde zamanla gelişen beyaz, unumsu lekelerle kendini gösterdiği ifade edildi. Hastalığa yakalanan yaprakların normal gelişimini tamamlayamadığı, dar ve içe kıvrık bir yapı aldığı, zamanla kahverengileşerek erken döküldüğü kaydedildi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Açıklamada, enfekte çiçeklerin sağlıklı gelişemediği ve çoğunlukla meyve oluşturamadan kuruyup döküldüğü, şiddetli enfeksiyon durumlarında ise meyvelerin küçük, şekilsiz kaldığı ve yüzeylerinde beyaz tabaka oluştuğu belirtildi. Ayrıca hastalığın sürgün gelişimini zayıflatarak kurumalara neden olabildiği vurgulandı.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Kültürel mücadele kapsamında, hastalıktan etkilenmiş sürgün, yaprak ve çiçek demetlerinin kesilerek bahçeden uzaklaştırılması gerektiği ifade edildi. Bunun yanı sıra, üreticilerin bahçe hijyenine dikkat etmeleri ve hastalık kaynağını ortadan kaldırmaya yönelik uygulamaları düzenli olarak gerçekleştirmeleri önerildi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Kimyasal mücadelede ise ilaçlama zamanlarının kritik olduğu belirtilerek, ilk uygulamanın pembe çiçek tomurcuğu döneminde, ikinci uygulamanın çiçek taç yapraklarının yüzde 60-70 oranında döküldüğü dönemde yapılması gerektiği bildirildi. Hastalık için uygun koşulların devam etmesi halinde, kullanılan bitki koruma ürününün etki süresi dikkate alınarak ilaçlamaların sürdürülmesi gerektiği kaydedildi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Ayrıca kullanılacak bitki koruma ürünlerinin il ve ilçe müdürlükleri ile yetkili kişiler tarafından belirlenmesi gerektiği, uygulamaların önerilen doz ve zamanlarda yapılmasının önem taşıdığı vurgulandı. İlaçlamaların günün serin saatlerinde ve rüzgarsız havalarda yapılması, uygulama sırasında koruyucu ekipman kullanılması ve ambalaj atıklarının uygun şekilde imha edilmesi gerektiği ifade edildi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Tarım ve Orman Bakanlığı, üreticilerin hastalıkla mücadelede bilinçli hareket etmelerinin hem verim hem de ürün kalitesi açısından belirleyici olduğunu bildirdi.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 11:29:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2026/04/elma-ureticilerine-kulleme-hastaligi-icin-kritik-uyari-1775896294.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Reading Üniversitesi: Kaktüsler daha hızlı evrimleşiyor</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/reading-universitesi-kaktusler-daha-hizli-evrimlesiyor-45867</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/reading-universitesi-kaktusler-daha-hizli-evrimlesiyor-45867</guid>
                <description><![CDATA[Reading Üniversitesi araştırmasına göre kaktüslerde türleşmeyi belirleyen temel unsur, çiçek yapılarındaki değişim hızı olarak öne çıkıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Reading Üniversitesi tarafından yürütülen bir araştırma, kaktüslerin evrimsel süreçlerine ilişkin dikkat çekici bulgular ortaya koydu. Çalışmada, kaktüslerin diğer bitkilere kıyasla daha hızlı evrimleşebildiği belirlendi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Araştırmaya göre, kaktüslerde türleşmeyi belirleyen ana unsur, çiçek yapılarındaki değişim hızı olarak öne çıkıyor. Bu bulgu, çiçek uzunluğu veya tozlayıcıların rolü gibi daha önce öne sürülen faktörlerin ikinci planda kalabileceğini gösteriyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Türleşmede çiçek yapısının rolü</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Bilim insanları, kaktüslerin evrimsel çeşitliliğinin, çiçek morfolojisindeki hızlı değişimlerle doğrudan bağlantılı olduğunu ifade ediyor. Bu durumun, farklı türlerin oluşumunu hızlandıran önemli bir mekanizma olduğu değerlendiriliyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Doğa koruma çalışmalarına katkı</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Araştırmanın sonuçları, doğa koruma stratejileri açısından da önemli çıkarımlar sunuyor. Uzmanlar, kaktüslerin korunmasına yönelik politikaların belirlenmesinde tek bir kırılganlık göstergesi yerine, türlerin evrimsel dinamiklerinin dikkate alınması gerektiğini vurguluyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">İklim değişikliği ve biyolojik çeşitlilik</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Araştırma kapsamında oluşturulan veri tabanının, kaktüslerin biyolojik çeşitliliği ve iklim değişikliği karşısındaki geleceğinin incelenmesinde önemli bir kaynak oluşturacağı belirtiliyor.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 14:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2026/03/reading-universitesi-kaktusler-daha-hizli-evrimlesiyor-1774869710.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABD’de tespit edilen yeni mısır hastalığının nedeni değişti</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/abdde-tespit-edilen-yeni-misir-hastaliginin-nedeni-degisti-45854</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/abdde-tespit-edilen-yeni-misir-hastaliginin-nedeni-degisti-45854</guid>
                <description><![CDATA[ABD’de 2023 yılında tespit edilen yeni mısır hastalığının demir eksikliğinden kaynaklanmadığı, yapılan araştırmalarla bakteriyel bir etkenle ilişkili olduğu belirlendi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Bilim insanları, 2023 yılında ABD’de tespit edilen ve mısır bitkilerinde yaygın olarak görülen yeni bir hastalığın nedenine ilişkin önemli bir bulguya ulaştı.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Hastalığa yakalanan bitkilerde parlak limon yeşili yapraklar, damarlar arası kloroz ve büyümede yavaşlama gibi belirtiler gözlemleniyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">İlk değerlendirmeler değişti</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Hastalığın ilk aşamada demir eksikliğinden kaynaklandığı düşünülüyordu. Ancak son yapılan araştırmalar, bu değerlendirmenin doğru olmadığını ortaya koydu.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Bakteriyel etken tespit edildi</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Araştırma kapsamında, hastalığa neden olan etkenin Pantoea agglomerans bakterisine yakın özellikler taşıyan, ancak genetik olarak farklılık gösteren bir mikroorganizma olduğu belirlendi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Bilim insanları, bu patojenin ayrı bir genotipe sahip olabileceğini değerlendiriyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Araştırmalar devam ediyor</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Uzmanlar, hastalığın yayılma mekanizması ve etkilerinin daha iyi anlaşılması için çalışmaların sürdüğünü belirtiyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Elde edilecek yeni verilerin, hastalığın kontrol altına alınması ve mısır üretiminde verim kayıplarının önlenmesi açısından önemli katkı sağlaması bekleniyor.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 12:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2026/03/abdde-tespit-edilen-yeni-misir-hastaliginin-nedeni-degisti-1774775333.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Leibniz Enstitüsü baklada soğuğa dayanıklılık genini buldu</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/leibniz-enstitusu-baklada-soguga-dayaniklilik-genini-buldu-45853</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/leibniz-enstitusu-baklada-soguga-dayaniklilik-genini-buldu-45853</guid>
                <description><![CDATA[Leibniz Enstitüsü bilim insanları, baklada hem soğuğa dayanıklılığı hem de verimi belirleyen geni tespit ederek, kışlık ve yüksek verimli yeni çeşitlerin geliştirilmesinin önünü açtı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Bilim insanları, yüksek protein içeriği ve toprağın verimliliğini artırma özelliğiyle öne çıkan baklanın genetik yapısına yönelik önemli bir keşfe imza attı. Araştırma, baklanın soğuğa dayanıklılığı ve verimliliği arasındaki genetik ilişkiyi ortaya koydu.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Soğuğa dayanıklılık ve verim aynı gene bağlı</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Leibniz Enstitüsü tarafından yürütülen çalışmada, yüzlerce bakla çeşidi incelenerek bitkinin tam genom haritası çıkarıldı. Araştırma sonucunda, baklanın hem kış şartlarına dayanıklılığını hem de verim seviyesini belirleyen ortak bir gen tespit edildi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Soya için alternatif olabilir</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Bakla, yüksek protein içeriği ve azot bağlama özelliği sayesinde tarımda önemli bir alternatif ürün olarak değerlendiriliyor. Ancak mevcut çeşitlerin önemli bir kısmı kış donlarına karşı hassas olduğu için üretim sınırlı kalabiliyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Yeni çeşitlerin geliştirilmesi hızlanacak</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Araştırma sonuçlarının, soğuğa dayanıklı ve yüksek verimli kışlık bakla çeşitlerinin geliştirilmesini hızlandırması bekleniyor. Uzmanlar, bu gelişmenin özellikle sürdürülebilir tarım ve bitki ıslahı çalışmalarına önemli katkı sağlayacağını belirtiyor.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 11:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2026/03/leibniz-enstitusu-baklada-soguga-dayaniklilik-genini-buldu-1774774270.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Würzburg Üniversitesi: Almanya’da ürün deseni değişecek</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/wurzburg-universitesi-almanyada-urun-deseni-degisecek-45849</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/wurzburg-universitesi-almanyada-urun-deseni-degisecek-45849</guid>
                <description><![CDATA[Würzburg Üniversitesi’nin araştırmasına göre, iklim değişikliği Almanya’da tarımsal üretim desenini köklü şekilde değiştirecek; özellikle Frankonya bölgesinde Akdeniz tipi ürünler yaygınlaşacak.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Würzburg Üniversitesi tarafından yapılan araştırma, iklim değişikliğinin Almanya’daki tarımsal üretim yapısını önemli ölçüde değiştireceğini ortaya koydu. Bilim insanlarına göre, özellikle 2100 yılına kadar tarımda belirgin bir dönüşüm yaşanacak.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Bölgesel iklim farkları azalacak</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Araştırmada, Almanya’nın yüksek kesimleri ile kuzeydeki alçak bölgeleri arasındaki iklim farklarının zamanla azalacağı öngörüldü. Bu değişimin, tarım ürünlerinin dağılımını doğrudan etkileyeceği belirtildi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Geleneksel ürünlerin önemi azalabilir</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Çalışmaya göre arpa ve şeker pancarı gibi geleneksel ürünlerin üretimindeki önem azalabilir. Buna karşılık çavdar, buğday, kolza, mısır ve üzüm gibi ürünlerin üretiminde artış bekleniyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Akdeniz tipi ürünler yaygınlaşabilir</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Araştırma, özellikle Frankonya bölgesinde iklimin Akdeniz özellikleri göstermeye başlayacağını ortaya koydu. Bu kapsamda şeftali, zeytin, tropikal meyveler, badem, fındık, kestane, pirinç ve sorgum gibi ürünlerin yetiştirilebileceği ifade edildi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Uzun vadeli planlama ihtiyacı</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Uzmanlar, iklim değişikliğine bağlı bu dönüşümün tarım politikalarında uzun vadeli planlamayı zorunlu kıldığını vurguluyor. Üretim desenindeki değişimin hem ekonomik hem de çevresel etkiler doğuracağına dikkat çekiliyor.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 10:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2026/03/wurzburg-universitesi-almanyada-urun-deseni-degisecek-1774771047.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanlar azollayı düşük maliyetli yem olarak önerdi</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/uzmanlar-azollayi-dusuk-maliyetli-yem-olarak-onerdi-45795</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/uzmanlar-azollayi-dusuk-maliyetli-yem-olarak-onerdi-45795</guid>
                <description><![CDATA[Artan yem maliyetlerine karşı alternatif arayan üreticiler için azolla, düşük maliyetli ve besin değeri yüksek bir yem seçeneği olarak öne çıkıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Hayvancılık sektöründe artan yem maliyetleri, üreticilerin en önemli gider kalemlerinden biri olmaya devam ediyor. Bu durum, özellikle kanatlı, domuz ve süt hayvancılığı yapan işletmeler için sürdürülebilirliği zorlaştırıyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Uzmanlar, bu maliyet baskısına karşı alternatif yem kaynaklarının değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekerken, azolla bitkisi düşük maliyetli ve yüksek besin değerine sahip bir seçenek olarak öne çıkıyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Azolla, protein, amino asitler ile A ve B12 vitaminleri bakımından zengin içeriği sayesinde hayvan beslemede önemli bir katkı sunuyor. Düşük lignin oranı sayesinde kolay sindirilebilen bu bitki, hayvanların büyüme performansını da destekliyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Bununla birlikte azolla yalnızca yem olarak değil, aynı zamanda biyogübre olarak da kullanılabiliyor. Bu özelliği sayesinde hem hayvansal üretimde hem de bitkisel üretimde verimliliğe katkı sağlıyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:Roboto">Düşük yatırım maliyetiyle üretilebilen azolla, küçük ve orta ölçekli işletmeler için ekonomik bir alternatif olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, doğru üretim ve kullanım yöntemleriyle azollanın yem maliyetlerini düşürmede etkili bir çözüm olabileceğini belirtiyor.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 22:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2026/03/uzmanlar-azollayi-dusuk-maliyetli-yem-olarak-onerdi-1774292862.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Arkansas Üniversitesi Pirinçten Vegan Peynir Üretti</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/arkansas-universitesi-pirincten-vegan-peynir-uretti-45756</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/arkansas-universitesi-pirincten-vegan-peynir-uretti-45756</guid>
                <description><![CDATA[Arkansas Üniversitesi araştırması, pirinç proteinlerinden eriyebilen ve yüksek kıvamlı vegan peynir üretilebildiğini ortaya koydu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Arkansas Üniversitesi’nde yürütülen bir araştırma, pirinç proteinlerinin bitkisel bazlı peynir üretiminde kullanılabileceğini ortaya koydu. Çalışmada, pirinç proteinlerinin yoğun kıvamı ve erime özellikleri sayesinde vegan peynir üretimi için uygun bir alternatif olduğu belirlendi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Araştırmacılar, kahverengi pirinç, beyaz pirinç ve pirinç kepeğinden elde edilen proteinleri kullanarak üç farklı peynir çeşidi geliştirdi. Üretim sürecinde standart bir tarif uygulanırken, içerikte hindistancevizi yağı ve mısır nişastası da yer aldı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Elde edilen sonuçlara göre, parçalanmış pirinç tanelerinden elde edilen protein en iyi doku, erime performansı ve yağ ayrışması özelliklerini gösterdi. Kahverengi pirinç proteini ise yüksek çözünürlük ve emülsiyon stabilitesi ile öne çıktı. Pirinç kepeği proteininin ise peynirin genel dokusunu iyileştirdiği tespit edildi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Araştırmada ayrıca pirinç proteinlerinin yalnızca peynir üretiminde değil, aynı zamanda gıda sanayinde yumurta ve yağ yerine kullanılabilecek emülsifiye edici ve köpük oluşturucu özelliklere sahip olduğu belirtildi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Uzmanlar, bu bulguların bitkisel bazlı gıda üretiminde yeni alternatifler sunabileceğini ve sürdürülebilir gıda sistemleri açısından önemli bir potansiyel taşıdığını ifade ediyor. Bitki bazlı ürünlere yönelik artan talep, bu tür inovatif çalışmaların gıda sektöründe daha fazla yer bulmasına zemin hazırlıyor.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 20 Mar 2026 12:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2026/03/arkansas-universitesi-pirincten-vegan-peynir-uretti-1773998245.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kanadalı bilim insanları bombus arılarının su altında yaşadığını açıkladı</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/kanadali-bilim-insanlari-bombus-arilarinin-su-altinda-yasadigini-acikladi-45742</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/kanadali-bilim-insanlari-bombus-arilarinin-su-altinda-yasadigini-acikladi-45742</guid>
                <description><![CDATA[Kanada’da yapılan araştırma, diyapoz dönemindeki bombus arısı kraliçelerinin su altında bir haftaya kadar hayatta kalabildiğini ortaya koydu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Kanada’da yürütülen bilimsel bir araştırma, bombus arısı kraliçelerinin su altında beklenenden çok daha uzun süre hayatta kalabildiğini ortaya koydu.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:Roboto">Diyapoz süreci incelendi</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Araştırmada, bombus arısı kraliçelerinde kış uykusuna benzer bir süreç olan diyapoz yapay olarak oluşturuldu. Bu süreçte arılar, birkaç saatten sekiz güne kadar değişen sürelerle su altında tutuldu.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:Roboto">Sınırlı solunum ve metabolik adaptasyon</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Deneyler sırasında arıların gaz değişimi ve laktat seviyeleri ölçüldü. Bulgular, arıların su altında karbondioksit salmaya devam ettiğini ve bu durumun sınırlı bir solunum mekanizmasına işaret ettiğini gösterdi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Ancak oksijenin yetersiz kalması nedeniyle arılar anaerobik metabolizmaya geçerek enerji üretmeye devam etti ve bu süreçte laktat birikimi gözlendi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:Roboto">Sudan çıkınca toparlanma gözlendi</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Araştırma sonuçlarına göre, sudan çıkarılan arılar biriken laktatı vücuttan uzaklaştırarak yeniden normal metabolik işleyişlerine döndü.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:Roboto">Sel ve su baskınlarına karşı adaptasyon</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Bu bulgular, diyapoz dönemindeki bombus arısı kraliçelerinin su baskını gibi ekstrem koşullarda hayatta kalabilmesini sağlayan biyolojik mekanizmaları ortaya koydu. Araştırma, böceklerin çevresel stres koşullarına karşı geliştirdiği adaptasyonlara dair önemli veriler sunuyor.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 13:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2026/03/kanadali-bilim-insanlari-bombus-arilarinin-su-altinda-yasadigini-acikladi-1773917513.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cavendish muzlarını koruyacak gen bulundu</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/cavendish-muzlarini-koruyacak-gen-bulundu-45723</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/cavendish-muzlarini-koruyacak-gen-bulundu-45723</guid>
                <description><![CDATA[Avustralya’daki Queensland Üniversitesi araştırmacıları, dünya çapında Cavendish muzlarını tehdit eden Fusarium subtropical Race 4 (STR4) hastalığına karşı direnç sağlayan genetik bölgeyi keşfetti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Queensland, Avustralya</span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto"> – Queensland Üniversitesi araştırmacıları, dünya çapında Cavendish muzlarını tehdit eden Fusarium subtropical Race 4 (STR4) mantar hastalığına karşı direnç sağlayan kritik genetik bölgeyi tespit etti. STR4, toprağa yerleşerek yıllarca muz tarlalarını enfekte edebilen ve bitkilerin solmasına ve ölümüne yol açan yıkıcı bir panama hastalığı türü olarak biliniyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Araştırma, Calcutta 4 adlı verimli yabani diploit muz çeşidinde, direnç ile kromozom 5 arasında güçlü bir ilişki olduğunu ortaya koydu. Bu, STR4’e karşı bu alt türde yapılan ilk detaylı genetik çalışma olma özelliğini taşıyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Beş yıl boyunca araştırmacılar, Calcutta 4’ü hassas diploit muzlarla melezleyerek sonraki nesilleri STR4’e maruz bıraktı. Daha sonra, dirençli ve enfekte bitkilerin DNA’ları genom dizileme ve toplu örnekleme analizi ile karşılaştırıldı. Araştırmada elde edilen bulgular, ticari olarak kullanılabilir olmasa da Calcutta 4’ün meyvelerinin, erken aşamalarda hastalığa dayanıklı fidanları belirlemek için moleküler belirteçlerin geliştirilmesini hızlandırması bekleniyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Horticulture Research dergisinde yayımlanan bu bulgular, panama hastalığına dayanıklı ve ticari olarak sürdürülebilir muz çeşitlerinin geliştirilmesi için seleksiyon programlarının finansmanı ve ilerletilmesinde kritik rol oynayacak.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 13:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2026/03/cavendish-muzlarini-koruyacak-gen-bulundu-1773829169.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Science: Küresel Isınma Balık Boyunu Küçültecek</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/science-kuresel-isinma-balik-boyunu-kucultecek-45671</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/science-kuresel-isinma-balik-boyunu-kucultecek-45671</guid>
                <description><![CDATA[Bilim insanlarının araştırmasına göre okyanus sıcaklıklarının artması balıkların daha erken olgunlaşmasına ve daha küçük boyda kalmasına yol açabilir. Yeni modellemeler, küresel sıcaklık artışının balık avını da önemli ölçüde azaltabileceğini gösteriyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Uluslararası bir araştırma ekibinin bulgularına göre okyanus sıcaklıklarındaki artış, balıkların büyüme ve üreme döngüsünü önemli ölçüde değiştiriyor. Bilim insanlarının analizine göre daha sıcak sularda yaşayan balıklar, yaşamlarını sürdürebilmek ve üreyebilmek için daha erken olgunlaşıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Bu durum, balıkların erişebileceği maksimum boyutun küçülmesine neden oluyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:Roboto">3000 Balık Türü Üzerinde Modelleme Yapıldı</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Araştırmacılar deniz canlılarının biyolojik tepkilerini analiz etmek için yeni bir model geliştirdi. Model, yaklaşık 3000 balık türünün yaşam döngüsü verileri kullanılarak test edildi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Sonuçlara göre sıcaklık artışı balıkların erken gelişim aşamalarında daha hızlı büyümesine yol açıyor. Ancak bu hızlanma, erken olgunlaşma ile birlikte gerçekleştiği için balıkların yaşamları boyunca ulaşabilecekleri maksimum boyut azalıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:Roboto">Küresel Balık Avında Büyük Azalma Bekleniyor</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Araştırmanın dikkat çekici bulgularından biri de küresel balıkçılık üzerindeki potansiyel etkiler oldu. Bilim insanlarının yeni tahminlerine göre küresel sıcaklığın sanayi öncesi döneme kıyasla <strong>2°C artması</strong>, dünya genelindeki balık avının yaklaşık <strong>%22 oranında azalmasına</strong> yol açabilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Balıkların evrimsel uyum süreçlerini hesaba katmayan eski modeller ise aynı sıcaklık artışında balık avındaki düşüşü yaklaşık <strong>%14</strong> olarak öngörüyordu.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Araştırma, iklim değişikliğinin yalnızca ekosistemleri değil aynı zamanda küresel gıda arzını da etkileyebileceğine işaret ediyor.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 15:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2026/03/science-kuresel-isinma-balik-boyunu-kucultecek-1773578227.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bilim insanları: Isıya dayanıklı pirinç ve mısır geliştiriliyor</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/bilim-insanlari-isiya-dayanikli-pirinc-ve-misir-gelistiriliyor-45646</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/bilim-insanlari-isiya-dayanikli-pirinc-ve-misir-gelistiriliyor-45646</guid>
                <description><![CDATA[Artan gündüz ve gece sıcaklıklarının pirinç, buğday ve mısır gibi temel tahıl ürünlerinin verim ve kalite üzerinde ciddi risk oluşturduğu belirtiliyor. Uluslararası araştırma ekipleri, bitkilerin biyolojik saatini düzenleyen genleri inceleyerek sıcaklığa dayanıklı yeni çeşitler geliştirmeyi hedefliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Artan gündüz ve gece sıcaklıklarının pirinç, buğday ve mısır gibi temel tahıl ürünlerinin verimliliği ve kalite üzerinde ciddi riskler oluşturduğu belirtiliyor. Bilim insanlarına göre yüksek sıcaklıklar bitki gelişimini, başak ve koçan oluşumunu ve tane dolum süreçlerini olumsuz etkileyerek küresel gıda güvenliğini tehdit edebilir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Araştırmacılar, bu riskleri azaltmak amacıyla gelişmiş biyoteknoloji yöntemlerine yöneliyor. Hassas ıslah ve genom düzenleme gibi teknikler kullanılarak bitkilerin biyolojik ritimleri yeniden düzenlenebiliyor. Bu sayede çiçeklenme zamanı ve başak oluşumu optimize edilerek yüksek sıcaklıkların tahıl kalitesi üzerindeki olumsuz etkilerinin azaltılması hedefleniyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">2050’ye kadar üretim artışı hedefi</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Küresel nüfusun artan gıda ihtiyacını karşılamak için 2050 yılına kadar pirinç, buğday ve mısırın verim artış hızının yaklaşık yüzde 37 yükseltilmesi gerektiği belirtiliyor. Bu hedef doğrultusunda uluslararası araştırma kuruluşları iklim değişikliğine dayanıklı yeni bitki çeşitleri geliştirmek için genetik mekanizmaları ayrıntılı biçimde inceliyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Uluslararası Pirinç Araştırma Enstitüsü ile Max Planck Bitki Moleküler Fizyolojisi Enstitüsü araştırmacıları, bitkilerde çiçeklenme zamanını, bitki mimarisini ve tane dolumunu kontrol eden genetik süreçleri analiz ederek daha dayanıklı çeşitler geliştirmeyi amaçlıyor. Özellikle düşük gelirli ve gıda güvencesi açısından risk taşıyan bölgelerde üretim artışının sağlanması bu çalışmaların önemli hedeflerinden biri olarak görülüyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Bitkilerin biyolojik saatinin yeniden programlanması</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Araştırmalarda öne çıkan yaklaşımlardan biri bitkilerin biyolojik saatini düzenleyen genlerin incelenmesi. Bu yöntem sayesinde bitkilerin günün en sıcak saatlerinden kaçınacak şekilde daha erken saatlerde çiçeklenmesi mümkün olabiliyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Bilim insanları pirinçte sıcaklık dayanıklılığı açısından önemli rol oynayan OsMADS51 genini belirledi. Mısırda ise çiçeklenme zamanını ve farklı iklim koşullarına uyumu düzenleyen ZmELF3 ve ZmLUX genleri tespit edildi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Uzmanlara göre bu genlerin düzenlenmesi sayesinde bitkilerin aşırı sıcaklık koşullarında bile çiçeklenmesini sürdürebilmesi mümkün olabilir. Moleküler biyoteknoloji yöntemlerinin, gelecekte iklim değişikliğine dayanıklı tarım sistemlerinin geliştirilmesinde önemli araçlardan biri olması bekleniyor.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 10:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2026/03/bilim-insanlari-isiya-dayanikli-pirinc-ve-misir-gelistiriliyor-1773388681.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İsveç Tarım Üniversitesi: Yoğun Güneş Bitki Çeşitliliğini Azaltıyor</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/isvec-tarim-universitesi-yogun-gunes-bitki-cesitliligini-azaltiyor-45624</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/isvec-tarim-universitesi-yogun-gunes-bitki-cesitliligini-azaltiyor-45624</guid>
                <description><![CDATA[İsveç Tarım Bilimleri Üniversitesi’nin 22 yıllık küresel verilerle yaptığı araştırma, aşırı yoğun güneş ışığının bitki çeşitliliğini ve biyokütleyi azaltabildiğini ortaya koydu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">İsveç Tarım Bilimleri Üniversitesi tarafından yürütülen araştırma, güneş ışığının bitkiler için temel enerji kaynağı olmasına rağmen aşırı yoğun güneş ışığının bitki çeşitliliği ve biyokütle üzerinde sınırlayıcı etki oluşturabileceğini ortaya koydu.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Araştırmacılar, 22 yıl boyunca tüm kıtalardan toplanan bitki tür çeşitliliği, biyokütle ve güneş radyasyonu verilerini analiz ederek güneş ışığı ile bitki çeşitliliği arasındaki ilişkiyi inceledi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Yoğun Güneş Işığı Çeşitliliği Azaltabiliyor</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Araştırmanın sonuçlarına göre güneş ışığı seviyesindeki artış, bitki tür çeşitliliğinde azalmaya yol açabiliyor. Çalışma, sıcaklık, yağış ve atmosferik azot birikiminin bitki çeşitliliği üzerindeki etkisinin, güneş ışığının yoğunluğuna kıyasla daha sınırlı kaldığını gösterdi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Yüksek Rakımlarda Etki Daha Güçlü</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Bilim insanları, özellikle yüksek rakımlı bölgelerde güneş radyasyonunun bitki çeşitliliğini daha fazla sınırladığını tespit etti. Araştırmacılara göre bunun nedeni, yüksek rakımlarda atmosfer basıncının daha düşük olması ve atmosferdeki gazlar ile aerosollerin daha az bulunması. Bu durum güneş radyasyonunun daha güçlü ve daha dağınık şekilde yeryüzüne ulaşmasına yol açıyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Bitki Türleri Farklı Tepki Veriyor</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Araştırma ayrıca farklı bitki gruplarının güneş ışığına farklı tepkiler verdiğini gösterdi. Örneğin yüksek güneş aktivitesi koşullarında çim ve tahıl benzeri bitkilerin tür çeşitliliği özellikle yüksek rakımlı alanlarda azalırken, baklagil türlerinin çeşitliliğinde belirgin bir değişim gözlenmedi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">İklim Değişikliği Araştırmaları İçin Önemli</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Araştırmacılar, bulguların küresel ısınma koşullarında bitki topluluklarının nasıl değişebileceğini anlamak açısından önemli olduğunu belirtiyor. Yoğun güneş ışığının bazı bitkilerin daha serin bölgelere doğru yayılmasını sınırlayabileceği ifade ediliyor.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 11 Mar 2026 17:57:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2026/03/isvec-tarim-universitesi-yogun-gunes-bitki-cesitliligini-azaltiyor-1773241156.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Wollongong Üniversitesi Dünya Arı Türlerini İnceledi</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/wollongong-universitesi-dunya-ari-turlerini-inceledi-45601</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/wollongong-universitesi-dunya-ari-turlerini-inceledi-45601</guid>
                <description><![CDATA[Avustralya’daki Wollongong Üniversitesi, dünyadaki tüm arı türlerini inceledi; tür sayısının 26 bini geçtiği belirlendi, Türkiye’de ise 800’den fazla tür bulunuyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:Roboto">Avustralya’daki <strong><span style="font-family:Roboto">Wollongong Üniversitesi</span></strong> araştırmacıları, dünya genelindeki tüm arı türlerini kapsamlı bir şekilde inceledi. Çalışma, ülke ve kıta bazında detaylandırılan en güncel araştırma olarak öne çıkıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:Roboto">Analize göre, dünya genelinde <strong><span style="font-family:Roboto">26 binden fazla arı türü</span></strong> bulunuyor. Avrupa’da keşfedilmemiş tür sayısı oldukça az iken, Türkiye’de <strong><span style="font-family:Roboto">800’den fazla arı türü</span></strong> mevcut. Araştırmada ayrıca, ada ülkelerinin iklim değişikliğine karşı hassas olmalarına rağmen, kıtasal ülkelere kıyasla daha yüksek tür çeşitliliğine sahip olduğu görüldü.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:Roboto">Bilim insanları, her yıl yaklaşık <strong><span style="font-family:Roboto">117 yeni arı türü</span></strong> keşfedildiğini belirtiyor. Tür tanımlama sürecindeki yavaşlamanın ise <strong><span style="font-family:Roboto">uzman eksikliğinden kaynaklandığı</span></strong> ifade edildi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:Roboto">Araştırmada ayrıca, XX. yüzyılın ortalarından bu yana <strong><span style="font-family:Roboto">pestisitlerin yaygın kullanımı</span></strong> nedeniyle doğal tozlayıcıların sayısında keskin bir düşüş gözlendiği vurgulandı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:Roboto">Bu çalışma, <strong><span style="font-family:Roboto">dünya genelinde biyoçeşitliliğin korunması ve arıların ekosistem hizmetlerindeki rolünün önemine</span></strong> dikkat çekiyor.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 14:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2026/03/wollongong-universitesi-dunya-ari-turlerini-inceledi-1773141216.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hokkaido ve Sidney Üniversiteleri: Sorgumda Yeni Lipitler Tespit Edildi</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/hokkaido-ve-sidney-universiteleri-sorgumda-yeni-lipitler-tespit-edildi-45522</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/hokkaido-ve-sidney-universiteleri-sorgumda-yeni-lipitler-tespit-edildi-45522</guid>
                <description><![CDATA[Hokkaido Üniversitesi ve Sidney Üniversitesi araştırmacıları, sorgum bitkisinde antidiyabetik ve antiinflamatuar özellikler taşıyan özgün lipitler tespit etti. Çalışmada altı farklı sorgum çeşidinin lipit profilleri de analiz edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Japonya’daki Hokkaido Üniversitesi ile Avustralya’daki Sidney Üniversitesi tarafından yürütülen araştırmada, sorgum bitkisinin beslenme açısından potansiyelini ortaya koyan yeni bulgular paylaşıldı.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Araştırmacılar, sorgumda antidiyabetik ve antiinflamatuar özellikler gösterebileceği belirtilen özgün lipit bileşenleri tespit etti. Çalışma kapsamında altı farklı sorgum çeşidinin lipit profilleri ayrıntılı şekilde karakterize edildi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Glutensiz ve besleyici bir alternatif</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Araştırmada, sorgumun doğal olarak glutensiz olması ve temel yağ asitleri içermesi nedeniyle modern beslenme açısından dikkat çekici bir alternatif oluşturabileceği vurgulandı. Özellikle gluten intoleransı bulunan bireyler ile kronik hastalıklar veya metabolik bozukluklar yaşayan kişiler için potansiyel faydalar sağlayabileceği ifade edildi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Bilim insanları, sorgumun besin değerinin yalnızca karbonhidrat içeriğiyle sınırlı olmadığını; içerdiği biyolojik olarak aktif lipit bileşenlerinin fonksiyonel gıda geliştirme çalışmalarında değerlendirilebileceğini belirtti.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Beslenme yetersizliklerine katkı potansiyeli</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Çalışmada, sorgumun temel yağ asitleri bakımından zengin içeriğinin, bazı toplumlarda görülen besin ögesi eksikliklerinin giderilmesine katkı sağlayabileceği kaydedildi. Ancak araştırmacılar, klinik düzeyde sağlık etkilerinin netleşmesi için daha ileri çalışmalara ihtiyaç bulunduğunu da vurguladı.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 11:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2026/03/hokkaido-ve-sidney-universiteleri-sorgumda-yeni-lipitler-tespit-edildi-1772614744.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Murcia Üniversitesi, Dönüşebilen Mantarın Genlerini İnceledi</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/murcia-universitesi-donusebilen-mantarin-genlerini-inceledi-45454</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/murcia-universitesi-donusebilen-mantarin-genlerini-inceledi-45454</guid>
                <description><![CDATA[İspanya’daki Murcia Üniversitesi’nden bilim insanları, dimorfik mantar Mucor lusitanicus’un farklı çevresel koşullara göre şekil değiştirmesini sağlayan genleri keşfetti. Bulgular, antifungal ilaç geliştirme için yeni hedefler sunuyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Bilim kurgu eserlerinde sıkça rastlanan “şekil değiştirebilen organizmalar”, doğada da nadir olmayan bir olgudur. Özellikle Mucorales takımına ait dimorfik mantarlar, çevresel koşullara göre tek hücreli mayalar veya çok hücreli, dallanmış miselyum formlarında yaşayabiliyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">İspanya’daki Murcia Üniversitesi araştırmacıları, aynı genomun farklı morfolojileri nasıl kodlayıp kontrol ettiğini anlamayı amaçladı. Çalışmada, Mucor lusitanicus mantarı laboratuvar koşullarında yetiştirildi. Miselyum formunu elde etmek için yüksek oksijenli ortam, maya formunu indüklemek için ise düşük oksijen ve yüksek karbon dioksit ortamı kullanıldı. Mantardaki form değişimi sağlandıktan sonra araştırmacılar, hangi genlerin aktif olduğunu belirlemek için RNA analizleri yaptı.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Araştırma, mantarın iki form için aynı genleri kullanmadığını, bunun yerine paralel genleri devreye soktuğunu gösterdi. Toplam 490 dimorfik gen ailesi tespit edildi. Özellikle, yan yana bulunan ve ortak çift yönlü bir promotöre sahip iki gen, bir genin açılıp diğerinin kapanmasını sağlayarak işlevlerin karışmasını engelliyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">İlerleyen deneylerde, dkl ve dfl adlı iki ana düzenleyici genin bu süreçte kritik rol oynadığı belirlendi. Bu genler silindiğinde mantar morfolojik geçişleri kontrol edemiyor ve şekil değiştirme yeteneğini kaybediyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Çalışmanın sonuçları, özellikle antifungal ilaç geliştirme açısından önem taşıyor. Mantarın agresif miselyum formuna geçiş mekanizmasının anlaşılması, bu dönüşümü engelleyebilecek ve mantar enfeksiyonlarının yayılmasını önleyebilecek ilaç hedefleri sunuyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Ayrıca, Rusya Bitki Karantina Merkezi (VNIICR) gibi kurumlarda, karantina altındaki ve tehlikeli mantar türleri üzerinde çalışmalar sürüyor. Bu araştırmalar doğrultusunda geliştirilen yöntemler, akredite laboratuvarlarda zararlı organizmaların tespiti ve tanımlanmasında kullanılıyor.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2026/02/murcia-universitesi-donusebilen-mantarin-genlerini-inceledi-1772111063.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Washington Üniversitesi: Bitkiler kök yönünü epidermisle kontrol ediyor</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/washington-universitesi-bitkiler-kok-yonunu-epidermisle-kontrol-ediyor-45365</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/washington-universitesi-bitkiler-kok-yonunu-epidermisle-kontrol-ediyor-45365</guid>
                <description><![CDATA[Washington Üniversitesi öncülüğünde yapılan araştırma, bitkilerin kök ve organlarını bükerek engelleri aşmasını sağlayan mekanizmanın, dış hücre tabakası olan epidermisteki gen ifadesi değişimlerinden kaynaklandığını ortaya koydu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Washington Üniversitesi’nden araştırmacılar, bitkilerin köklerini ve diğer organlarını bükerek çevresel engelleri aşmasını sağlayan temel mekanizmayı ortaya koydu. Nature Communications dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, bu yönlenme davranışı genlerin tamamen devre dışı kalmasından değil, epidermisteki gen ifadesinin değişmesinden kaynaklanıyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Araştırma ekibi, köklerin büyüme sırasında sağa veya sola yönelmesini kontrol eden ana unsurun epidermis olduğunu belirledi. Model bitkiler üzerinde yapılan deneylerde, kritik bir gen yalnızca epidermiste ifade edildiğinde köklerin düz büyüdüğü gözlendi. Bu durum, dış hücre tabakasının iç dokuların davranışını belirleyebildiğini gösterdi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Mekanik modelleme sonuçları da epidermisin, yapının genel bükülme davranışında belirleyici rol oynadığını ortaya koydu. Araştırmacılara göre bu bulgular, epidermisin yalnızca koruyucu bir katman değil, bitki gelişimini yönlendiren aktif bir mekanik düzenleyici olduğunu gösteriyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Çalışma, iklim değişikliğinin tarım üzerindeki etkilerinin arttığı bir dönemde, zorlu toprak koşullarına uyum sağlayabilen bitkilerin geliştirilmesine yönelik bilimsel altyapı sunması açısından önem taşıyor. Elde edilen sonuçların, gelecekte bitki ıslahı ve biyoteknoloji alanlarında uygulanabilir katkılar sağlaması bekleniyor.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 11:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2026/02/washington-universitesi-bitkiler-kok-yonunu-epidermisle-kontrol-ediyor-1771490854.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cornell Üniversitesi: Küresel tarım emisyonları 10 km çözünürlükle haritalandı</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/cornell-universitesi-kuresel-tarim-emisyonlari-10-km-cozunurlukle-haritalandi-45360</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/cornell-universitesi-kuresel-tarim-emisyonlari-10-km-cozunurlukle-haritalandi-45360</guid>
                <description><![CDATA[Cornell Üniversitesi öncülüğünde yapılan ve Nature Climate Change’te yayımlanan çalışma, küresel tarım arazilerinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarını ürün ve kaynak bazında yüksek çözünürlükle ortaya koydu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Cornell Üniversitesi araştırmacıları tarafından yürütülen ve Nature Climate Change dergisinde yayımlanan yeni çalışma, küresel tarım arazilerinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarını yaklaşık 10 kilometre çözünürlükle haritalandırdı. Çalışma, emisyonları ürün türü ve kaynağına göre ayırarak, daha hedefli ve etkili azaltım politikalarına zemin hazırlıyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Araştırmaya göre tarım arazileri, tarım sektöründeki toplam sera gazı emisyonlarının yüzde 25’ini oluşturuyor. 2020 yılında küresel tarım arazilerinden kaynaklanan emisyonlar 2,5 gigaton karbondioksit eşdeğerine ulaştı. En yüksek pay Doğu Asya ve Pasifik bölgesine ait olurken, Güney Asya ile Avrupa ve Orta Asya dikkat çeken diğer bölgeler arasında yer aldı.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Veriler, pirinç, mısır, yağ palmiyesi ve buğdayın toplam emisyonların yaklaşık yüzde 75’ini oluşturduğunu gösteriyor. Özellikle pirinç üretimi, su altında yetiştirme yöntemleri nedeniyle en yüksek emisyon payına sahip ürün olarak öne çıkıyor. Palm yağı üretiminde turbalık alanların kurutulması ve yoğun gübre kullanımı da önemli emisyon kaynakları arasında bulunuyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Araştırmacılar, emisyon azaltım stratejilerinin ürün ve bölge bazında ele alınması gerektiğini vurguluyor. Turbalık alanların yeniden ıslatılması, pirinç tarlalarında su yönetiminin değiştirilmesi ve gübre kullanımının optimize edilmesi, önemli azaltım potansiyeli taşıyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Çalışma ayrıca gıda üretimi ile emisyonlar arasındaki ilişkiye dikkat çekerek, yüksek üretim yapan bölgelerin aynı zamanda yüksek emisyonlu bölgeler olduğunu ortaya koyuyor. Araştırmacılara göre, adil ve etkili bir iklim politikası için üretkenlik ve yerel koşullar mutlaka dikkate alınmalı.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Feb 2026 18:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2026/02/cornell-universitesi-kuresel-tarim-emisyonlari-10-km-cozunurlukle-haritalandi-1771426946.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Boyce Thompson Enstitüsü en kapsamlı salatalık genomunu çıkardı</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/boyce-thompson-enstitusu-en-kapsamli-salatalik-genomunu-cikardi-45340</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/boyce-thompson-enstitusu-en-kapsamli-salatalik-genomunu-cikardi-45340</guid>
                <description><![CDATA[Boyce Thompson Enstitüsü araştırmacıları, 39 salatalık çeşidini kapsayan pan-genom çalışmasıyla şimdiye kadarki en ayrıntılı genetik haritayı oluşturdu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Dünyada üretimi ve tüketimi en yaygın sebze türlerinden biri olan salatalık için önemli bir bilimsel çalışma tamamlandı. <strong>Boyce Thompson Enstitüsü</strong>’nden bilim insanları, şimdiye kadar oluşturulan <strong>en kapsamlı salatalık genetik haritasını</strong> yayımladı.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Araştırmada, <strong>39 farklı salatalık çeşidinin</strong> genetik verileri birleştirilerek pan-genom oluşturuldu. Bu kapsamlı analiz sayesinde, salatalığın evrimi ve tarımsal özellikleri üzerinde etkili olan <strong>yaklaşık 172 bin yapısal DNA değişikliği</strong> belirlendi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Çalışma, evcilleştirme sürecinde zararlı genetik mutasyonların zamanla elendiğini ortaya koydu. Ayrıca salatalığın <strong>Hindistan’dan başlayarak farklı coğrafyalara yayılış süreci</strong> izlenirken, yabani popülasyonların Avrupa çeşitlerine hem olumlu hem de olumsuz genetik özellikler aktardığı saptandı.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Araştırmacılar, elde edilen verilerin salatalık ıslah çalışmalarında önemli bir kaynak oluşturacağını belirtiyor. Bulguların, <strong>daha dayanıklı, verimli ve kaliteli salatalık çeşitlerinin</strong> geliştirilmesine katkı sağlaması bekleniyor.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 12:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2026/02/boyce-thompson-enstitusu-en-kapsamli-salatalik-genomunu-cikardi-1771320830.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İsviçre Orman Enstitüsü: Dişbudaklar zararlıya dirençli</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/isvicre-orman-enstitusu-disbudaklar-zararliya-direncli-45323</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/isvicre-orman-enstitusu-disbudaklar-zararliya-direncli-45323</guid>
                <description><![CDATA[İsviçre Federal Orman Araştırmaları Enstitüsü, mantara dayanıklı dişbudak ağaçlarının zümrüt yeşil kül kurduna karşı da daha az hassas olduğunu ortaya koyan bir çalışma yayımladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">İsviçre’de dişbudak ağaçlarını tehdit eden hastalık ve zararlılarla ilgili yürütülen bilimsel çalışmalar, orman ekosistemlerinin geleceği açısından kritik bulgular ortaya koyuyor. Mevcut verilere göre ülkedeki dişbudak ağaçlarının yüzde 90’ından fazlası, Asya kökenli Hymenoscyphus fraxineus mantarı nedeniyle zarar görmüş durumda.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Bu tehdide ek olarak, dişbudak zümrüt yeşil kül kurdu (Agrilus planipennis) olarak bilinen zararlının Avrupa’da yayılma riski endişe yaratıyor. İsviçre Federal Orman Araştırmaları Enstitüsü bilim insanları, bu iki tehdidin etkileşimini anlamak amacıyla geniş kapsamlı deneyler gerçekleştirdi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Araştırma sonuçları, mantar hastalığına dayanıklı dişbudak ağaçlarının, zümrüt yeşil kül kurduna karşı da daha düşük hassasiyet gösterdiğini ortaya koydu. Uzmanlar bu durumu, bitkilerin özsuyunda bulunan ve savunma işlevi gören özel maddelerin üretimiyle açıklıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Bilim insanları, mantara dayanıklı dişbudakların yaygınlaştırılmasının zararlının ilerleyişini tamamen durdurmasının mümkün olmadığını, ancak yayılma hızını önemli ölçüde azaltabileceğini vurguluyor. Çalışma, dayanıklı türlerin seçilmesinin ve doğru ormancılık stratejilerinin, dişbudak ağaçlarının korunmasında önemli bir araç olabileceğine işaret ediyor.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 15 Feb 2026 11:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2026/02/isvicre-orman-enstitusu-disbudaklar-zararliya-direncli-1771143982.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>John Innes Merkezi: Arpa kökleri faydalı bakterileri seçiyor</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/john-innes-merkezi-arpa-kokleri-faydali-bakterileri-seciyor-45322</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/john-innes-merkezi-arpa-kokleri-faydali-bakterileri-seciyor-45322</guid>
                <description><![CDATA[John Innes Merkezi’nde yapılan araştırma, arpa bitkilerinin kök çevresindeki mikroorganizma yapısını genetik özellikleriyle şekillendirdiğini ve bitkilerin kendi gelişimlerine en uygun bakterileri seçebildiğini ortaya koydu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">John Innes Merkezi araştırmacıları tarafından yürütülen bir bilimsel çalışma, bitkilerin kök çevresindeki mikroorganizma topluluklarını pasif biçimde barındırmadığını, aksine genetik özellikleri doğrultusunda aktif olarak şekillendirdiğini ortaya koydu.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Araştırma kapsamında Tipple ve Chevallier adlı iki farklı arpa çeşidinin kök mikrobiyomları incelendi. Çalışma sonuçları, bitkilerin genetik yapısının, kök çevresinde bulunan mikroorganizmaların tür ve yoğunluğunu doğrudan etkilediğini gösterdi. Özellikle daha fazla şeker salgılayan Tipple çeşidinin, Pseudomonas cinsi faydalı bakterileri daha yoğun biçimde çektiği belirlendi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Bilim insanları, bitkiler ile kök çevresindeki mikroorganizmalar arasında karşılıklı faydaya dayalı bir ilişki bulunduğuna dikkat çekti. Mikroorganizmalar bitkilere besin maddeleri sağlarken ve zararlı patojenlere karşı koruma sunarken, bitkiler de mikroplar için şekerler ve amino asitler salgılıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Araştırmada yapılan mikrobiyom değişim deneyleri, her arpa çeşidinin kendi doğal mikrobiyal topluluğuyla daha sağlıklı ve verimli büyüdüğünü ortaya koydu. Bu bulgu, bitkilerin kök çevresindeki mikroorganizmaları aktif biçimde düzenleyerek kendi sağlıklarını ve gelişimlerini desteklediğini gösteriyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Uzmanlar, elde edilen sonuçların sürdürülebilir tarım uygulamaları açısından önemli bir potansiyel taşıdığını ve gelecekte bitki genetiği ile mikrobiyom yönetiminin verim artışında kritik rol oynayabileceğini belirtiyor.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 15 Feb 2026 11:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2026/02/john-innes-merkezi-arpa-kokleri-faydali-bakterileri-seciyor-1771143475.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kudüs İbrani Üniversitesi: Çiçekler yabani arılarda virüs taşıyabiliyor</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/kudus-ibrani-universitesi-cicekler-yabani-arilarda-virus-tasiyabiliyor-45290</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/kudus-ibrani-universitesi-cicekler-yabani-arilarda-virus-tasiyabiliyor-45290</guid>
                <description><![CDATA[Kudüs İbrani Üniversitesi’nin araştırmasına göre çiçekli bitkiler, yabani arılar arasında virüslerin yoğunlaştığı ve türler arası yayılabildiği alanlar olarak öne çıkıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Kudüs İbrani Üniversitesi tarafından yürütülen bilimsel bir araştırma, çiçekli bitkilerin yabani arıların sağlığı üzerinde sanılandan daha karmaşık bir role sahip olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre çiçekler, yabani arılar arasında virüslerin yoğunlaştığı ve farklı türler arasında aktarımın gerçekleşebildiği kritik temas noktaları olarak işlev görüyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Çalışmada, önemli yabani tozlayıcılar arasında yer alan yer arıları (Andrena) incelendi. Araştırmacılar, farklı çiçek topluluklarının yapısı, nektar ve polen gibi kaynaklara erişim düzeyi ile arılardaki virüs yükü arasında anlamlı bir ilişki tespit etti. Bulgular, çiçek tür çeşitliliğinin tozlayıcıların hastalık dinamiklerini doğrudan etkileyebileceğini gösteriyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Her ne kadar yabani arılarda tespit edilen virüs düzeylerinin düşük olduğu belirtilse de, virüs varlığının ekolojik faktörlerle güçlü biçimde bağlantılı olduğu vurgulandı. Özellikle bitki türlerinin bileşimi ve peyzaj yapısının, virüslerin yayılım potansiyelinde belirleyici olduğu ifade edildi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Araştırmacılar, tozlayıcıların korunmasına yönelik mevcut yaklaşımların yeniden ele alınması gerektiğini belirtti. Sadece çiçek sayısını artırmaya odaklanan politikaların yeterli olmayacağına dikkat çekilerek, bitki türleri, habitat yapısı ve hastalık risklerini birlikte değerlendiren bütüncül bir peyzaj yönetimi önerildi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Bilim insanları, 20. yüzyılın ortalarından bu yana doğal tozlayıcı popülasyonlarında küresel ölçekte ciddi bir düşüş yaşandığını hatırlatarak, ekosistemlerin sürdürülebilirliği açısından bu tür çalışmaların kritik önem taşıdığını vurguladı.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Feb 2026 11:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2026/02/kudus-ibrani-universitesi-cicekler-yabani-arilarda-virus-tasiyabiliyor-1770971259.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABD’li Araştırmacılar: Dar Yapraklı Soya Verimi Artırıyor</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/abdli-arastirmacilar-dar-yaprakli-soya-verimi-artiriyor-45283</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/abdli-arastirmacilar-dar-yaprakli-soya-verimi-artiriyor-45283</guid>
                <description><![CDATA[ABD’de yapılan bilimsel bir araştırma, dar yapraklı soya bitkilerinin ışık kullanımını artırarak verim kaybı olmadan daha fazla bakla oluşumuna katkı sağladığını ortaya koydu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">ABD’de Illinois Üniversitesi Urbana-Champaign kampüsünde yürütülen bir araştırma, soya bitkisinde yaprak alanının azaltılmasının verimlilik üzerinde olumlu etkiler yaratabileceğini ortaya koydu. Araştırmada, yaprak genişliği GmJAG1 geni tarafından kontrol edilen dar yapraklı soya bitkilerinin ışığı daha etkin kullandığı belirlendi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Bilimsel bulgulara göre dar yapraklı bitkiler, yaprak yüzey alanını yaklaşık yüzde 13 oranında azaltmasına rağmen verim kaybı yaşamıyor. Işığın bitki örtüsü içine daha iyi nüfuz etmesi sayesinde fotosentez verimliliği korunurken, bitkilerde dört daneli bakla sayısının arttığı tespit edildi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Araştırmacılar, elde edilen sonuçların bitki verimliliğini artırmaya yönelik diğer tarımsal ve genetik stratejilerle birlikte uygulanması halinde soya üretiminde daha yüksek verim sağlanabileceğini belirtiyor. Çalışma, özellikle artan girdi maliyetleri ve iklim baskısı altında sürdürülebilir üretim arayışları açısından dikkat çekici bulunuyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Uzmanlar, baklagil üretiminde yüksek verimin yalnızca bitki genetiğiyle değil, aynı zamanda kaliteli tohum materyalinin kullanılmasıyla mümkün olabileceğine de dikkat çekiyor. Araştırma sonuçlarının, gelecekte soya ıslah programlarına önemli katkılar sunması bekleniyor.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 11 Feb 2026 20:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2026/02/abdli-arastirmacilar-dar-yaprakli-soya-verimi-artiriyor-1770832663.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Penn State: Kültür balkabağında koku ve arı tepkisi değişti</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/penn-state-kultur-balkabaginda-koku-ve-ari-tepkisi-degisti-45250</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/penn-state-kultur-balkabaginda-koku-ve-ari-tepkisi-degisti-45250</guid>
                <description><![CDATA[Pennsylvania Eyalet Üniversitesi araştırmasına göre, balkabağının evcilleştirilmesi bitkinin koku profilini değiştirdi ve arıların bu bitkilere verdiği tepki farklılaştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Pennsylvania Eyalet Üniversitesi (Penn State) bilim insanları, balkabağının evcilleştirilmesinin bitkinin koku özellikleri ve arılarla olan etkileşimi üzerinde önemli değişimlere yol açtığını ortaya koyan bir araştırma yayımladı.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Araştırmaya göre, kültür balkabakları yabani akrabalarına kıyasla farklı bir kimyasal koku profiline sahip. Bu farklılığın, arıların bitkilere verdiği tepkiyi de etkilediği belirlendi. Bilim insanları, arıların balkabağı türlerinin yaydığı uçucu organik bileşiklere (UOB) farklı biçimlerde tepki verdiğini tespit etti.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Evcilleştirme koku bileşimini değiştirdi</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Çalışmada, evcilleştirme sürecinin toplam UOB düzeyini azalttığı, ancak arılar için çekici olduğu bilinen 1,4-dimetoksibenzen bileşiğinin korunduğu ifade edildi. Araştırmacılar, bu durumun bitkilerin tozlayıcılarla iletişiminde kritik rol oynayan kimyasal sinyallerin tamamen ortadan kalkmadığını gösterdiğini belirtti.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Elde edilen bulguların, tarımsal üretimde bitkiler ile tozlayıcılar arasındaki ilişkinin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayabileceği vurgulandı.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Tozlayıcı popülasyonlarındaki düşüşe dikkat çekildi</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Araştırmada ayrıca, 20. yüzyılın ortalarından bu yana doğal tozlayıcıların sayısında keskin bir azalma yaşandığına dikkat çekildi. Bilim insanları, bitkilerin koku profillerindeki değişimlerin, bu süreçte tozlayıcı davranışlarını etkileyen unsurlardan biri olabileceğini değerlendirdi.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Feb 2026 12:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2026/02/penn-state-kultur-balkabaginda-koku-ve-ari-tepkisi-degisti-1770630352.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kaliforniya Üniversitesi: Fıstıkta erken çatlama nedeni bulundu</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/kaliforniya-universitesi-fistikta-erken-catlama-nedeni-bulundu-45249</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/kaliforniya-universitesi-fistikta-erken-catlama-nedeni-bulundu-45249</guid>
                <description><![CDATA[Kaliforniya Üniversitesi araştırmacıları, fıstıkta erken kabuk çatlamasının nedenini belirledi. Çalışmaya göre, olgunlaşma sürecinde pektindeki yapısal değişimler ve hücre genişlemesi ürün kayıplarına yol açıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Kaliforniya Üniversitesi araştırmacıları, fıstık üretiminde ciddi kayıplara yol açan erken kabuk çatlamasının nedenine ilişkin bilimsel bir çalışma yayımladı. Araştırmaya göre, erken çatlama fıstık hasadının yüzde 40’ına kadar kaybına neden olabiliyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Çalışmada, fıstığın olgunlaşma sürecinde kabuk dayanıklılığında kritik rol oynayan pektin maddesinin yapısal özelliklerinin değiştiği tespit edildi. Bu değişimlerin, hücreler arası bağların zayıflamasına ve kabukta çatlakların oluşmasına yol açtığı belirtildi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Hücre genişlemesi ve pektin değişimi belirleyici</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Araştırmacılar, üç farklı fıstık çeşidine ait kabuk örnekleri üzerinde gen düzeyinde incelemeler yaptı. Sonuçlar, kabuğun iç tabakasındaki hücrelerin genişlemesinin; pektin modifikasyonu ve çevresel etkenlerle birlikte, kabuğun bütünlüğünü bozduğunu ortaya koydu.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Elde edilen bulguların, erken çatlamaya karşı daha dayanıklı fıstık çeşitlerinin geliştirilmesine yönelik ıslah çalışmalarına katkı sağlayabileceği ifade edildi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Karantina ve kontrol vurgusu</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Araştırmada ayrıca, fıstığın karantina kapsamındaki bir tarım ürünü olduğuna dikkat çekildi. Buna göre, fıstıkların karantina zararlılarından arındırılmış olması gerekiyor.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Feb 2026 12:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2026/02/kaliforniya-universitesi-fistikta-erken-catlama-nedeni-bulundu-1770630081.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Texas Teknoloji Üniversitesi ABD’de Soyada Yeni Direnç Genleri Buldu</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/texas-teknoloji-universitesi-abdde-soyada-yeni-direnc-genleri-buldu-45212</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/texas-teknoloji-universitesi-abdde-soyada-yeni-direnc-genleri-buldu-45212</guid>
                <description><![CDATA[Texas Teknoloji Üniversitesi araştırmacıları, ABD’de yürüttükleri genetik analizler sonucunda soya kist nematoduna karşı dayanıklılığı artırabilecek yeni genler tespit etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Soya kist nematodu, dünya genelinde soya üretimini tehdit eden en önemli zararlılar arasında yer alıyor. Zararlının zamanla uyum sağlaması, mevcut soya çeşitlerinin dayanıklılığını azaltarak verim kayıplarına yol açıyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Bu soruna çözüm bulmak amacıyla Texas Teknoloji Üniversitesi bünyesinde yürütülen araştırmada, yabani türler de dâhil olmak üzere 1100’den fazla soya örneğinin genomu incelendi. Çalışma kapsamında, nematodun farklı popülasyonlarına karşı etkili olabilecek yeni dayanıklılık genleri belirlendi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Araştırmacılar, elde edilen bulguların dayanıklı soya çeşitlerinin geliştirilmesine katkı sağlayacağını ve yabani türlerde bulunan genetik çeşitliliğin tarımsal sürdürülebilirlik ve gıda güvenliği açısından kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Çalışmanın, soya üretiminde verim kayıplarını azaltmaya yönelik ıslah programlarına bilimsel temel oluşturması bekleniyor.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2026/02/texas-teknoloji-universitesi-abdde-soyada-yeni-direnc-genleri-buldu-1770296150.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İsrail’de Yeni Xylella fastidiosa Taşıyıcısı M. impictifrons Belirlendi</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/israilde-yeni-xylella-fastidiosa-tasiyicisi-m-impictifrons-belirlendi-44167</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/israilde-yeni-xylella-fastidiosa-tasiyicisi-m-impictifrons-belirlendi-44167</guid>
                <description><![CDATA[İsrail’de yapılan araştırmada, üzüm ve badem bitkilerini etkileyen Xylella fastidiosa bakterisinin yeni taşıyıcısı M. impictifrons türü tespit edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">İsrail’de yapılan üç yıllık bir araştırmada, üzüm ve badem bitkilerini tehdit eden karantina bakterisi <strong>Xylella fastidiosa</strong>’nın yeni bir taşıyıcısı belirlendi. Haifa Üniversitesi ve MIGAL Enstitüsü araştırmacıları ile İsrail Fitosaniter Servisi’nin ortak çalışmasında, ülkenin kuzeyinde yer alan 13 farklı alanda toplam 1.936 örnek toplandı ve dört farklı böcek türü incelendi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Sonuçta yalnızca <strong>M. impictifrons</strong> türü böceklerde bakteriye rastlandı. Üzüm ve badem bitkilerinde bulaş oranı sırasıyla %35 ve %39 olarak tespit edildi. Araştırmacılar, bu böcek türünün bitkilere enfeksiyonu iletme kapasitesinin %55 ila %100 arasında değiştiğini belirledi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Bu bulgular ışığında, <strong>M. impictifrons</strong>, İsrail’de Xylella fastidiosa bakterisinin <strong>ana taşıyıcısı</strong> olarak kabul edildi. Uzmanlar, bu keşfin hastalık yönetimi ve tarımsal önlemler açısından kritik önem taşıdığını vurguluyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Araştırma, Xylella fastidiosa’nın yayılımını kontrol etmek ve İsrail tarımında üzüm ile badem üretimini korumak için stratejilerin geliştirilmesine katkı sağlıyor.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 19 Sep 2025 13:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2025/09/israilde-yeni-xylella-fastidiosa-tasiyicisi-m-impictifrons-belirlendi-1758277214.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kendi Gübresini Üreten Buğday Türleri Geliştirildi</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/kendi-gubresini-ureten-bugday-turleri-gelistirildi-43980</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/kendi-gubresini-ureten-bugday-turleri-gelistirildi-43980</guid>
                <description><![CDATA[ABD'li bilim insanları, küresel hava ve su kirliliğini azaltabilecek potansiyele sahip bir yeniliğe imza attı: Kendi gübresini üreten buğday türleri. Kaliforniya Üniversitesi'nde geliştirilen bu genetik modifikasyon, bitkilerin toprağa gübre oluşumunu tetikleyecek kimyasallar salgılamasını sağlıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Kaliforniya Üniversitesi, Davis'te görev yapan bilim insanları, kendi gübresini üretebilen yeni buğday türleri geliştirdiklerini duyurdu. Bu çığır açıcı buluşun, dünya genelinde tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan hava ve su kirliliğini önemli ölçüde azaltabileceği belirtiliyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, dünya genelinde üretilen tüm <strong>azotlu gübrelerin</strong> yaklaşık <strong>%18'i</strong> buğday üretimi için kullanılıyor. Ancak bitkiler, uygulanan azotun yalnızca <strong>%30-50'sini</strong> tüketebiliyor. Geri kalan azot ise su kaynaklarına ve atmosfere karışarak çevreye zarar veriyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Geliştirilen buğday türleri, genetik modifikasyon teknolojisi kullanılarak, fazla miktarda belirli kimyasallar üretecek şekilde tasarlandı. Bu kimyasallar toprağa salındığında, gübre oluşumunu tetikleyen bir reaksiyon başlatıyor. Böylece bitkiler, dışarıdan uygulanan gübreye olan bağımlılıklarını azaltıyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Kaliforniya Üniversitesi Bitki Bilimi Fakültesi'nden <strong>Eduardo Blumwald</strong>, bu keşfin küresel gıda güvenliğine büyük katkı sağlayabileceğini vurguladı. Özellikle Afrika'daki küçük çiftliklerde verimliliği artırarak gıda üretimini güçlendirebileceği ifade edildi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Bu yeni buğday türleri, hem çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlama hem de çiftçilerin gübre maliyetlerini düşürme potansiyeli taşıyor. Buluşun, modern tarım uygulamalarında bir paradigma değişikliğine yol açması bekleniyor.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 04 Sep 2025 12:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2025/09/kendi-gubresini-ureten-bugday-turleri-gelistirildi-1756979277.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bilim İnsanları Domatesin Gizli Savunma Mekanizmasını Keşfetti</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/bilim-insanlari-domatesin-gizli-savunma-mekanizmasini-kesfetti-43871</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/bilim-insanlari-domatesin-gizli-savunma-mekanizmasini-kesfetti-43871</guid>
                <description><![CDATA[Almanya'daki bilim insanları, domates ve diğer patlıcangiller familyasındaki bitkilerin zararlılara karşı savunmasını nasıl kontrol ettiğini çözdü. Keşfedilen 'antiSys' adlı bir peptit, bitkinin kendi bağışıklık sisteminin aşırı tepki vererek kendine zarar vermesini engelliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Almanya'daki <strong>Tübingen Üniversitesi</strong>'nden bir araştırma ekibi, domates bitkilerini inceleyerek bitkilerin zararlı böceklere karşı geliştirdiği karmaşık savunma mekanizmasının ardındaki sırrı aydınlattı. Bilim insanları, bitkinin savunma tepkisini başlatan <strong>sistemin</strong> adlı sinyal molekülünün yanı sıra, bu tepkiyi kontrol altında tutan <strong>antiSys</strong> adında yeni bir peptit keşfetti.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Araştırmaya göre, sağlıklı bitkilerde <strong>antiSys</strong> peptidi fazlasıyla bulunuyor ve savunma mekanizmasının erkenden harekete geçmesini önlüyor. Ancak bir böcek saldırısı meydana geldiğinde, bitki yüksek miktarda <strong>sistemin</strong> üreterek antiSys'i devre dışı bırakıyor ve zararlının sindirim sistemini etkileyen maddeler sentezlemeye başlıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Deneyler, antiSys'ten yoksun bırakılan bitkilerin sürekli bir savunma halinde olduğunu gösterdi. Bu durum, bitkilerin büyüme hızında yavaşlamaya, meyve sayısında azalmaya ve gelişim bozukluklarına neden oldu. Araştırmacılar, bu peptidin patates, biber ve patlıcan gibi diğer patlıcangillerde de bulunduğunu ve bunun evrimsel önemine işaret ettiğini belirtiyor.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 27 Aug 2025 22:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2025/08/bilim-insanlari-domatesin-gizli-savunma-mekanizmasini-kesfetti-1756323605.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İklim Değişikliği Tarım Ürünleri İçin Yeni Bir Tehdit</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/iklim-degisikligi-tarim-urunleri-icin-yeni-bir-tehdit-43853</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/iklim-degisikligi-tarim-urunleri-icin-yeni-bir-tehdit-43853</guid>
                <description><![CDATA[Çin Bilimler Akademisi'nden bilim insanları, iklim değişikliğinin tarım ürünleri üzerindeki haşere saldırıları riskini artırdığına dair önemli bir araştırmaya imza attı. Küresel ısınmanın, zararlı böceklerin ve akarların soğuktan daha az etkilenerek yayılma alanlarını genişlettiğini belirtiyorlar.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Çin Bilimler Akademisi'nden bilim insanları, küresel ısınmanın tarım ürünleri üzerindeki zararlı haşere saldırıları riskini artırdığı sonucuna vardı. Araştırmacılar, ısınan havanın, soğuktan etkilenen böcek ve akarların daha az ölmesine neden olduğunu ve bu canlıların yaşam alanlarını genişleterek buğday, pirinç, mısır ve soya gibi temel ürünler için ciddi bir tehdit oluşturduğunu ifade ediyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:Roboto">Yüzde 40'lık Küresel Ürün Kaybı</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Bilim insanlarına göre, modern tarım uygulamaları da zararlıların popülasyon artışını doğal yollarla engelleme mekanizmalarını zayıflatarak durumu daha da kötüleştiriyor. Halihazırda zararlılar ve hastalıklar, dünya genelindeki hasadın yaklaşık <strong>yüzde 40'ını yok ederek</strong>, gezegenin gıda güvenliğini olumsuz etkiliyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:Roboto">Gelecek İçin Çözüm Önerileri</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Araştırmacılar, bu tehlikenin önüne geçmek için güvenilir izleme sistemleri, doğru tahminler ve iklime uyarlanabilir yönetim stratejilerinin hayati önem taşıdığını vurguluyor. Gelecekte gıda güvenliğini sağlamak için bu yöntemlerin tarım politikalarına entegre edilmesi gerektiği belirtiliyor.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 26 Aug 2025 19:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2025/08/iklim-degisikligi-tarim-urunleri-icin-yeni-bir-tehdit-1756226805.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Pekin Lahanası Hem Toprağı İyileştiriyor Hem de Hızlı Verim Sağlıyor</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/pekin-lahanasi-hem-topragi-iyilestiriyor-hem-de-hizli-verim-sagliyor-43783</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/pekin-lahanasi-hem-topragi-iyilestiriyor-hem-de-hizli-verim-sagliyor-43783</guid>
                <description><![CDATA[Uzmanlara göre Pekin lahanası, kısa yetişme süresiyle üreticilere avantaj sağlarken aynı zamanda hastalıklı toprakların biyolojik olarak temizlenmesine de yardımcı oluyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:Roboto">Tarımsal araştırmalar, <strong><span style="font-family:Roboto">Pekin lahanasının yalnızca verimli bir sebze değil, aynı zamanda toprak için adeta bir “şifa kaynağı” olduğunu</span></strong> ortaya koyuyor. Yılda birden fazla kez hasat edilebilen Pekin lahanası, hızlı yetişme süresi ve toprak iyileştirici özellikleriyle öne çıkıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:Roboto">Kısa Sürede Yüksek Verim</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:Roboto">Rusya’daki Timiryazev Tarım Akademisi’nden Prof. Dr. Sokrat Monahos’un açıklamalarına göre, Pekin lahanasının en önemli avantajı <strong><span style="font-family:Roboto">kısa ve esnek yetişme dönemi</span></strong>.</span></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:Roboto">Beyaz lahana gibi geç olgunlaşan çeşitlerin 120-180 gün, erken çeşitlerin ise 95-120 gün yetişme süresi bulunuyor.</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:Roboto">Oysa Pekin lahanasının geç mevsim hibritleri, <strong><span style="font-family:Roboto">yaklaşık 90 günde 2-3 kiloluk baş</span></strong> oluşturabiliyor.</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:Roboto">Orta olgunlaşan hibritler için bu süre <strong><span style="font-family:Roboto">75 gün</span></strong>, ultra erken çeşitlerde ise yalnızca <strong><span style="font-family:Roboto">45 gün</span></strong>.</span></span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:Roboto">Bu özellik, üreticilere <strong><span style="font-family:Roboto">aynı yıl içinde birden fazla ürün alma imkânı</span></strong> sağlıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:Roboto">Toprağı Hastalıklardan Temizliyor</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:Roboto">Pekin lahanasının bir diğer özelliği ise <strong><span style="font-family:Roboto">biyolojik temizlik yapabilmesi</span></strong>. Kapsamlı ekim yapıldığında, kök sisteminin toprağı sarması sayesinde <strong><span style="font-family:Roboto">fitopatogen “plazmodyofora” gibi zararlıları azaltabildiği</span></strong> belirtiliyor. Bu sayede toprak verimliliği korunuyor ve hastalık riski en aza indiriliyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:Roboto">Tarımda Stratejik Bitki Olabilir</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Roboto">Uzmanlara göre, Pekin lahanasının hem <strong><span style="font-family:Roboto">yüksek verim potansiyeli</span></strong> hem de <strong><span style="font-family:Roboto">toprak sağlığını iyileştirme kabiliyeti</span></strong>, onu tarımda stratejik öneme sahip bir ürün haline getiriyor. Özellikle iklim değişikliğinin etkileri ve artan gıda talebi düşünüldüğünde, bu bitkinin önemi daha da artıyor.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 21 Aug 2025 22:08:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2025/08/pekin-lahanasi-hem-topragi-iyilestiriyor-hem-de-hizli-verim-sagliyor-1755803347.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“Yararsız” sanılan ısırgan otunun toprağa faydası büyük</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/yararsiz-sanilan-isirgan-otunun-topraga-faydasi-buyuk-43596</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/yararsiz-sanilan-isirgan-otunun-topraga-faydasi-buyuk-43596</guid>
                <description><![CDATA[Isırgan otu, bahçe ve tarla bitkileri için doğal gübre olarak öne çıkıyor. Toprağı besliyor, bitki bağışıklığını güçlendiriyor, zararlılara karşı koruma sağlıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><strong><span style="font-family:Roboto">OMSK –</span></strong><span style="font-family:Roboto"> Rusya'da “yararsız” olarak görülen ısırgan otu, aslında tarım için oldukça kıymetli bir doğal kaynak. <strong><span style="font-family:Roboto">Gorod55.ru</span></strong>'da yer alan habere göre, ısırgan otu doğru şekilde hazırlandığında, sebze ve meyve bahçelerinde etkili bir <strong><span style="font-family:Roboto">doğal gübre ve bitki koruyucu</span></strong> olarak kullanılabiliyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-family:Roboto">Isırgan otundan elde edilen doğal şerbet (fermente öz), toprağı <strong><span style="font-family:Roboto">azot, potasyum ve mikroelementlerle</span></strong> zenginleştiriyor. Aynı zamanda bitkilerin büyümesini hızlandırıyor, bağışıklık sistemlerini güçlendiriyor ve birçok zararlıya karşı koruma sağlıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-family:Roboto">Isırgan otunun içeriğinde bulunan <strong><span style="font-family:Roboto">azot</span></strong>, bitki gelişimini desteklerken; <strong><span style="font-family:Roboto">kalsiyum, magnezyum, demir, çinko, manganez, bakır, krom</span></strong> gibi elementler ve <strong><span style="font-family:Roboto">B grubu ile K vitamini</span></strong> gibi maddeler bitkilerin hastalıklara ve stres koşullarına karşı direncini artırıyor. Özellikle K vitamini, <strong><span style="font-family:Roboto">fotosentez sürecine doğrudan katkı</span></strong> sağlıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-family:Roboto">Bunun yanı sıra ısırgan otunun <strong><span style="font-family:Roboto">antiseptik özellikleri</span></strong> sayesinde mantar hastalıkları ve böcek zararlılarıyla mücadelede de etkin olduğu vurgulanıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-family:Roboto">Isırgan şerbeti veya kompostu, sadece toprağı beslemekle kalmıyor; aynı zamanda güçlü bir kök sisteminin gelişimini teşvik ediyor, toprak yapısını iyileştiriyor ve <strong><span style="font-family:Roboto">toprak solucanları gibi faydalı mikroorganizmaların faaliyetini</span></strong> destekliyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-family:Roboto">Tüm bu özellikleriyle ısırgan otu, bitkilerin <strong><span style="font-family:Roboto">daha sağlıklı büyümesini, seraya daha hızlı uyum sağlamasını</span></strong> ve stres koşullarını daha kolay atlatmasını mümkün kılıyor. Uzmanlar, ısırganın ev tipi ve organik tarımda yaygınlaştırılmasının <strong><span style="font-family:Roboto">hem verimi hem sürdürülebilirliği artıracağını</span></strong> belirtiyor.</span></span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Kaynak: Gorod55.ru</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 03 Aug 2025 23:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2025/08/yararsiz-sanilan-isirgan-otunun-topraga-faydasi-buyuk-1754253774.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Üç Herbisite Dirençli Yeni Bir Yabani Ot Keşfedildi: Tarım İçin Ciddi Tehdit</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/uc-herbisite-direncli-yeni-bir-yabani-ot-kesfedildi-tarim-icin-ciddi-tehdit-43526</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/uc-herbisite-direncli-yeni-bir-yabani-ot-kesfedildi-tarim-icin-ciddi-tehdit-43526</guid>
                <description><![CDATA[Brezilya'nın Goias ve Mato Grosso do Sul eyaletlerinde, tarım dünyasını endişelendiren yeni bir gelişme yaşandı. "Ada Yüksüğü Otu" (Digitaria insularis) adı verilen bir yabani ot türünün üç farklı herbisite karşı direnç geliştirdiği tespit edildi. Bu durum, ülkenin temel tarım ürünleri olan soya, mısır ve pamuk ekili alanları için ciddi bir tehdit oluşturuyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Brezilya Herbisit Direncine Karşı Mücadele Komitesi (HRAC-BR) tarafından 21 Temmuz'da AgNews'e yapılan açıklamaya göre, "Ada Yüksüğü Otu" (Digitaria insularis) adlı yabani ot türü, <strong>kletodim, haloksifop-p-metil ve glifosat</strong> gibi yaygın olarak kullanılan üç herbisite karşı direnç kazandı. Bu keşif, uluslararası herbisit direnci veri tabanına kaydedildi ve Brezilya'nın, bu türde en fazla direnç vakası görülen ülkeler arasında yer aldığı belirtildi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Syngenta Bitki Koruma, Desafios Agro Consultoria, Parana Federal Üniversitesi, Luis Queiroz Tarım Koleji (USP) ve Maringa Eyalet Üniversitesi'nden uzmanların ortaklaşa yürüttüğü araştırma sonucunda ortaya çıkan bu direnç gelişimi, yabani otlarla mücadeleyi daha zorlu ve maliyetli hale getiriyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Digitaria insularis</span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">, Brezilya'da özellikle soya, mısır ve pamuk tarlalarında en agresif yabani otlardan biri olarak kabul ediliyor. Yüksek üreme hızı, hızlı büyüme ve farklı iklim koşullarına uyum sağlayabilme yeteneği sayesinde ülkenin başlıca tarım bölgelerine hızla yayılmış durumda.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Yabani otla mücadele için öneriler arasında, yabani otların taşınmasını önlemek amacıyla <strong>sertifikalı tohum kullanımı</strong>, araziler arasında makine taşınırken <strong>titiz temizlik</strong>, farklı türde herbisitlerin <strong>dönüşümlü kullanımı</strong> ve tespit edilen yeni fidelerin <strong>derhal elle veya kimyasal yollarla yok edilmesi</strong> yer alıyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Üçlü direncin keşfi, eski kimyasal herbisitlere aşırı bağımlılığın risklerini açıkça gösteriyor. HRAC-BR, yabani otlarla mücadele stratejilerinin çeşitlendirilmesi gerektiğinin altını çiziyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Rusya'da Durum Daha Olumlu, Ancak Riskler Mevcut:</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Syngenta Rusya'dan direnç yönetimi müdürü Kirill Kalakutsky, Rusya'daki direnç durumunun Brezilya ve diğer birçok ülkeye kıyasla daha iyi olduğunu belirtti. Kalakutsky, haberde bahsedilen yabani otun Rusya tarlalarında yaygın bir sorun olmadığını, ancak Rusya'da da bazı zararlı organizmaların, bitkiler de dahil olmak üzere, direnç geliştirdiğinin doğrulandığını ifade etti. Kalakutsky'ye göre, aşağıdaki nedenlerle durumun kötüleşme riski artıyor:</span></span></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Koruyucu uygulamaların yoğunluğunun artması</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Bazı bölgelerde ekim nöbetindeki ürün sayısının azalması</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Ekim nöbetindeki farklı ürünlerde benzer etki mekanizmasına sahip pestisitlerin kullanılması</span></span></span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Syngenta'nın Rusya'daki laboratuvarlarında da zararlı organizmalarda direnç olup olmadığının analiz edildiği ve bu modern tanı yönteminin, koruma planlarını ayarlamak ve pestisit direncini önlemek için sorunu zamanında tespit etmeye yardımcı olduğu belirtildi.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 28 Jul 2025 14:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2025/07/uc-herbisite-direncli-yeni-bir-yabani-ot-kesfedildi-tarim-icin-ciddi-tehdit-1753702924.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Geleceğin Gıdası: Güvercin Bezelyesi Hem Besleyici Hem Sürdürülebilir</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/gelecegin-gidasi-guvercin-bezelyesi-hem-besleyici-hem-surdurulebilir-43490</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/gelecegin-gidasi-guvercin-bezelyesi-hem-besleyici-hem-surdurulebilir-43490</guid>
                <description><![CDATA[Hint altkıtasında binlerce yıldır tüketilen güvercin bezelyesi (Cajanus cajan), hem sofraları süslüyor hem de kuraklığa dayanıklılığıyla geleceğin tarımı için umut vadediyor. Yüksek protein ve mineral içeriğiyle dikkat çeken bu baklagil, artık sadece Asya’da değil, Afrika ve Latin Amerika’da da yaygın olarak üretiliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><strong><span style="font-family:Roboto">Güvercin bezelyesi</span></strong><span style="font-family:Roboto">, bilimsel adıyla <em><span style="font-family:Roboto">Cajanus cajan</span></em>, sadece bir baklagil değil; binlerce yıllık geçmişi ve çok yönlü kullanımıyla dikkat çeken eşsiz bir tarım ürünü. Anavatanı Hindistan olarak bilinse de, bugün Güneydoğu Asya’dan Afrika’ya, Latin Amerika’dan Karayiplere kadar tropikal kuşakta geniş bir coğrafyada yetiştiriliyor.</span></span></span></p>

<h4><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Cambria,&quot;serif&quot;"><span style="color:#4f81bd"><strong><em><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Üretimdeki Yeri ve Önemi</span></span></strong></em></strong></span></span></span></h4>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-family:Roboto">Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, 2022 yılında dünya genelinde yaklaşık </span><strong><span style="font-family:Roboto">6 milyon hektar</span></strong><span style="font-family:Roboto"> alanda güvercin bezelyesi ekimi yapıldı ve </span><strong><span style="font-family:Roboto">6 milyon ton</span></strong><span style="font-family:Roboto"> üretim gerçekleştirildi. Bu üretimin </span><strong><span style="font-family:Roboto">4,2 milyon tonluk</span></strong><span style="font-family:Roboto"> kısmını tek başına Hindistan karşıladı. Onu Malavi ve Myanmar takip etti.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-family:Roboto">2024 yılına gelindiğinde ise dünya genelinde </span><strong><span style="font-family:Roboto">1,3 milyon ton güvercin bezelyesi ithalatı</span></strong><span style="font-family:Roboto"> gerçekleşti. Bu miktarın </span><strong><span style="font-family:Roboto">1,26 milyon tonu yalnızca Hindistan tarafından</span></strong><span style="font-family:Roboto"> alındı. Bu veriler, bu baklagilin Hindistan mutfağındaki ve beslenme alışkanlıklarındaki yerini açıkça ortaya koyuyor.</span></span></span></p>

<h4><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Cambria,&quot;serif&quot;"><span style="color:#4f81bd"><strong><em><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Kullanım Alanları Çok Geniş</span></span></strong></em></strong></span></span></span></h4>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-family:Roboto">Güvercin bezelyesi, yalnızca bir yemeklik baklagil değil.<br />
• </span><strong><span style="font-family:Roboto">Olgunlaşmamış tohumları</span></strong><span style="font-family:Roboto"> çorba ve konserve yapımında kullanılıyor.<br />
• </span><strong><span style="font-family:Roboto">Olgun tohumları</span></strong><span style="font-family:Roboto"> ise pilav, un üretimi ve hayvan yemi olarak değerlendiriliyor.<br />
• </span><strong><span style="font-family:Roboto">Geleneksel tıpta</span></strong><span style="font-family:Roboto"> bazı ülkelerde doğal şifa kaynağı olarak kullanılıyor.<br />
• </span><strong><span style="font-family:Roboto">Bitkisel atıkları</span></strong><span style="font-family:Roboto"> ise yakacak ve sepet örme gibi el sanatlarında kullanılmakta.</span></span></span></p>

<h4><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Cambria,&quot;serif&quot;"><span style="color:#4f81bd"><strong><em><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Besin Değeri ve Sağlığa Faydaları</span></span></strong></em></strong></span></span></span></h4>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-family:Roboto">100 gram haşlanmış güvercin bezelyesi yaklaşık </span><strong><span style="font-family:Roboto">121 kalori</span></strong><span style="font-family:Roboto"> içeriyor. Aynı miktarda:</span></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><strong><span style="font-family:Roboto">6,8 gram protein</span></strong><span style="font-family:Roboto">,</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><strong><span style="font-family:Roboto">23,3 gram karbonhidrat</span></strong><span style="font-family:Roboto">,</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-family:Roboto">B vitaminleri, C vitamini, folat, demir, magnezyum ve kalsiyum bulunuyor.</span></span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-family:Roboto">Yapılan bilimsel araştırmalar, güvercin bezelyesinin:</span></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-family:Roboto">Kötü kolesterolü düşürdüğünü,</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-family:Roboto">Diyabet ve metabolik sendrom üzerinde olumlu etkiler sağladığını,</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-family:Roboto">Bağırsak mikrobiyotasını desteklediğini ve</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-family:Roboto">Kan şekerini dengelediğini gösteriyor.</span></span></span></li>
</ul>

<h4><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Cambria,&quot;serif&quot;"><span style="color:#4f81bd"><strong><em><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Kuraklığa Dayanıklı ve Erozyonla Mücadelede Etkili</span></span></strong></em></strong></span></span></span></h4>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-family:Roboto">Yıllık yalnızca </span><strong><span style="font-family:Roboto">400 mm yağışla</span></strong><span style="font-family:Roboto"> büyüyebilen güvercin bezelyesi, </span><strong><span style="font-family:Roboto">kuraklığa son derece dayanıklı</span></strong><span style="font-family:Roboto"> olmasıyla da iklim değişikliğine karşı çözüm olabilecek ürünler arasında yer alıyor. Ayrıca, </span><strong><span style="font-family:Roboto">toprak erozyonunu engelleyen kök sistemi</span></strong><span style="font-family:Roboto"> sayesinde sürdürülebilir tarım politikalarının vazgeçilmez bileşeni olarak görülüyor.</span></span></span></p>

<h3><span style="font-size:13.5pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Sonuç:</span></span></strong></strong></span></span></h3>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><span style="font-family:Roboto">Güvercin bezelyesi, düşük maliyetli üretimi, yüksek besin değeri ve iklim direnci ile yalnızca geleneksel mutfakların bir parçası değil; aynı zamanda geleceğin gıda güvenliği ve sürdürülebilir tarımı için güçlü bir alternatif olarak öne çıkıyor.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 23 Jul 2025 12:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2025/07/gelecegin-gidasi-guvercin-bezelyesi-hem-besleyici-hem-surdurulebilir-1753264244.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kobalt ve Faydalı Bakterilerden Yeni Nesil Gübre</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/kobalt-ve-faydali-bakterilerden-yeni-nesil-gubre-43480</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/kobalt-ve-faydali-bakterilerden-yeni-nesil-gubre-43480</guid>
                <description><![CDATA[Rusya’nın Perm kentinde geliştirilen yeni biyoorganik gübre, hem bitki büyümesini hızlandırıyor hem de toprağı iyileştiriyor. Doğal içerikli ürünün, çevreye zarar vermeden verim artışı sağladığı belirtiliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Rusya'nın Perm kentindeki bilim insanları, kobalt iyonları ve yararlı bakterilerden oluşan yeni nesil bir biyoorganik gübre geliştirdi. Söz konusu gübre; humik asit, kobalt (II) iyonları ve Bacillus subtilis adlı faydalı bakteri kültürünü bir araya getiriyor. Bu özel karışım hem patojen mikroorganizmaların gelişimini engelliyor hem de toprağın yapısını iyileştirerek bitki büyümesini destekliyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Perm’deki araştırmacılar, humik asitleri torftan; Bacillus subtilis bakterisini ise sene otundan elde etti. Geliştirilen formül üzerinde bir dizi deney gerçekleştiren bilim ekibi, bu üç bileşenin birlikte nasıl etkileşime girdiğini inceledi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Kimya Bilimleri Uzmanı Dr. Anna Portnova, araştırmalarına dair şunları söyledi:</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">"Kobaltın bakterilerin büyümesini belirgin biçimde hızlandırdığını gözlemledik. Öte yandan, kobalt olmasa dahi humik asit içeren ortamlarda mikroorganizmaların sayısında belirgin bir artış vardı. Bu da, her iki bileşenin de gübre içeriğinde etkin bir biçimde kullanılabileceğini gösterdi."</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Çevreye zararsız olduğu belirtilen bu doğal gübre, hem bitkilerin mikro besin elementlerini daha iyi almasını sağlıyor hem de uzun vadede toprağın verimliliğini artırıyor. Araştırmacılar, ürünün üretim süreciyle ilgili detayları ve maliyet kalemlerini de netleştirerek endüstriyel üretim aşamasına geçmeyi planlıyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Bilim insanlarına göre bu yeni gübre, doğaya zarar vermeyen, sürdürülebilir tarım uygulamaları açısından önemli bir adım olabilir.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 22 Jul 2025 21:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2025/07/kobalt-ve-faydali-bakterilerden-yeni-nesil-gubre-1753210236.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Batı Avustralya’da Arpa Hastalığında Üçlü Fungisit Direnci Tespit Edildi</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/bati-avustralyada-arpa-hastaliginda-uclu-fungisit-direnci-tespit-edildi-43479</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/bati-avustralyada-arpa-hastaliginda-uclu-fungisit-direnci-tespit-edildi-43479</guid>
                <description><![CDATA[Batı Avustralya'daki arpada, üç farklı fungisit grubuna karşı direnç geliştiren ağ benek hastalığı izolatları bulundu. Bu gelişme, hastalıkla mücadelede kullanılan mevcut ilaçların etkisiz hale gelme ihtimalini gündeme taşıdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Batı Avustralya’da arpa üreticilerini yakından ilgilendiren kritik bir gelişme yaşandı. Eyaletin farklı bölgelerinde toplanan arpaların analizinde, tarımda yaygın olarak kullanılan üç ana fungisit grubuna (grup 3, 7 ve 11) karşı direnç geliştirmiş ağ benek hastalığı (net blotch) izolatları tespit edildi. Bu durum, hastalıkla mücadelede kullanılan mevcut kimyasalların artık etkisiz hale gelebileceğine işaret ediyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Batı Avustralya’da buğdaydan sonra en önemli tahıl ürünü olan arpanın yıllık ihracat değeri 1 milyar ABD dolarını aşıyor. Arpa, sadece bira üretiminde değil, aynı zamanda gıda sanayi ve hayvan yemi için de kritik bir öneme sahip. Ancak ağ benek hastalığının kontrol altına alınamaması durumunda, hem verim hem de kalite ciddi şekilde zarar görebiliyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Üçlü fungisit direncine sahip izolatlar, Güney Stirling bölgesinden alınan enfekte arpa örneklerinin Batı Avustralya Tarımsal Bitki ve Hastalık Yönetim Merkezi (CCDM) tarafından incelenmesiyle belirlendi. Benzer direnç vakaları daha önce Güney Avustralya ve Victoria eyaletlerinde de görülmüştü. Araştırmacılar, bu izolatların Batı Avustralya’daki diğer üretim bölgelerinde de mevcut olabileceği uyarısında bulunuyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Roboto">Uzmanlar, arpa üreticilerinin mevcut ilaçlama stratejilerini gözden geçirmesi gerektiğini belirtiyor. Yeni keşfedilen bu direnç, kimyasal mücadeleye alternatif yöntemlerin geliştirilmesi gerekliliğini bir kez daha ortaya koymuş durumda.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 22 Jul 2025 21:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2025/07/bati-avustralyada-arpa-hastaliginda-uclu-fungisit-direnci-tespit-edildi-1753209757.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Geleceğin Tarımı İçin Yenilikçi Çözüm: Soğuk Plazma Tohum İşleme Geliyor!</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/gelecegin-tarimi-icin-yenilikci-cozum-soguk-plazma-tohum-isleme-geliyor-43216</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/gelecegin-tarimi-icin-yenilikci-cozum-soguk-plazma-tohum-isleme-geliyor-43216</guid>
                <description><![CDATA[Küresel gıda güvenliği ve sürdürülebilir tarım arayışları sürerken, "Soğuk Plazma Tohum İşleme" teknolojisi umut vadediyor. Kimyasal kullanmadan tohumların çimlenme oranını ve bitki gelişimini hızlandıran bu çevre dostu yöntem, tarım dünyasında çığır açabilir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:Roboto">ANKARA –</span></strong><span style="font-family:Roboto"> Tarım sektöründe verimliliği artırma ve çevresel etkiyi azaltma hedefiyle geliştirilen yenilikçi teknolojiler arasında "Soğuk Plazma Tohum İşleme" öne çıkıyor. Geleneksel kimyasal tohum ilaçlamalarına alternatif olarak sunulan bu yöntem, tohumların performansını artırırken, bitkilerin hastalıklara karşı direncini de güçlendirme potansiyeli taşıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:Roboto">Soğuk Plazma Nedir ve Tohumları Nasıl Etkiler?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Soğuk plazma, iyonize edilmiş bir gaz halidir. Ancak bu teknoloji, yüksek sıcaklıklara ulaşmayan, yani "soğuk" bir ortamda çalışır. Bu sayede, tohum gibi hassas biyolojik materyallere zarar vermeden uygulanabilir. Özel tasarlanmış cihazlar aracılığıyla tohumlar, kısa sürelerle bu reaktif gaza maruz bırakılır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Peki, bu işlem tohumlar üzerinde nasıl bir etki yaratır? Soğuk plazma ortamında oluşan reaktif oksijen ve azot türleri (ROS/RNS) devreye girer. Bu reaktif moleküller, tohum kabuğunun yüzeyinde mikroskobik değişikliklere yol açar. Tohum yüzeyini daha geçirgen (hidrofilik) hale getirerek su emilimini kolaylaştırır ve böylece çimlenmeyi hızlandırır. Ayrıca, tohumun içindeki fizyolojik ve biyokimyasal süreçleri etkileyerek, büyüme ve gelişimle ilgili enzimatik aktiviteleri artırdığı gözlemlenmiştir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:Roboto">Geleceğin Tarımına Yön Veren Faydaları</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Uluslararası alanda yürütülen araştırmalar ve ilk ticari uygulamalar, soğuk plazma tohum işlemenin tarım için taşıdığı potansiyeli ortaya koyuyor:</span></span></span></p>

<ol>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:Roboto">Hızlandırılmış ve Yüksek Çimlenme:</span></strong><span style="font-family:Roboto"> Soğuk plazma ile işlenen tohumların daha hızlı ve daha yüksek oranlarda çimlendiği, bazı çalışmalarda çimlenme oranının %66'ya kadar arttığı görülmüştür. Bu, üreticiler için ekim sonrası başarı oranını yükseltir.</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:Roboto">Güçlü Fide ve Bitki Gelişimi:</span></strong><span style="font-family:Roboto"> İşlem görmüş tohumlardan çıkan fidelerin kök ve sürgün sistemlerinin daha güçlü olduğu, bitkilerin genel gelişim performanslarının iyileştiği belirlenmiştir. Örneğin, soya fasulyesinde sürgün ağırlığında %21,95, kök ağırlığında %27,51'lik artışlar kaydedilmiştir.</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:Roboto">Doğal Patojen Kontrolü:</span></strong><span style="font-family:Roboto"> Kimyasal kullanmadan tohum yüzeyindeki zararlı bakteri ve mantarları dezenfekte etme yeteneği sayesinde, fide hastalıkları riski azalır. Bu, özellikle organik tarım yapan çiftçiler için önemli bir avantajdır.</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:Roboto">Kimyasal İlaç Bağımlılığını Azaltma:</span></strong><span style="font-family:Roboto"> Pestisit ve diğer zirai kimyasallara çevre dostu bir alternatif sunarak, tarımın çevresel ayak izini küçültmeye yardımcı olur.</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:Roboto">Çevresel Streslere Karşı Direnç:</span></strong><span style="font-family:Roboto"> Bazı öncü araştırmalar, soğuk plazma ile işlenmiş bitkilerin kuraklık gibi çevresel stres faktörlerine karşı daha yüksek tolerans gösterebileceğini düşündürmektedir.</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:Roboto">Mikotoksinlerle Mücadele:</span></strong><span style="font-family:Roboto"> Mikotoksinlerle kontamine olmuş tahılların dekontaminasyonunda da etkili olduğu belirtilmekte, bu da gıda güvenliği ve ticari kayıpların önlenmesi açısından önem taşımaktadır.</span></span></span></li>
</ol>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:Roboto">Yatırımlar ve Gelecek Vizyonu</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Teknoloji hala gelişmekte olsa da, üniversiteler ve yenilikçi firmalar bu alana büyük yatırımlar yapıyor. Özellikle yüksek değerli sebze tohumları gibi ürünlerde ticari talep artıyor. Adaptasyon, maliyet etkinliği ve standartlaşma gibi zorluklar devam etse de, soğuk plazma tohum işleme, kimyasal kullanımını azaltarak sürdürülebilir tarım hedeflerine ulaşmada önemli bir rol oynayacak "geleceğin teknolojisi" olarak değerlendiriliyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Bu inovasyon, hem çiftçilere daha verimli ve dirençli ürünler yetiştirme imkanı sunarken, hem de tüketicilere daha sağlıklı ve güvenli gıda ulaştırma potansiyeliyle tarımın geleceğini şekillendiriyor.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 21 Jun 2025 13:57:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2025/06/gelecegin-tarimi-icin-yenilikci-cozum-soguk-plazma-tohum-isleme-geliyor-1750503518.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>48 Saatte Servete Dönüşen Bitki: Azolla</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/48-saatte-servete-donusen-bitki-azolla-43065</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/48-saatte-servete-donusen-bitki-azolla-43065</guid>
                <description><![CDATA[Her 48 saatte bir boyutunu ikiye katlayarak dikkat çeken Azolla bitkisi, çiftçiler için hem maliyet düşürücü hem de yüksek gelir potansiyeli sunan yeni bir fırsat olarak öne çıkıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Dünya genelinde hızla yayılan ve bilim insanlarının dikkatini çeken Azolla, bilinen adıyla sivrisinek eğrelti otu, su üzerinde yüzen ve doğal paspaslar oluşturan bir su bitkisi olarak yeni bir ekonomik potansiyeli gözler önüne seriyor. Bu şaşırtıcı bitki, her 48 saatte bir iki katına çıkan büyüme hızıyla sadece ekolojik bir mucize olmakla kalmıyor, aynı zamanda kilogramı 10 dolara kadar alıcı bulabilen değerli bir ürün haline geliyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:Roboto">Özellikle tavuk, domuz, inek ve hatta balık gibi çiftlik hayvanları için yüksek besin değerine sahip bir süper besin kaynağı olan Azolla, çiftçilere yem maliyetlerinde önemli ölçüde tasarruf etme imkanı sunuyor. Geleneksel yemlere kıyasla çok daha uygun maliyetli olan Azolla, başlangıçta küçük bir miktar ile dahi sınırsız üretim yapma potansiyeli taşıyor. En önemlisi, bu bitkinin yetiştirilmesi için pahalı gübrelere veya karmaşık tarım tekniklerine ihtiyaç duyulmaması, onu özellikle küçük ve orta ölçekli çiftçiler için cazip kılıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:Roboto">Uzmanlar, Azolla'nın kolay yetiştirilebilirliği, minimum alan gereksinimi ve ılık iklimlerdeki hızlı gelişimi sayesinde sürdürülebilir bir tarım modeli arayan çiftçiler için ideal bir seçenek olduğunu belirtiyor. Bu "suyu refaha dönüştüren" bitki, hem çevresel sürdürülebilirliğe katkıda bulunuyor hem de çiftçilerin gelirlerini artırma yolunda yeni kapılar aralıyor. Azolla yetiştiriciliği, geleceğin kârlı ve çevre dostu tarım uygulamalarından biri olarak gösteriliyor.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 07 Jun 2025 12:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2025/06/48-saatte-servete-donusen-bitki-azolla-1749287146.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çiçek Monilyası Hastalığı: Sert Çekirdekli Meyveler İçin Büyük Tehdit</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/cicek-monilyasi-hastaligi-sert-cekirdekli-meyveler-icin-buyuk-tehdit-42457</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/cicek-monilyasi-hastaligi-sert-cekirdekli-meyveler-icin-buyuk-tehdit-42457</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çiçek monilyası hastalığı, kayısı, şeftali, erik, kiraz ve vişne gibi sert çekirdekli meyve ağaçlarında ciddi ekonomik kayıplara neden olan bir mantar hastalığıdır. Hastalık, özellikle ilkbaharda çiçeklenme döneminde ve yaz aylarında meyve olgunlaşma döneminde etkili olur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><img alt="" src="https://www.tarimpusulasi.com/public/images/detay/monilya-cicegi-3.jpg" style="height:425px; width:640px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Hastalığın Belirtileri ve Yayılması</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hastalığın etmeni olan <strong><em>Monilinia laxa</em></strong> adlı mantar, kışı hastalıklı dallardaki kanserler ve mumyalaşmış meyveler üzerinde geçirir. İlkbaharda, rüzgar, yağmur ve böcekler aracılığıyla çiçeklere taşınan sporlar, çiçeklerde kahverengi lekelere neden olur. Bu lekeler hızla tüm çiçeği ve sapı sarar, dallarda kanserlere ve meyvelerde çürümelere yol açar. Enfekte olmuş meyveler mumyalaşarak ağaçta asılı kalır veya yere düşer.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Mücadele Yöntemleri</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hastalıkla mücadelede kültürel ve kimyasal yöntemlerin birlikte uygulanması önemlidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Kültürel Önlemler</strong></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Dikim Alanı Seçimi:</strong> İyi havalanan, güneşli ve nemden uzak alanlar tercih edilmelidir.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Budama:</strong> Hastalıklı dallar ve mumyalaşmış meyveler budanarak imha edilmelidir. Budama, ağaçların havalanmasını sağlayacak şekilde yapılmalıdır.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Hasat ve Depolama:</strong> Meyveler dikkatli bir şekilde toplanmalı, yaralanmalardan kaçınılmalıdır. Depolama ve taşıma sırasında enfeksiyonun yayılmasını önlemek için hijyen kurallarına uyulmalıdır.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Bahçe Temizliği:</strong> Mumyalaşmış meyveler ve hastalıklı yapraklar bahçeden uzaklaştırılmalıdır.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Gübreleme:</strong> Ağaçların direncini artırmak için toprak analizine göre dengeli gübreleme yapılmalıdır.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Gözlem:</strong> Bahçede düzenli olarak gözlem yapılarak hastalığın ilk belirtileri tespit edilmeli ve erken müdahale edilmelidir.</span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Kimyasal Mücadele</strong></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>İlaçlama Zamanı:</strong> </span></span>

	<ul style="list-style-type:circle">
		<li><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İlk ilaçlama çiçeklerin %5-10'u açtığında,</span></span></li>
		<li><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İkinci ilaçlama çiçeklerin %90-100'ü açtığında yapılmalıdır.</span></span></li>
	</ul>
	</li>
	<li><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>İlaç Seçimi:</strong> Yetkili kişiler tarafından reçete edilen ve Bakanlık tarafından ruhsatlandırılmış uygun fungisitler kullanılmalıdır.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Uygulama:</strong> İlaçlar, uygun dozlarda ve zamanlarda, üretici talimatlarına uygun olarak uygulanmalıdır.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Koruyucu Önlemler:</strong> İlaçlama sırasında insan ve çevre sağlığını koruyucu önlemler alınmalı, uygun koruyucu ekipman kullanılmalıdır.</span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><img alt="" src="https://www.tarimpusulasi.com/public/images/detay/monilya-cicegi-6.jpg" style="height:425px; width:640px" />​​​​​​​</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Yabancı Kaynaklardan Destekleyici Bilgiler</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yabancı kaynaklar da çiçek monilyası hastalığının önemini ve mücadele yöntemlerini vurgulamaktadır. Özellikle, kültürel önlemlerin hastalığın kontrolünde kritik rol oynadığı belirtilmektedir. Örneğin, Kaliforniya Üniversitesi'nin (University of California) yayınlarında, budama ve bahçe temizliğinin hastalığın yayılmasını önlemede etkili olduğu vurgulanmaktadır. Ayrıca, entegre mücadele yöntemlerinin (IPM) önemine dikkat çekilmekte, kimyasal ilaçların kullanımı en aza indirilerek biyolojik mücadele yöntemlerinin teşvik edilmesi önerilmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Sonuç</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çiçek monilyası hastalığı, sert çekirdekli meyve üreticileri için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Ancak, kültürel ve kimyasal mücadele yöntemlerinin doğru ve zamanında uygulanmasıyla hastalığın kontrol altına alınması mümkündür. Üreticilerin, hastalıkla mücadelede bilinçli ve dikkatli olmaları, ekonomik kayıpları en aza indirecektir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 03 Apr 2025 09:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2025/04/cicek-monilyasi-hastaligi-sert-cekirdekli-meyveler-icin-buyuk-tehdit-1743673529.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bağ Alanlarının Üretim Sezonuna Hazırlanması</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/bag-alanlarinin-uretim-sezonuna-hazirlanmasi-42433</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/bag-alanlarinin-uretim-sezonuna-hazirlanmasi-42433</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Verim çağına gelmiş bağlardan düzenli olarak bol ve kaliteli ürün alabilmemiz için ilkbaharda bağ alanlarının üretim sezonuna hazırlık işlerinin düzenli olarak yapılması gerekmektedir. Ziraat Yüksek&nbsp;Mühendisi Selahattin Albayrak tarafından hazırlanan İlkbaharda bağ alanlarında yapılması gereken işlere ait bilgilere aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.</span></span></p>

<p><a href="https://www.tarimpusulasi.com/public/images/detay/Ba%C4%9F%20Alanlar%C4%B1n%C4%B1n%20%C3%9Cretim%20Sezonuna%20Haz%C4%B1rlanmas%C4%B1.pdf" onclick="window.open(this.href, '', 'resizable=no,status=no,location=no,toolbar=no,menubar=no,fullscreen=no,scrollbars=no,dependent=no'); return false;"><span style="color:#3498db"><strong><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bağ Alanlarının Üretim Sezonuna Hazırlanması</span></span></strong></span></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 31 Mar 2025 09:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2025/03/bag-alanlarinin-uretim-sezonuna-hazirlanmasi-1743425343.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Zeytinde Halkalı Leke Hastalığı ile Mücadele Bilgileri</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/zeytinde-halkali-leke-hastaligi-ile-mucadele-bilgileri-42351</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/zeytinde-halkali-leke-hastaligi-ile-mucadele-bilgileri-42351</guid>
                <description><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanlığı, zeytin üreticilerini Halkalı Leke hastalığına karşı uyardı; ilaçlama dönemi başladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tarım ve Orman Bakanlığı, zeytin plantasyonlarında sıkça görülen “Halkalı Leke” hastalığı (Spilocaea oleaginea) ile mücadele konusunda üreticilere önemli bilgiler sunuyor. Bu fungal hastalık, zeytin ağaçlarında ciddi verim kayıplarına yol açabildiği için zamanında müdahale büyük önem taşıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Hastalık Hakkında:</strong><br />
Halkalı Leke, özellikle ilkbahar ve sonbahar gibi yağışlı dönemlerde zeytin yapraklarında ortaya çıkıyor. Yaprakların üst yüzeyinde siyahımsı-gri, yuvarlak lekeler şeklinde belirti veren hastalık, ilerledikçe yaprak dökümüne, meyve tutumunda azalmaya ve ağaçların zayıflamasına neden oluyor. Ege, Marmara ve Akdeniz bölgelerindeki zeytinliklerde sıkça rastlanan bu hastalık, optimum 18-20°C sıcaklıkta gelişiyor; 9°C’nin altı ve 30°C’nin üstünde ise duraksıyor. Nemli, su tutan ve iyi havalanmayan araziler hastalığın yayılımı için elverişli ortamlar sunuyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Mücadele Yöntemleri:</strong><br />
Halkalı Leke ile mücadelede hem kültürel önlemler hem de kimyasal yöntemler etkili oluyor. Bölgelere göre önerilen ilaçlama zamanları şu şekilde:</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Marmara Bölgesi:</strong> Sonbahar sürgünleri öncesi ve çiçek somakları belirginleştikten sonra (çiçekler açmadan önce).</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Ege Bölgesi:</strong> İlkbahar sürgünleri öncesi ve çiçek somakları belirginleştikten sonra (çiçekler açmadan önce).</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Akdeniz Bölgesi:</strong> Hasat sonrası (Kasım-Aralık), ilkbahar sürgünleri öncesi (Mart) ve çiçek somakları sonrası (Nisan, çiçekler açmadan önce).</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Kültürel Önlemler:</strong></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yere dökülen hastalıklı yapraklar toplanıp yakılmalı veya gömülmeli.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ağaçlar, iyi havalanacak ve güneş alacak şekilde budanmalı; kuru dallar temizlenmeli.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Su tutan arazilerde drenaj kanalları açılmalı.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Taban araziler, ağır topraklar ve nemli alanlarda zeytinlik kurulmaktan kaçınılmalı.</span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>İlaçlama Önerisi:</strong><br />
Üreticiler, hastalığın bulaştığı plantasyonlarda çiçek somakları belirginleştikten sonra ve çiçekler açmadan önce ilaçlama yapmalı. Bu dönemde %1 Bordo Bulamacı veya zeytinde ruhsatlı diğer bakırlı ilaçlar kullanılması öneriliyor. Bu uygulama, hastalığın kontrol altına alınmasında kritik bir rol oynuyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Destek ve Bilgi:</strong><br />
Üreticiler, detaylı bilgi almak ve uygulama desteği için en yakın ilçe tarım müdürlüklerine başvurabilir. Zamanında alınacak önlemler, zeytin ağaçlarının sağlığını ve verimini korumada büyük fark yaratacaktır.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 22 Mar 2025 10:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2025/03/zeytinde-halkali-leke-hastaligi-ile-mucadele-bilgileri-1742634114.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şeftali Yaprak Kıvırcıklığı: Belirtileri, Mücadele Yöntemleri ve Korunma Yolları</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/seftali-yaprak-kivircikligi-belirtileri-mucadele-yontemleri-ve-korunma-yollari-42109</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/seftali-yaprak-kivircikligi-belirtileri-mucadele-yontemleri-ve-korunma-yollari-42109</guid>
                <description><![CDATA[Şeftali yaprak kıvırcıklığı, şeftali yetiştirilen tüm bölgelerde görülebilen, yaprak ve genç sürgünlere zarar veren bir hastalıktır. Hastalığın belirtileri ve mücadele yöntemleri hakkında detaylı bilgi edinin.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Poppins">Şeftali yaprak kıvırcıklığı, şeftali yetiştiriciliğinde karşılaşılan en yaygın hastalıklardan biridir. Bu hastalık, yaprak ve genç sürgünleri etkileyerek verim kaybına neden olabilir. Hastalığın belirtileri genellikle ilkbaharda ortaya çıkar, ancak iklim koşullarına bağlı olarak yaz ortalarına kadar da görülebilir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Poppins">Hastalığın Belirtileri:</span></span></strong></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Poppins">Yapraklarda Renk Değişimi:</span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Poppins"> Hastalık, genç yapraklarda klorofilin bozulmasına neden olur. Bu durum, yaprakların sarı veya beyazımtırak bir renk almasına yol açar.</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Poppins">Yapraklarda Büzülme ve Bükülme:</span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Poppins"> Yaprak dokusunda derinlemesine bozulma meydana gelir, bu da yapraklarda büzülme ve bükülmeye neden olur.</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Poppins">Genç Sürgünlerde Kalınlaşma ve Eğilme:</span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Poppins"> Hastalığa yakalanmış genç sürgünler kalınlaşır, eğilir ve gelişimleri yavaşlar.</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Poppins">Meyve ve Çiçeklerde Bozulma:</span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Poppins"> Bazı durumlarda hastalık, meyve ve çiçeklerde de bozulmalara neden olabilir.</span></span></span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Poppins">Mücadele Yöntemleri:</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Poppins">Şeftali yaprak kıvırcıklığı ile mücadelede hem kültürel önlemler hem de kimyasal mücadele yöntemleri kullanılabilir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Poppins">Kültürel Önlemler:</span></span></strong></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Poppins">Kış Budaması:</span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Poppins"> Hastalıklı çubuklar kış budaması ile ayıklanmalı ve bahçeden uzaklaştırılmalıdır.</span></span></span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Poppins">Kimyasal Önlemler:</span></span></strong></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Poppins">İlaçlama Zamanı:</span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Poppins"> İlaçlama, tomurcuklar kabarmaya başladığı dönemde yapılmalıdır.</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Poppins">İlaç Uygulaması:</span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Poppins"> İlaçlar, ağaçlarda tomurcukların üzerine gelecek şekilde uygulanmalıdır.</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Poppins">Kullanılacak İlaçlar ve Dozları:</span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Poppins"> Kullanılacak ilaçlar ve dozları, il/ilçe müdürlükleri veya reçete yazma yetkisi bulunan kişilerce belirlenmelidir.</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Poppins">Uygulama Koşulları:</span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Poppins"> İlaç uygulamaları, günün serin saatlerinde ve rüzgarsız havalarda yapılmalıdır.</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Poppins">Güvenlik Önlemleri:</span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Poppins"> Uygulama sırasında koruyucu maske, gözlük ve eldiven kullanılmalıdır.</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Poppins">Atık İmhası:</span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Poppins"> Ambalaj atıkları ve artan kimyasallar usulüne uygun şekilde imha edilmelidir.</span></span></span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Poppins">Önemli Notlar:</span></span></strong></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Poppins">Bitki koruma ürünleri, tavsiye edilen şekilde, uygun zamanda ve dozda kullanılmalıdır.</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Poppins">Hastalığın yayılmasını önlemek için, hastalıklı yaprak ve sürgünler toplanarak imha edilmelidir.</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Poppins">Şeftali ağaçlarının genel sağlığını korumak için, düzenli olarak gübreleme ve sulama yapılmalıdır.</span></span></span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:Poppins">Bu önlemlerle şeftali yaprak kıvırcıklığı hastalığının etkileri azaltılabilir ve sağlıklı bir şeftali hasadı elde edilebilir.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 05 Mar 2025 17:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2025/03/seftali-yaprak-kivircikligi-belirtileri-mucadele-yontemleri-ve-korunma-yollari-1741186604.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Un Çeşitleri ve Türleri: Farklı Un Çeşitleri Arasındaki Farklar</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/un-cesitleri-ve-turleri-farkli-un-cesitleri-arasindaki-farklar-42095</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/un-cesitleri-ve-turleri-farkli-un-cesitleri-arasindaki-farklar-42095</guid>
                <description><![CDATA[Farklı türdeki unlar, hem besleyicilik hem de lezzet açısından önemli farklar gösteriyor. Hangi unun hangi tarifler için uygun olduğu, gıda intoleranslarına sahip kişiler için büyük önem taşıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:Poppins">Un, mutfaklarımızın vazgeçilmez bir malzemesidir. Doğru un seçimi, sadece lezzetli ve kokulu bir hamur işi yapmakla kalmaz, aynı zamanda sağlıklı bir seçenek sunar. Un çeşitlerini iyi tanıyan kişiler, gerçek mutfak harikaları yaratabilirler. Özellikle glüten intoleransı olanlar için bu bilgiler oldukça önemlidir. Bu sağlık sorunu, ekmek ve hamur işlerinden tamamen vazgeçmek gerektiği anlamına gelmez. Yapmanız gereken tek şey, doğru malzemeleri seçmek ve uygun şekilde hazırlamaktır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:Poppins">Farklı Un Çeşitlerinin Kullanımı</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:Poppins">Lif ve kompleks karbonhidratlar, günlük beslenmenin dörtte birini oluşturmalıdır. Kompleks karbonhidratların kaynağı tahıllar, lifin kaynağı ise sebzelerdir. Ancak, yeterli yemek hazırlama imkânı bulunmadığında, bu öğeleri çavdar ve tam buğday unu ile yapılan kaliteli ekmeklerle de takviye edebilirsiniz. Bu tür ekmekler, B ve E vitaminleri açısından zengindir ve gerekli mineralleri ile lif içerir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:Poppins">Bazı kişiler, glüten intoleransı nedeniyle ekmekten vazgeçmek zorunda kalmaktadır. Glüten, buğday ve çavdar gibi tahıllarda bulunan bir proteindir. Bu hastalığa çölyak denir, ancak bu, ekmekten tamamen vazgeçilmesi gerektiği anlamına gelmez. Farklı un türlerini kullanarak glütensiz ürünler hazırlamak mümkündür.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:Poppins"><img alt="" src="https://www.tarimpusulasi.com/public/images/detay/un-cesitleri-1.jpg" style="height:394px; width:640px" /></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:Poppins">Un Türleri Nelerdir?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:Poppins">Unun türü, ürünün ne kadar temizlendiğine bağlıdır. Ne kadar fazla un elde edilir ve temizlenmesi daha az yapılırsa, unun kalitesi o kadar düşük olur:</span></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:Poppins">En Yüksek Sınıf Un:</span></strong><span style="font-family:Poppins"> Bu un, çekirdek kısmından ince bir şekilde öğütülen, beyaz ve neredeyse tatsızdır. İçeriğinde nişasta ve glüten bulunur. Lif miktarı ise minimum düzeydedir, bu nedenle bu unla yapılan hamur işlerinden çok fazla fayda sağlanmaz. Genellikle tatlılar ve sos koyulaştırıcıları için kullanılır.</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:Poppins">Birinci Sınıf Un:</span></strong><span style="font-family:Poppins"> Bu un, en yüksek sınıf undan biraz daha büyük tanelidir. Orta kısmından elde edilen bu un, daha koyu renkte ve hafif bir ekmek tadına sahiptir. Kek, kurabiye, krep, pankek gibi yiyeceklerde kullanılır.</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:Poppins">İkinci Sınıf Un:</span></strong><span style="font-family:Poppins"> Bu un, daha büyük tanecikler ve kepek karışımı içerir. Bu un, lif ve mineraller açısından zengindir.</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:Poppins">Kepekli Un:</span></strong><span style="font-family:Poppins"> Tam buğday unu olarak bilinen bu tür, mineraller, vitaminler ve lif bakımından zengindir. Özellikle "Borodino" ekmeği gibi ekmeklerde kullanılır.</span></span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:Poppins"><img alt="" src="https://www.tarimpusulasi.com/public/images/detay/un-cesitleri-2.jpg" style="height:480px; width:640px" />​​​​​​​</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:Poppins">Un Türlerinin Çeşitleri</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:Poppins">Un sadece tahıllardan yapılmaz. Aynı zamanda fındık, kök bitkileri, tohumlar ve hatta böcekler gibi çeşitli malzemelerden de yapılabilir. Farklı un türleri, nihayetinde hangi ürünü yapmak istediğinize göre seçilebilir. İşte en popüler un çeşitlerinin detaylı bir incelemesi:</span></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:Poppins">Buğday Unu:</span></strong><span style="font-family:Poppins"> Rusya'da en yaygın kullanılan un çeşididir. Genellikle birinci sınıf veya en yüksek sınıf olarak kullanılır. İçeriğinde glüten bulunur ve protein oranı %8-11 arasında değişir. Ekmek ve tatlılar için idealdir. Farklı buğday unları türleri bulunur: ekmeklik, pastacılık, makarna unu gibi. Ekmeklik un, yüksek protein içeriği ile güçlü bir lezzet sunar, pastacılık unu ise daha az glüten içerdiğinden daha pufidik ve kabarık ürünler elde edilir. Makarna unu ise sert buğdaylardan üretilir.</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:Poppins">Tam Buğday Unu:</span></strong><span style="font-family:Poppins"> Bu tür de glüten içerir, ancak normal buğday ununa göre daha sağlıklıdır. Tam buğday unu, tüm buğdayın öğütülmesiyle elde edilir ve vitaminler, mineraller ve lif bakımından zengindir. Tam buğday unu ile yapılan ekmekler, beyaz unlu ekmeklere göre daha az kabarık olsa da, kekler, pankekler ve gofretler gibi tatlılar için uygundur.</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:Poppins">Çavdar Unu:</span></strong><span style="font-family:Poppins"> Çavdar unu, koyu renkli ve belirgin bir kokuya sahip olup, ekmek, krep ve zencefilli kurabiye yapımında kullanılır. Zengin mineral içeriği ile sağlık açısından faydalıdır.</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:Poppins">Yulaf Unu:</span></strong><span style="font-family:Poppins"> Glüten içermez ve diyabet hastaları için uygundur. Yulaf unu, kan şekerini dengelemeye yardımcı olur ve belirgin bir fındık aroması sunar. Evde de kolayca yapılabilir.</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:Poppins">Nohut Unu:</span></strong><span style="font-family:Poppins"> Glütensizdir ve nohut bitkisinin öğütülmesiyle yapılır. Ekmekler, pufidik olur ve düşük kalorili olup, kadınlar için faydalıdır. Ayrıca kilo vermek isteyenler için de iyi bir alternatiftir.</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:Poppins">Pirinç Unu:</span></strong><span style="font-family:Poppins"> Glütensizdir ve tat olarak nötrdür. Pirinç unu ile ekmek veya tatlılar yapılabilir. Ayrıca, kızartma için de kullanılır.</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:Poppins">Mısır Unu:</span></strong><span style="font-family:Poppins"> Ekmeğin yanı sıra börek, kurabiye ve krep yapımında da kullanılır. Mısır unu, parlak sarı rengi ile göz alıcı bir sunum sağlar.</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:Poppins">Badem Unu:</span></strong><span style="font-family:Poppins"> Badem unu, bademlerin öğütülmesiyle yapılır. Vitamin E açısından zengin olan bu un, düşük karbonhidrat içerir. Sağlıklı hamur işleri için kullanılır, ancak genellikle buğday unu ile karıştırılır.</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:Poppins">Karabuğday Unu:</span></strong><span style="font-family:Poppins"> Glütensizdir ve protein ve lif kaynağıdır. Karabuğday ekmeği, sindirim sistemine faydalıdır.</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:Poppins">Hindistancevizi Unu:</span></strong><span style="font-family:Poppins"> Hindistancevizi unu, tek başına kullanılmaz çünkü az nişasta içerir. Genellikle diğer unlarla karıştırılarak kullanılır. Yüksek kalori içeriği ile kalp sağlığına faydalıdır ve düzenli tüketildiğinde damarları güçlendirir.</span></span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:Poppins">Bu un türleri, yalnızca farklı tatlar ve dokular yaratmakla kalmaz, aynı zamanda sağlıklı bir yaşam tarzını desteklemeye de yardımcı olur.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 04 Mar 2025 14:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2025/03/un-cesitleri-ve-turleri-farkli-un-cesitleri-arasindaki-farklar-1741112060.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Baklazınnı Zararlısına Karşı  Biyoteknik Mücadele Uyarısı</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/baklazinni-zararlisina-karsi-biyoteknik-mucadele-uyarisi-40161</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/baklazinni-zararlisina-karsi-biyoteknik-mucadele-uyarisi-40161</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<div>
<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white"><span style="color:#0d0d0d">Bakla, bezelye gibi sebzelerin yanı sıra badem, aronya, erik, kiraz ve elma gibi meyvelerde zarara neden olan “baklazınnı” zararlısına karşı, biyoteknik mücadele uyarısında bulunan İl Müdürümüz İbrahim Sağlam şu açıklamalarda bulundu:</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white"><span style="color:#0d0d0d">“Birçok familyaya mensup konukçularla beslenen baklazınnı, dünya genelinde geniş bir alana yayılmış durumda. Erginleri yaklaşık 10 mm boyunda, siyah mat renkli ve vücutlarının üstü uzun sarı tüylerle kaplıdır. Kın kanatlarının üzerindeki beyaz lekeler oldukça dikkat çekicidir. Kışı toprakta ergin ve larva olarak geçiren zararlılar, çiçek açan erken yabancı otlar, bakla, bezelye gibi sebzelerin yanı sıra badem, aronya, erik, kiraz, elma çiçekleriyle beslenirler. Kültür bitkisi çeşitliliğine bağlı olarak, Temmuz ayı sonuna kadar aktif bir şekilde görülebilirler. İlkbahar döneminde çiçeklerin erkek ve dişi organlarıyla birlikte genç yapraklarını, tomurcuklarını, polenleri ve meyveleriyle beslenerek zarar verirler.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white"><span style="color:#0d0d0d">Yılda bir döl veren zararlıların yumurtaları 2-2.5 mm çapında beyazımsı küre şeklindedir. Bu yumurtaları humusça zengin topraklara bırakırlar. Yumurtadan çıkan larvalar bir veya iki hafta içinde yabancı otların kökleriyle beslenirler. Larvalar, toprakta oluşturdukları boşluklarda 6-9 hafta boyunca pupa devresini geçirirler ve ertesi yıl baharda çiçeklerde zarar meydana getirirler. Ergin uçuşları Temmuz sonuna kadar devam eder” dedi.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white"><span style="color:#0d0d0d">Baklazınnı zararlısına karşı mücadelede kimyasal mücadelenin tozlanmayı sağlayan arılara ve diğer yararlı böceklerin popülasyonuna zarar verebileceğine dikkat çeken</span> <span style="color:#0d0d0d">İl Müdürümüz İbrahim Sağlam, sözlerine şöyle devam etti: ”Bu &nbsp;zararlı ile mücadelede kültürel, mekanik ve biyoteknik yöntemler önemli. Meyve bahçelerinde toprak işlemesi yapılarak zararlının yumurta, larva ve ergin popülasyonu azaltılmalıdır. Zararlının sabahın ilk saatlerinde az hareketli olduğu bilindiğinden, ağaçların altına örtüler serilerek ağaçların silkelenmesiyle toplanacak erginlerin imha edilmesi mekanik mücadelede önemli bir yöntemdir.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white"><span style="color:#0d0d0d">Baklazınnı ile mücadelede en etkin yöntemlerden biri biyoteknik yöntemlerdir. Erginlerin mavi rengi tercih ettiği bilindiğinden, mavi renkli cezbedici tuzakların kullanılmasını öneriyoruz. Ağaçların altına mavi renkli kaplar veya leğenler yerleştirilir ve bu kaplar yarısına kadar su ile doldurulur. Ergin böcekler mavi rengi görerek kapların içerisine düşerler. Leğenlere düşen böcekler genellikle kuşlar tarafından tüketilir, ancak leğenlerde birikme olursa toplanarak imha edilmelidir” diyerek üreticilerimizi uyardı.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white"><span style="color:#0d0d0d"><img alt="" src="https://www.tarimpusulasi.com/public/images/detay/baklazinni1.jpg" style="height:400px; width:600px" /></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>
</div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Apr 2024 17:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2024/04/baklazinni-zararlisina-karsi-biyoteknik-mucadele-uyarisi-1712497677.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bordo bulamacı meyve ağaçlarını hastalıklardan ve dondan koruyor</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/bordo-bulamaci-meyve-agaclarini-hastaliklardan-ve-dondan-koruyor-39789</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/bordo-bulamaci-meyve-agaclarini-hastaliklardan-ve-dondan-koruyor-39789</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Meyve üreticileri, ilkbaharın gelmesiyle birlikte meyve ağaçlarının bakımına başladı. Bu dönemde en önemli uygulamalardan biri de bordo bulamacı kullanmak. Bordo bulamacı, bakır sülfat ve kireçten oluşan bir tarım ilacı. Şeftali, erik, ceviz gibi meyve ağaçlarında görülen birçok hastalığa karşı etkili. Ayrıca ağaçların uyanmasını geciktirerek, çiçeklerin soğuk ve dondan zarar görmesini önlemeye de yardımcı oluyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bordo bulamacı, sonbaharda yapraklar döküldükten sonra ve ilkbaharda gözler uyanmadan önce olmak üzere iki kez uygulanmalı. İlaç bayilerinden hazır olarak alınabileceği gibi, evde de hazırlanabilir. Budama işlemi yapıldıktan sonra bordo bulamacı sıkılmalı, yapraklı dönemde ise kullanılmamalı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bordo bulamacı, meyve ağaçlarında rastlanabilecek pek çok hastalığa karşı etkili, kolay ve ekonomik bir yöntem. Nemli bölgelerde daha sık görülen bakteriyel hastalıklarla mücadelede de tavsiye edilen bir ilaç. Üreticiler, zirai mücadele ilaçlarını uygularken koruyucu malzeme kullanmaya ve daha fazla bilgi için İl veya İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine başvurmaya dikkat etmeli.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 24 Feb 2024 14:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2024/02/bordo-bulamaci-meyve-agaclarini-hastaliklardan-ve-dondan-koruyor-1708809639.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çeltik Yanıklığı Hastalığı ve Mücadelesi</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/celtik-yanikligi-hastaligi-ve-mucadelesi-38864</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/celtik-yanikligi-hastaligi-ve-mucadelesi-38864</guid>
                <description><![CDATA[Çeltiğin, ekimi hasadı kadar hastalık ve zararlılardan korunması da önemlidir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çeltiğin, ekimi hasadı kadar hastalık ve zararlılardan korunması da önemlidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Fungus, çeltik bitkisinin yaprak, yakacık, kulakçık, sap, boğum, başak sapı ve kavuzlar üzerinde lekeler oluşturur. Yapraktaki ilk belirtiler küçük, yuvarlak noktalar halinde ve kahverengi lekeler şeklinde olup, sonraki günlerde bu lekeler damarlar boyunca uzayarak tipik baklava dilimi şeklini almaktadır. Lekelerin ortası gri-bej veya saman sarısı renkte olup etrafı kahverengi bir hale ile çevrilidir. Duyarlı çeşitlerde kolaylıkla gelişir ve yaprak ayasını tamamen kaplayarak yaprağın kurumasına neden olabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yakacık enfeksiyonlarında, hastalıklı kısım iple sıkılmış gibi bir görünüm alır ve yakacıktaki leke yaprak kınına doğru uzanabilir. Kın üzerindeki lekeler ise, uzunlamasına gelişirler. Sap üzerinde yağ lekesine benzer belirtiler oluşur ve bu lekenin üzerinde petrol yeşili renkte küf gelişir. Bitki üst kısmından çekilirse boğumdan kopar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Salkımın altındaki boğumda yanıklık enfeksiyonu; “salkım boğum yanıklığı” olarak isimlendirilir. Bu durumda salkım normal yeşil renk yerine mavi-yeşil renk alır. Boğum enfeksiyonunda; tane oluşturmayan boş kavuzlar meydana gelir veya cılız, çimlenme yeteneği düşük, pazar değeri olmayan tebeşirimsi taneler oluşur. Epidemi olan yıllarda zarar çok yüksektir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ülkemizde Temmuz ve Ağustos aylarında düşen&nbsp;yağışlar, günlük oluşan çiğ veya sis gibi faktörlerin yaratmış olduğu rutubet ortamının, yaprak üzerinde günün geç saatlerine kadar devam etmesi, hastalık oluşumunu artırmaktadır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Mücadele için;</span></span></strong></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hastalıktan ari sertifikalı tohumluk kullanılmalıdır.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hastalığa toleranslı veya dayanıklı çeşitler ekilmelidir.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hasat sonrası tarladaki hastalıklı bitki artıkları yok edilmelidir.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Analiz sonuçlarına göre dengeli gübreleme yapılmalı ve aşırı azotlu gübre kullanımından kaçınılmalıdır.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tarlada su seviyesi derin tutulmamalıdır.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gereksiz yere&nbsp;&nbsp; su&nbsp;&nbsp; kesimi&nbsp;&nbsp; yapılarak, mahsul&nbsp;&nbsp; susuzluk&nbsp;&nbsp; stresine sokulmamalıdır.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sulama suyunun soğuk olmamasına özen gösterilmelidir.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ekim zamanında yapılmalıdır.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sık ekim yapılmamalıdır.</span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çeltik yanıklığına karşı, tohum ve yeşil aksam ilaçlaması şeklinde kimyasal mücadele yapılır. Tohum ilaçlaması mutlaka koruyucu olarak yapılmalıdır.&nbsp;Yeşil aksam ilaçlama­sında, hastalık belirtileri bölgede görülür görülmez veya hava koşulları hastalık gelişmesine uygun şekilde gidiyorsa, hemen ilaçlama başlatılmalıdır. Gerekirse ilacın etki süresine ve hava koşullarına bağlı olarak ikinci veya üçüncü ilaçlama uygulanmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çeltik Yanıklık Hastalığına Karşı, Yeşil Aksam İlaçlamasında Ruhsatlı Bitki Koruma Ürünleri</span></span></p>

<table cellspacing="0" class="Table" style="background:white; border-collapse:collapse; width:614px">
	<tbody>
		<tr>
			<td style="background-color:white; border-bottom:1px solid black; border-left:1px solid black; border-right:1px solid black; border-top:1px solid black; height:41px; width:293px">
			<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Etken Madde</span></span></strong></p>
			</td>
			<td style="background-color:white; border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:1px solid black; height:41px; width:113px">
			<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Formülasyon</span></span></strong></p>
			</td>
			<td style="background-color:white; border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:1px solid black; height:41px; width:113px">
			<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Dozu (da)</span></span></strong></p>
			</td>
			<td style="background-color:white; border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:1px solid black; height:41px; width:94px">
			<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hasat Süresi (gün)</span></span></strong></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="background-color:white; border-bottom:1px solid black; border-left:1px solid black; border-right:1px solid black; border-top:none; height:31px; width:293px">
			<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">250 g/l Azoxystrobin</span></span></p>
			</td>
			<td style="background-color:white; border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; height:31px; width:113px">
			<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">SC</span></span></p>
			</td>
			<td style="background-color:white; border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; height:31px; width:113px">
			<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">100ml / da</span></span></p>
			</td>
			<td style="background-color:white; border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; height:31px; width:94px">
			<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">28</span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="background-color:white; border-bottom:1px solid black; border-left:1px solid black; border-right:1px solid black; border-top:none; height:36px; width:293px">
			<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">450 g/l Prochloraz</span></span></p>
			</td>
			<td style="background-color:white; border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; height:36px; width:113px">
			<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">EC</span></span></p>
			</td>
			<td style="background-color:white; border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; height:36px; width:113px">
			<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">100 ml / da</span></span></p>
			</td>
			<td style="background-color:white; border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; height:36px; width:94px">
			<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">35</span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="background-color:white; border-bottom:none; border-left:1px solid black; border-right:1px solid black; border-top:none; height:35px; width:293px">
			<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">200 g/l Tebuconazole + 120 g/l Azoxystrobin</span></span></p>
			</td>
			<td style="background-color:white; border-bottom:none; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; height:35px; width:113px">
			<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">SC</span></span></p>
			</td>
			<td style="background-color:white; border-bottom:none; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; height:35px; width:113px">
			<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">75 ml/da</span></span></p>
			</td>
			<td style="background-color:white; border-bottom:none; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; height:35px; width:94px">
			<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">35</span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="background-color:white; border-bottom:1px solid black; border-left:1px solid black; border-right:1px solid black; border-top:1px solid black; height:26px; width:293px">
			<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">%50 Trifloxystrobin</span></span></p>
			</td>
			<td style="background-color:white; border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:1px solid black; height:26px; width:113px">
			<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">WG</span></span></p>
			</td>
			<td style="background-color:white; border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:1px solid black; height:26px; width:113px">
			<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">20 g/da</span></span></p>
			</td>
			<td style="background-color:white; border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:1px solid black; height:26px; width:94px">
			<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">35</span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="background-color:white; border-bottom:1px solid black; border-left:1px solid black; border-right:1px solid black; border-top:none; height:36px; width:293px">
			<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">%50 Tebuconazole + %25 Trifloxystrobin</span></span></p>
			</td>
			<td style="background-color:white; border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; height:36px; width:113px">
			<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">WG</span></span></p>
			</td>
			<td style="background-color:white; border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; height:36px; width:113px">
			<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">20 g/da</span></span></p>
			</td>
			<td style="background-color:white; border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; height:36px; width:94px">
			<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">35</span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="background-color:white; border-bottom:1px solid black; border-left:1px solid black; border-right:1px solid black; border-top:none; height:36px; width:293px">
			<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">100 g/l Pyraclostrobin</span></span></p>
			</td>
			<td style="background-color:white; border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; height:36px; width:113px">
			<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">CS</span></span></p>
			</td>
			<td style="background-color:white; border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; height:36px; width:113px">
			<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">100 ml/da</span></span></p>
			</td>
			<td style="background-color:white; border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; height:36px; width:94px">
			<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">35</span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="background-color:white; border-bottom:1px solid black; border-left:1px solid black; border-right:1px solid black; border-top:none; height:37px; width:293px">
			<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">125 g/l Azoxystrobin + 125 g/l Difenoconazole</span></span></p>
			</td>
			<td style="background-color:white; border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; height:37px; width:113px">
			<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">SC</span></span></p>
			</td>
			<td style="background-color:white; border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; height:37px; width:113px">
			<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">100 ml / da</span></span></p>
			</td>
			<td style="background-color:white; border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; height:37px; width:94px">
			<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">28</span></span></p>
			</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 07 Sep 2023 16:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2023/09/celtik-yanikligi-hastaligi-ve-mucadelesi-1694091942.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sert çekirdekli meyve ağaçlarında çiçek monilyası ilaçlama zamanı</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/sert-cekirdekli-meyve-agaclarinda-cicek-monilyasi-ilaclama-zamani-38096</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/sert-cekirdekli-meyve-agaclarinda-cicek-monilyasi-ilaclama-zamani-38096</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">Sert çekirdekli meyvelerde çiçek Monilyası (Monilinia laxa); kayısı, şeftali, kiraz, erik, vişne ve bademde önemli kayıplara yol açabilen bir fungal hastalıktır. Hastalık etmeni konakçı bitkinin özellikle çiçek, çiçek sapı, sürgün ve en son olarak da meyvelerine etki eder. Bu hastalıktan etkilenmemek için zirai mücadele dönemini kaçırmamak gerekir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">Konu hakkında açıklama yapan Samsun İl Tarım ve Orman Müdürümüz İbrahim Sağlam; “İlkbahar aylarının gelmesiyle beraber bitkilerin gövdelerine su yürümekte ve ağaçlar çiçeklenmeye başlamaktadır. Biliyoruz ki ağacın çiçeğini ne kadar iyi korursak meyve verimi de o oranda artıyor. Bu aylarda püstüller ve spor kitleleri çevreye yayılır. Nemli havalarda çiçekler üzerinde spor kitleleri gözle görülebilirken, enfeksiyona uğramış çiçekler kahverengi bir renk alır. İlerleyen zamanlarda ise hasta çiçekler çiçek sapları üzerinde kıvrılıp kuruyarak zamk akıntısı ile birlikte dallar üzerinde asılı kalır. Hastalık etmeni çiçekten sonra çiçek sapından sürgün ve dallara en son olarak da meyveye etki eder. Hastalık ince sürgünlerin tamamen kurumasına, kalın sürgünlerde ve dallarda ise kanser yaraları oluşmasına ve dalların uçtan geriye doğru kurumasına yol açar. Yağışlı ve nemli hava koşullarında kanser yaraları üzerinde zamklanma da görülür.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hastalık etmeni yağışlarla birlikte yayılım gösterdiği için yağışın fazla olduğu yıllarda hastalık şiddetinin yüksek olma ihtimaline karşı kültürel önlemlere özel bir önem vermek gerekir. Bunun için öncelikle hastalığın görüldüğü alanlarda enfekte olmuş sürgün ve dalların kesilerek imha edilmesi ve mumyalaşan meyvelerin toplanarak toprağa gömülmesi gerekir. Bu işlemler, bir sonraki yılda enfeksiyon kaynaklarının azalması ve hastalığın yeniden oluşmaması açısından büyük önem arz etmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">Monilya hastalığına karşı her yıl koruyucu önlem almak gerektiği için ağaçlarda;</span></span></p>

<ul>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px"><em>Çiçeklenme %5-10 olduğu dönemde 1. İlaçlama,</em></span></span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px"><em>% 90-100 olduğu dönemde 2. İlaçlama</em>&nbsp;olmak üzere iki ilaçlama yapmak gerekmektedir.<br />
	<br />
	Mücadelenin başarılı olması için, farklı etken maddesi olan ilaçların tam zamanında atılması ve kültürel önlemlerin azami derecede alınması büyük önem arz etmektedir.<br />
	<br />
	Tarım ilaçlarını kullanacak üreticilerimizin bunları dikkatle kullanmaları. İlaçlama işlemini&nbsp; arıların çalışmadığı serin saatlerde yapmaları, reçetesiz ilaç kullanmamaları ve reçete için İl/İlçe Müdürlüklerine başvuru yapmaları da önemli hususlardandır.<br />
	<br />
	Ayrıca ilaçları kullanmadan önce ambalaj üzerinde yer alan etiket bilgileri mutlaka okunmalı, tavsiye edilen ürünlerin dışında kesinlikle ürün kullanılmamalıdır. İnsan sağlığına ve çevreye yönelik riskleri önlemek için kullanma talimatlarına uyulmalıdır.<br />
	<br />
	İlaçlama yaparken; eldiven, gözlük, maske takılmalı, tulum giyilmeli ve ilaç ambalajları rastgele yerlere atılmamalıdır.<br />
	<br />
	Bütün bunları göz önünde bulundurarak bakım yapılan bahçelerde, ürünü bol ve bereketli bir hasat neticesi alınacağını temenni ediyorum. “ dedi.</span></span></li>
	<li style="text-align: justify;"><img alt="" src="https://www.tarimpusulasi.com/public/images/detay/M_laxa%2B3.jpg" style="height:400px; width:600px" /></li>
</ul>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 12 Apr 2023 15:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2023/04/sert-cekirdekli-meyve-agaclarinda-cicek-monilyasi-ilaclama-zamani-1681304473.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Üreticilerin Dikkatine  Bordo Bulamacı Uygulama Zamanını Kaçırmayalım !</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/ureticilerin-dikkatine-bordo-bulamaci-uygulama-zamanini-kacirmayalim-37858</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/ureticilerin-dikkatine-bordo-bulamaci-uygulama-zamanini-kacirmayalim-37858</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px"><span style="background-color:white"><strong><span style="color:black">Bordo Bulamacı; şeftalide yaprak kıvırcıklığı, yumuşak çekirdekli meyve ağaçlarında, karaleke ve ateş yanıklığı hastalığına, sert çekirdekli meyve ağaçlarında bakteriyel kansere, yaprak delen ve dal yanıklığı hastalığına, eriklerde cep hastalığı, cevizde antraknoz, yosunlaşmalar gibi birçok hastalığa karşı kullanılabilen bir tarım ilacıdır. Ayrıca Bordo Bulamacı ağaçların uyanmasını geciktireceğinden meyve çiçeklerinin soğuktan korunmasına destek vermektedir.</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px"><span style="background-color:white"><strong><span style="color:black">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Özellikle Sonbaharda (yaprakların 3/4'ü veya tamamı döküldüğünde % 2 dozda) ve İlkbaharda (gözler uyanmadan 1 hafta önce % 1- 1,5 dozda) meyve ağaçlarına bordo bulamacı uygulandığında ertesi yıl çıkabilecek potansiyel olarak bulunan pek çok hastalığa karşı etkili ve ekonomik bir mücadele ilacı olmaktadır. Samsun </span></strong><span style="color:black">İl tarım ve Orman Müdürümüz İbrahim Sağlam konuyla ilgili yaptığı açıklamasında: "Uygulandığı meyve bahçelerinde rastlanması mümkün pek çok potansiyel hastalığa karşı etkili bir mücadele ilacı olan Bordo Bulamacı aynı zamanda tedarik edilmesi ve uygulaması kolay, daha da önemlisi ekonomik bir yöntemdir. Bölgemiz gibi nemli ortamlarda daha fazla tehdit oluşturan bazı bakteriyel hastalıklarla mücadelede en iyi sonuç için Sonbahar ve İlkbaharda kullanılan ilacın; İlkbahar uygulanması için uygun olan içinde bulunduğumuz bu dönemi kaçırmamalarını üreticilerimize hatırlatır, bol bereketli bir üretim sezonu dilerim."&nbsp;dedi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bordo Bulamacı Hazırlarken ve Kullanırken Nelere Dikkat Edilmelidir?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yapraklı dönemde Bordo Bulamacı uygulaması yapılmamalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bordo Bulamacı hazırlanırken daima kireçli suyun üzerine göztaşı eritilmiş su ilave edilir. Aksi halde ilacın yapısı bozulur ve karışım olmaz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hazırlanan karışım kullanılmadan önce bir tülbent yardımıyla süzülerek ilaçlama aletini tıkaması engellenmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sönmemiş kireç kullanıyorsak eritildikten sonra muhakkak süzülmelidir. Eğer erimeyen taş, toprak kalmışsa kalan miktar kadar kireç tartılıp tekrar eritilmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bordo bulamacı hiçbir ilaçla karıştırılıp atılmaz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bordo bulamacı atıldıktan sonra ilaçlama aleti mutlaka temizlenmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hazırladığımız Bordo Bulamacının Olup Olmadığını Nasıl Anlayabilirim?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bordo Bulamacı kullanıma hazır halde ilaç bayilerinde bulunabileceği gibi bakır sülfat (göztaşı) ve kireç ile hazırlanıp kullanılması da mümkündür. Yapılan Bordo Bulamacının olup olmadığını kontrol etmek için bir passız çivi bulamaca batırılarak 5 dakika bekletilir. Çiviye bakılır; çivinin renginde bir değişiklik yoksa bordo bulamacı olmuş ve kullanıma hazır demektir. Şayet çivide hafif kızarma olursa karışım olmamıştır, bir miktar daha kireç ilave edilmelidir. Kasım- Aralık’ta yaprakların 3/4’ü veya tamamı döküldükten sonra % 2 dozda Bordo Bulamacı yapılır. Şubat- Mart ayında gözler uyanmadan 1 hafta önce % 1- 1,5 dozda Bordo Bulamacı uygulanır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <strong>Değerli Üreticilerimiz;</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İLAÇLAMA YAPARKEN LÜTFEN!</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Eldiven, gözlük, maske takınız ve tulum giyiniz !!!</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İlaç ambalajlarını rastgele yerlere atmayalım, çevremizi koruyalım !!</strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Mar 2023 09:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2023/03/ureticilerin-dikkatine-bordo-bulamaci-uygulama-zamanini-kacirmayalim-1677739970.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Arpada Külleme Hastalığına Dikkat !</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/arpada-kulleme-hastaligina-dikkat-37800</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/arpada-kulleme-hastaligina-dikkat-37800</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">Arpada fungal hastalıklarından en önemlisi külleme hastalığı olup erken enfeksiyonlar özellikle bitkinin kardeş sayısına ve her başaktaki dane adedine etki eder. Geç görülen enfeksiyonlar ise daha çok kalite üzerine etkilidir. Hastalığın yüksek seviyelere ulaşması, % 25’e varan verim kaybına neden olur. Bitkiye hastalığın bulaşmasıyla, dane dolumu tam gerçekleşmez ve dane kalitesi düşer. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">Hastalığın bulaşması, bitkiden bitkiye rüzgâr yoluyla taşınan sporlar sayesinde olur. Erken ekim ilkbaharda şiddetli enfeksiyon gelişimini teşvik eder. Ayrıca sık ekim ve fazla azotlu gübrelemeden kaynaklanan aşırı gelişme nedeniyle bitki örtüsü içinde hastalık etmeninin istediği koşullar oluşur ve hastalık hızla yayılabilir. Yüksek sıcaklık, düşük nem ve rüzgârlı hava gibi koşullarda sporlar hızlı bir şekilde yayılır. Spor oluşumu 5- 28 derece sıcaklıklarda görülebilir ancak 20 derece civarında en fazla çoğalma görülür. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">Konuyla ilgili bir açıklama yapan Samsun İl Tarım ve Orman Müdürümüz İbrahim Sağlam: “Külleme hastalığı, Arpada fungal hastalıklarından en önemlisi olup sap ve başaklarında kolaylıkla teşhis edilebilir. Özellikle hastalığa yakalanmış yapraklarda zamanından önce sararma tipiktir. Orta yapraklarda % 60 oranında hastalık belirtisi görülüyorsa geç kalınmadan ilaçlama yapılmalıdır. Ancak hastalık erken dönemlerde de görülebilir ve böyle durumlarda durum ilerlemeden ilaçlama yapılmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">Erkenci çeşitler hastalığa daha hassas olup yağışlar ve sıcaklık gibi iklim faktörleri bu çeşitler üzerinde Epidemi oluşturabilmektedir. Hastalık belirtileri görülmeye başladığında tarlada fazla bir yoğunluk kazanmadan ilaçlamaya başlanmalı ve ilaçlar önerilen dozlarda yaprakların alt ve üst yüzeylerinin kaplanmasını sağlayacak şekilde uygulanmalıdır. Hastalığın yoğunluk ve devam etme durumuna göre 15 gün sonra ikinci bir ilaçlama yapılmalıdır. Bol bereketli bir üretim sezonu dilerim.” dedi. </span></span></p>

<table cellspacing="0" class="Table" style="border-collapse:collapse; width:609px">
	<tbody>
		<tr>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:1px solid black; border-right:1px solid black; border-top:1px solid black; height:73px; width:162px">
			<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">Etkili Madde Adı ve Oranı&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></strong></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:1px solid black; height:73px; width:103px">
			<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">Formülasyonu</span></span></strong></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:1px solid black; height:73px; width:120px">
			<p style="text-align:center"><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">Dozu&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; (Dekara)</span></span></strong></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:1px solid black; height:73px; width:118px">
			<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">Uygulama Zamanı</span></span></strong></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:1px solid black; height:73px; width:107px">
			<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">Son Kullanma ile Hasat Arası Süre (gün)</span></span></strong></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:1px solid black; border-right:1px solid black; border-top:none; height:41px; vertical-align:bottom; width:162px">
			<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">62,5 g/l Fluxapyroxad</span></span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; height:41px; width:103px">
			<p style="text-align:center"><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">EC</span></span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; height:41px; width:120px">
			<p style="text-align:center"><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">100 ml</span></span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; height:41px; width:118px">
			<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;</span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; height:41px; width:107px">
			<p style="text-align:center"><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">49</span></span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:1px solid black; border-right:1px solid black; border-top:none; height:31px; vertical-align:bottom; width:162px">
			<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">450 g/l Prochloraz</span></span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; height:31px; width:103px">
			<p style="text-align:center"><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">EC</span></span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; height:31px; width:120px">
			<p style="text-align:center"><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">100 ml </span></span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; height:31px; width:118px">
			<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">İlk hastalık belirtileri görüldüğünde</span></span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:1px solid black; border-left:none; border-right:1px solid black; border-top:none; height:31px; width:107px">
			<p style="text-align:center"><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">56</span></span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 15 Feb 2023 11:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2023/02/arpada-kulleme-hastaligina-dikkat-1676450634.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kahverengi Kokarca Zararlısıyla Mücadele</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/kahverengi-kokarca-zararlisiyla-mucadele-37125</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/kahverengi-kokarca-zararlisiyla-mucadele-37125</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">Kahverengi kokarca [ (<em>Hemiptera:&nbsp; Pentatomidae)],</em>&nbsp; Doğu Asya kökenli, <em>Halyomorpha halys</em> tarımsal üretimde önemli ölçüde kayıplara neden olan tahripkâr,&nbsp; istilacı ve polifag bir zararlıdır. Ülkemizde varlığı ilk defa 2017 yılında tespit edilen Kahverengi kokarca ile bulaşık olan alanların belirlenmesi amacıyla 2018 yılında başlayan sürvey çalışmaları sonucunda Karadeniz ve Marmara Bölgesinde tespitler yapılmış olup, başta fındık olmak üzere elma, armut, turunçgil, şeftali, ceviz, Trabzon hurması, mısır, fasulye, domates, biber, patlıcan gibi ekonomik değeri olan birçok ürün için verim ve kalite kaybı riski oluşturmaktadır.&nbsp;&nbsp; </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">Ülkemizde geçmişi fazla olmayan Kahverengi kokarcanın yayılışı bitkisel materyallerle, ulaşım araçlarıyla,&nbsp; erginlerin uçuşuyla ve zararlının bulunduğu&nbsp; illerden&nbsp; yapılan&nbsp; ticari&nbsp; faaliyetlerle gerçekleşmektedir. Bu nedenle diğer illerimize de yayılma riski bulunmakta olup, zararlının yayılış alanlarının belirlenmesi ve iç karantina tedbirlerine önem verilmesi gerekmektedir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">Kahverengi kokarca, insan sağlığı açısından bir tehlike oluşturmamakla beraber yaz mevsimi sonunda kışlamak için özellikle ev,&nbsp; depo gibi korunaklı alanları tercih&nbsp; ettiği için fiziki rahatsızlık oluşturmaktadır. İlkbaharda kışlaklardan çıkmadan önce yapılacak olan mekanik mücadele (kışlaklarda erginlerin toplanması ve imhası)&nbsp; yıl içerisinde oluşabilecek&nbsp; popülasyon&nbsp; artışını&nbsp; engelleyecektir.&nbsp; Bu kapsamda&nbsp; zararlının&nbsp; kış&nbsp; dönemini&nbsp; <strong>Nisan&nbsp; ayının&nbsp; sonuna&nbsp; kadar</strong>&nbsp; kışlaklarda&nbsp; geçirdiğinden,&nbsp; kışlamış erginlerin kışlaklardan dağılmadan kitle halinde imhası için mesken olan <strong>yerlerde halk sağlığı alanlarında kullanılan ilaçlar ile ilaçlanması mayıs ayından sonra </strong>hareketli olduğu dönemlerde ise <strong>ruhsatlı bitki koruma ürünleri ile tarımsal alanlarda ilaçlı mücadele</strong> yapılması gerekmektedir. Ayrıntılı bilgi için İl/ İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerimize müracaat edebilirisiniz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px"><img alt="" src="https://www.tarimpusulasi.com/public/images/detay/kahverengi_kokarca1.jpg" style="height:400px; width:600px" /></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px"><img alt="" src="https://www.tarimpusulasi.com/public/images/detay/kahverengi_kokarca2.jpg" style="height:400px; width:600px" /></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 15 Oct 2022 10:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2022/10/kahverengi-kokarca-zararlisiyla-mucadele-1665818091.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fındıkta mayıs böceği mücadelesine dikkat !</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/findikta-mayis-bocegi-mucadelesine-dikkat-36969</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/findikta-mayis-bocegi-mucadelesine-dikkat-36969</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Mayıs böceği erginleri 2,5- 3 cm boyunda, genellikle kızıl kahverengi görünüştedir. Yumurta oval, krem renginde ve 2 mm boyundadır. Tam gelişmiş larvanın boyu 4–4,5 cm kadardır. Larva halk arasında “kadı lokması” veya “manas” olarak isimlendirilir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px"><span style="background-color:white"><span style="color:black">İlkbaharda genellikle nisan ve mayıs aylarında toprak sıcaklığının 12 °C ve toprak neminin de % 15 - 25 civarında bir seviyeye ulaşması ile önce ergin erkekler sonra dişiler topraktan çıkar. Çıkış 18- 20 gün devam eder. Güneş battıktan sonra uçuşarak ağaçlar üzerine konar ve bitkilerin yaprak ve çiçekleri ile beslenirler. Erginler topraktan çıktıktan 15-30 gün sonra yumurtlama olgunluğuna gelirler ve tepelerden alçaklara doğru yumurtlama uçuşu başlar. Çiftleşen dişiler yumurtalarını özellikle 2- 3 yıl işlenmemiş ve üzeri hafif otlanmış bahçelerde, toprağın 15- 25 cm derinine, 25- 30’luk gruplar halinde koyarlar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Bir dişi ortalama 60 yumurta bırakır. Yumurtaların kuluçka süresi ortalama 30 gündür. Çıkan larvalar toplu halde yaşayıp otların köklerini kemirir ve 2 ay sonra gömlek değiştirerek ikinci dönem larva olurlar. İkinci dönem larvalar birbirinden uzaklaşır ve oburca beslenirler. Sonbaharda kışı geçirmek üzere toprağın derinliklerine inerler. Bu derinlikte Karadeniz Bölgesi için nemden çok toprak sıcaklığı etkilidir. Bu derinlik fındıkta yaklaşık 50 cm kadardır. Mart ve nisana kadar devam eden hareketsiz dönemden sonra önemli zararlar yapacak bir beslenme başlar ve haziran başlarına kadar devam eder. Daha sonra bir gömlek daha değiştirerek üçüncü dönem larva haline gelirler. Üçüncü dönem larva süresi 1 yıldır ve bu dönemde önemli zararlar yapar. Kışı toprağın 60 cm kadar derinliğine inerek geçirirler. Temmuz ayında toprak yüzeyinden 15-35 cm derinde topraktan bir yuva içerisinde pupa olurlar. Eylülde ergin hale geçen pupalar yuvayı terk etmeyip ertesi ilkbahara kadar burada bulunur ve her 3 yılda bir döl verirler.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px"><span style="background-color:white"><span style="color:black">&nbsp;Erginler yaprak ve çiçekler üzerinde beslenerek zarar yaparlar. Yoğun olarak bulundukları meyve ve orman ağaçlarını yapraksız bırakabilirler. Fakat zifin çiçeklerinin fazla bulunduğu yerlerde bu çiçekleri tercih etmelerinden dolayı kültür bitkilerinde zararlı durumuna geçmezler. Larvalar, ilk dönemlerinde toprak yüzeyine yakın otların kökleri üzerinde beslendiklerinden fındıktaki zararları çok önemli değildir. Fakat ikinci döneme geçen larvalarda gelişme hızlanır ve buna bağlı olarak ta, aldıkları besin miktarı artar. Aynı zamanda daha derinlere indiklerinden, ot köklerinden uzaklaşıp fındık kökleriyle beslenmeye başlarlar. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px"><span style="background-color:white"><strong><span style="color:black">Fındıkta</span></strong><span style="color:black"> 1 cm çapına kadar olan köklerini kolayca koparıp kökleri tahrip ederler. Daha sonra oluşan cılız sürgünler yaz sıcaklarında hemen kurur. Larvaların üçüncü dönemdeki zararı ikinci dönemdekinden daha şiddetlidir. Bazı bahçelerde % 50 dolaylarında zarar yaptığı saptanmıştır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Samsun Tarım ve Orman İl Müdürü İbrahim Sağlam, konu ile ilgili yaptığı açıklamasında, Fındık üretiminde önemli zararlılardan birisi olan Mayıs Böceği ile mücadelede kültürel mücadelenin önemine dikkati çekerek;&nbsp; Ekim ayından itibaren fındık bahçelerinde toprak işlemede çiftlik gübresi kullanılmaya başlanması ve çiftlik gübresi kullanırken&nbsp;&nbsp;kullanılan gübrenin mutlaka yanmış olması gerektiğini, &nbsp;aksi takdirde yanmamış çiftlik gübresinin içerisinde Mayıs Böceği larvaları olabileceği için yanmamış çiftlik gübresinin kullanılmaması gerektiğini belirtmiştir.&nbsp;&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px"><span style="background-color:white"><span style="color:black">İl Müdürü Sağlam, açıklamasının devamında ayrıca: Bu zararlının görüldüğü fındık bahçelerinde Tarım Takvimine göre; eylül ayının ikinci yarısından başlayarak ekim ayı sonuna kadar <strong>Bakanlığımız tarafından ruhsatlandırılmış</strong> Bitki Koruma Ürünlerinden birisi ile toprak ilaçlamasının yapılmasının bir sonraki üretim sezonunda Mayıs Böceği yoğunluğunu önemli derecede azaltabileceğini ifade ederek; üreticilerimizin bulundukları İl veya İlçenin Tarım ve Orman Müdürlüklerine başvurmaları halinde kendilerine konu ile ilgili detaylı bilgi alabileceklerini hatırlatmıştır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px"><span style="background-color:white"><span style="color:black"><img alt="" src="https://www.tarimpusulasi.com/public/images/detay/May%C4%B1s_B%C3%B6ce%C4%9Fi_Larva.jpg" style="height:400px; width:600px" /></span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 27 Sep 2022 10:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2022/09/findikta-mayis-bocegi-mucadelesine-dikkat-1664265378.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ceviz yetiştirmeye başlayanlar için 5 püf nokta</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/ceviz-yetistirmeye-baslayanlar-icin-5-puf-nokta-36369</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/ceviz-yetistirmeye-baslayanlar-icin-5-puf-nokta-36369</guid>
                <description><![CDATA[Pandemiyle birlikte sağlıklı yaşam ve bilinçli beslenmenin önemi daha fazla artarken bireysel tarıma ve üretime yönelik ilgi de dikkat çekiyor. Yerli üretimi giderek artan ceviz yetiştiriciliği de son yıllarda en çok rağbet edilen tarım yatırımlarından oldu. Ceviz Üreticileri Derneği (CÜD) Eş Bakanı Ömer Ergüder, cevize yatırım yapmak isteyenler için dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgiler verdi. Ceviz yetiştirmenin uzun ve sabır gerektiren bir yolculuk olduğunu söyleyen Ergüder, “Yatırım düşünenlerin dikkat etmesi gereken en önemli faktör, dikim yapılacak alanda yeterli miktarda ve nitelikte su bulunmasıdır. Ayrıca sabretmek gerekiyor çünkü ceviz fidanı, toprakla buluşmasından neredeyse 8-12 yıl sonra tam olarak ürün vermeye başlıyor” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">Cevizin anavatanı olan Türkiye, ceviz tüketiminde de şu an dünya sıralamasında ilk üçte yer alıyor. Ancak buna rağmen Türkiye’de tüketilen cevizin şu an sadece üçte biri üretilebiliyor. Peki ama ceviz yetiştirmek isteyenler nelere dikkat etmeli? Ceviz üretimindeki en önemli unsur ne? Ceviz ağacı dikmek için hangi bölgeler uygun? Ne kadarlık bir yatırım gerekiyor? Tüm bu soruların cevaplarını, 2020 yılında ‘Türkiye’nin Üretimi Cevizin Yerlisi, Cevizin Lezzetlisi’ sloganıyla kurulan Ceviz Üreticileri Derneği (CÜD) Eş Başkanı Ömer Ergüder yanıtladı.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Tarıma, özellikle de cevize yatırım yapmayı düşünen yatırımcılara ve sektöre yeni girmek isteyenler için işin beş önemli püf noktasını paylaşan CÜD Eş Başkanı Ergüder, sadece tek bir ceviz ağacının, toprakla buluşmasından neredeyse 8-12 yıl sonra tam olarak ürün vermeye başladığını söyledi. Bir ceviz ağacının verimden düşmesine rağmen uzun bir süre susuzluğa dayanabildiğini de belirten Ergüder, “Ancak, 48 saat suda kalması durumunda hayatı sona erebiliyor. Bu nedenle taban suyunun ceviz yetiştiriciliğinde çok önemli bir yeri var” diye konuştu. Yaklaşık 10 yıldır ceviz üreticiliği yapan Ergüder’e göre; ceviz üretimine başlamak isteyenlerin dikkat etmesi gerekenler şöyle:</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>1- “BİR CEVİZ AĞACININ 15 METREKÜP SUYA İHTİYACI VAR”</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px">“Ceviz yetiştiriciliğine başlamayı planlayan yatırımcıların, kendilerine sormaları gereken ilk ve en önemli soru, “Yeterli suyum var mı?” olmalı. Bir ceviz ağacı, bilinen yanlışların aksine tam verime ulaşabilmesi için ciddi anlamda suya ihtiyaç duyuyor. Bir sezonda tek bir ceviz ağacının; toprak yapısı ve yağış durumları da hesaba katıldığında, yaklaşık olarak 15 metreküp kadar suya ihtiyacı var. Toprak yapısına uygun sulama altyapıları sayesinde, sulama rejimi ve ağaçların potansiyeli daha da yukarı çıkıyor.</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>&nbsp;</strong></span><span style="font-size:16px"><strong>2- DİKİM YAPILACAK BÖLGENİN İKLİMİNE UYGUN TÜRLER SEÇİLMELİ</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px">Toprak derinliği ve taban suyu problemlerinin olmaması gerekiyor. Öte yandan dikim yapılacak bölgenin iklim koşulları da göz önünde bulundurularak; iklime uygun, erken ya da geç donlardan etkilenmeyecek türlerin seçilmesi gerekiyor. Ceviz, Türkiye’nin her bölgesinde yetişebilen bir meyve. Yapılan çalışmalar gösteriyor ki, hasatta alınan verimin, kış döneminde gerçekleşen soğuklanma süresiyle doğrudan ilişkisi bulunuyor. Bu nedenle kışın soğuk, yazın ise erken ve geç donlardan etkilenmeyen, suyun olduğu herhangi bir bölge, ceviz yatırımı yapmak için uygun. Ancak son yıllardaki yatırımların çoğu; Trakya, Marmara, Ege, İç Anadolu ve biraz da Güney Doğu Anadolu bölgelerinde yoğunlaştı. &nbsp;</span><span style="font-size:16px"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>3- ARAZİNİN EĞİMİ ARTTIKÇA İNSAN GÜCÜNE İHTİYAÇ ARTIYOR</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px">Arazinin eğimi de büyük önem taşıyan bir başka konu. Eğim arttıkça mekanizasyon yatırımları azalıyor ve insan gücüne yönelik ihtiyaç artıyor. Bu süreç de uzun vadede yatırımın verimliliğinin düşmesine neden oluyor. Ayrıca burada ceviz yetiştirecek kişinin kendisine şu soruyu sorması da gerekiyor: ‘Bu işi hobi olarak mı yoksa endüstriyel olarak mı yapacağım?’ Hobi olarak bakılıyorsa; gerçekten emek verilebilecek, duyarlı bakım yapılabilecek maksimum alan hedefi konulması gerekiyor. Sezon içerisinde ciddi bakım ve emek isteyen bir bahçenin ilgilenilemeyen kısmı her zaman motivasyonu ve bahçenin genel verim ortalamasını ne yazık ki aşağı çekebiliyor. Ancak konuya endüstriyel olarak bakılıyorsa, iş için minimum 250 dekarlık bir alan gerekiyor. Yatırımcının gücüne göre alan büyüdükçe ve ekip kuvvetlendikçe ölçek ekonomisiyle birlikte maliyetler daha da düşebiliyor.</span><span style="font-size:16px"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>4- YATIRIM MİKTARI, GÜNCEL MALİYETLERE GÖRE HESAPLANMALI</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px">Bir ceviz yatırımında genel bilinen yanlışların aksine, fidanlar dikildiğinde iş bitmiyor, aksine işe daha yeni başlanılmış oluyor. Bahçe yönetimine paralel, bir ceviz ağacı 8-12 yıl arası maksimum verime ulaşıyor. Bu süreçte ihtiyaçlar, kişi tarafından karşılanabiliyor. Verimli bir ceviz bahçesinin başlangıç noktası, tek bir traktörden maksimum düzeyde yararlanmak olarak düşünülebilir. Tecrübelerimize göre, bir traktörle yaklaşık 250 dekarlık bir bahçe yönetilebiliyor. Yapılacak arazi alt yapısı, sulama sistemi ve mekanizasyon yatırımlarının birim maliyeti, ancak bu ölçek ve üzerinde verimli bir noktaya ulaşabiliyor. Yatırım miktarı için bir genelleme yapmak imkânsız olsa da güncel maliyetlere göre hesap yapmakta fayda var. Çünkü yatırım öncesinde hazırlanan iş planları ve gelir / gider tablolarının çok büyük bir kısmı, önümüze çıkanlarla çok farklı oluyor.</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong>5- CEVİZ YERE DÜŞTÜKTEN SONRA 48 SAAT İÇİNDE TOPLANMALI VE KURTULMALI</strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px">Hasat döneminde en dikkat edilmesi gereken konu hızlı olmak. Olgunlaşma sürecini tamamlayan ceviz, önce yeşil kabuğunu çatlatır, ardından da düşer. Mahsulü hastalıklardan koruyabilmek ve ürünün kalitesinden ödün vermemek adına, cevizin yere düştükten sonra en geç 48 saat içerisinde toplanması ve kurutulması gerekiyor. Kuvvetli bir hasat ekibi, hızlı bir mekanizasyon ya da çevrede kurulu bir ceviz işletim tesisinin bulunması, ürünün değerinin korumasında büyük önem taşıyor.”</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Jun 2022 10:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2022/06/ceviz-yetistirmeye-baslayanlar-icin-5-puf-nokta-1656582585.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bahar Yağışlarında Septorya’ya Dikkat</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/bahar-yagislarinda-septoryaya-dikkat-36067</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/bahar-yagislarinda-septoryaya-dikkat-36067</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">Bolu İlimiz coğrafi konumuna bağlı yağışlar paralelinde Buğday ve Arpa üretim alanlarında Septorya yaprak lekesi ve Sarı pas, fungal hastalıkları gözlenebilmektedir. Üreticilerin maddi zarara uğramamaları adına belirtileri gördüklerinde İl/İlçe Müdürlükleri ile irtibata geçerek gerekli önlemleri zamanında almaları kayıpların minimalize edilmesini sağlayacaktır. &nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">Konu hakkında açıklama yapan İl Müdürü İzzet Murat;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">“İlimiz yoğun yağış rejimine bağlı olarak bahar aylarında Septorya, yaprak lekesi, sarı pas, mantar enfeksiyonu vb. hastalıklar görülebilmektedir. Verim kaybının en aza indirilmesi ve hastalığın ilerleyerek bayrak yaprağa (en üst yaprak) sıçramasını önlemek amacıyla, üreticilerimizin enfeksiyonun tarladaki seyrine ve iklim şartlarına göre hastalık etmenine karşı olası belirtilerde il/ilçe Müdürlüklerimize danışarak ruhsatlı bitki koruma ürünleri hakkında bilgi almaları faydalı olacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">Üreticilerimizin olası mağduriyetlere karşı aşağıda açıklamada yer alan hastalık belirtilerini gözlemlemek suretiyle zamanında ve ruhsatlı ilaçlarla etkin mücadelesi olası mağduriyetlerin önüne geçecektir" dedi. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">&nbsp;Septorya hastalığı;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">Yaprak üzerinde damarlar ile sınırlandırılmış, küçük düzensiz kahverengi lekeler şeklindedir. Kül rengi lekelerin merkezinde gelişir. Bu lekeler yayılır ve birleşir, sonuçta yaprağın tümü lekelerle kaplanır. Lekelerin genişlemesiyle bunların koyu renkli sınırları kaybolur ve açık yeşil bir renge döner.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">İlk olarak en&nbsp; alt yapraklarda görülür.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">Üst yapraklara yayılma hızı, çevre koşullarına ve çeşidin duyarlılığına bağlı olarak değişir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">Gelişme esnasında etmen yaprak dokusu içine gömülüdür.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">Ayrıntılı bilgi, teknik destek, dilek, şikayet, talep ve görüşleriniz için İl/İlçe Müdürlüğü ile irtibata geçebilirsiniz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px"><img alt="" src="https://www.tarimpusulasi.com/public/images/detay/bugday_septorya1.jpg" style="height:400px; width:600px" /></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px"><img alt="" src="https://www.tarimpusulasi.com/public/images/detay/bugday_septorya2.jpg" style="height:400px; width:600px" /></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 29 Apr 2022 11:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2022/04/bahar-yagislarinda-septoryaya-dikkat-1651240995.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fındıkta Külleme Hastalığı’nda Mücadele Zamanı</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/findikta-kulleme-hastaliginda-mucadele-zamani-36059</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/findikta-kulleme-hastaliginda-mucadele-zamani-36059</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Samsun Fındık alanlarında son yıllarda yaygın olarak görülen Külleme hastalığı ile zamanında mücadele &nbsp;edilmediği takdirde &nbsp;&nbsp;verim ve kalite kayıpları meydana gelmektedir. Konu ile ilgili bir açıklama yapan Samsun İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px"><span style="background-color:white"><span style="color:black">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Fındık bitkisinin önemli hastalıklarından biri olan Külleme hastalığı, ilkbaharda gelişmekte olan yaprak ve sürgünler üzerinde belirtilerini gösterir. Hastalık rüzgârla taşınarak bitkiden bitkiye yayılır. Külleme hastalığı belirtileri yaprağın üst kısımlarında renk açılmaları ve sarımsı&nbsp; lekeler halinde görülür. İlerleyen zamanlarda yapraklar giderek kahverengileşmeye, gevrekleşmeye, kıvrılmaya başlar ve vaktinden önce dökülürler. Genç sürgünlerde ve yapraklarda yüzeyde ilk önce un serpilmiş gibi bir görüntü oluşmakta; ilerleyen dönemlerde ise renkte matlaşma ve kahverengileşmeler meydana gelmektedir. Özellikle erken dönemde hastalığa yakalanan çotanaklarda kurumalar gözlenmektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px"><span style="background-color:white"><span style="color:black">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Mücadelesinde, bulaşma kaynaklarının azaltılması için yere dökülen yapraklar ile hastalıklı bitki artıkları toplanmalı, bulaşık dip sürgünleri kesilmeli ve imha edilmelidir. Bahçede nemi azaltmak, iyi bir hava sirkülâsyonu, yeterli ışıklanma sağlamak için&nbsp;budama ve yabancı ot mücadelesine önem verilmelidir. Fındık bahçelerinde külleme&nbsp; hastalığı hava sıcaklıklarına bağlı olarak, Nisan ayı ortalarından itibaren görülmeye başlar ve belirtiler görülür görülmez ilaçlamaya başlanır. Daha önceki yıllarda, bahçede&nbsp; &nbsp;hastalık görülmüş ise belirtiler görülmeden de, çotanak bağlama döneminde ilaçlama yapılır. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px"><span style="background-color:white"><span style="color:black">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hastalığın şiddeti; iklim koşulları ve ilacın etki süresi dikkate alınarak ikinci ve diğer ilaçlamalarla hasada kadar devam edilir.<strong>&nbsp;</strong>İlaçlamalarda Bakanlığımızca tavsiyesi olan ruhsatlı Bitki Koruma ürünlerinden herhangi<strong>&nbsp;</strong>biri&nbsp;<strong>&nbsp;</strong>kullanılmalıdır. Çisentili ve mevsim için anormal sayılabilecek çok sıcak günlerde ve güneşli günlerde öğle saatlerinde ilaçlama yapmaktan kaçınılmalıdır. İlaçlamalarda sırt pülverizatörü, mekanik, motorlu veya hidrolik bahçe pülverizatörü kullanılmalıdır. İlaç etiket bilgilerine dikkat edilmeli, &nbsp;ürüne tavsiyesi olan Bitki Koruma Ürünü ile zamanında ve uygun doz ile tüm bitki yüzeyini kaplayacak şekilde uygulamalar gerçekleştirilmelidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Üreticilerimizin Külleme hastalığına bağlı ürün ve kalite kaybı yaşamamaları için; Fındık bahçelerini kısa aralıklarla kontrol etmeleri, hastalık belirtileri görülür görülmez kimyasal mücadeleye başlamaları,&nbsp; ilaç uygulamalarının iyi bir kaplama sağlayacak şekilde yapılması ve tüm koruyucu önlemlerin alınması gerekmektedir. Ayrıca üreticilerin, hastalığa bağlı verim kaybı yaşamamaları için İl/ İlçe Müdürlüklerinden ayrıntılı bilgi almalarını ve Fındıkta Külleme hastalığı mücadelesini aksatmadan zamanında yapmaları gerekmektedir. Bol bereketli bir üretim sezonu diliyorum.” dedi.&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 27 Apr 2022 16:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2022/04/findikta-kulleme-hastaliginda-mucadele-zamani-1651066712.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Elma ve Armutta Karaleke Hastalığına Dikkat!</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/elma-ve-armutta-karaleke-hastaligina-dikkat-36058</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/elma-ve-armutta-karaleke-hastaligina-dikkat-36058</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Dönemsel olarak mücadele zamanı olan <em>Elma Karaleke hastalığı</em> mücadelesi ile ilgili Samsun İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam bir açıklama yaptı. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px"><span style="background-color:white"><span style="color:black">İl Müdürü Sağlam: </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px"><span style="background-color:white"><span style="color:black">“İlimizde 2022 yılı verilerine göre muhtelif çeşitlerde 2.642 da alanda, yaklaşık 10.000 ton&nbsp; Elma üretimi bulunmaktadır. Önemli miktarlarda tüketime sunulan Elma üretiminde ilimiz için ‘Karaleke’ hastalığı mücadelesi önem arz etmektedir. İlk mücadelenin&nbsp; &nbsp;zamanında yapılmaması, aynı aktif maddeli pestisitlerin (Zirai Mücadele İlacı) üst üste kullanılması, kalibrasyon ayarı yapılmadan (doğru doz ve su miktarı) &nbsp;ilaçlama yapılması &nbsp;mücadelede başarıyı olumsuz etkilemektedir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yağışlar, yüksek nem ve uygun sıcaklıklar hastalığın gelişimini hızlandıran etmenlerdir. Elma ve Armut Bahçesi olan çiftçilerimizin zamanında söz konusu hastalığa karşı, Elma ve Armut bahçelerini ilaçlamaları gerekmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Karaleke mücadelesinde;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 1. ilaçlama: Çiçek gözleri kabardığında</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 2. ilaçlama: Pembe çiçek tomurcuğu döneminde&nbsp; (Çiçekler ayrı ayrı görüldüğünde)</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 3. ilaçlama: Çiçek taç yapraklan %70-80 dökülünce,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ve diğer ilaçlamalar: </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Meteorolojik koşulların (yağış, uygun sıcaklık ve nem) hastalığın ilerlemesi için uygun olduğu durumlarda, kullanılan ilaçların etki süreleri dikkate alınarak 7- 15 gün ara ile uygulanmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İlk ilaçlamanın bakırlı ilaçlarla yapılması, daha sonraki ilaçlamalarda ise her defasında farklı etkili maddeye sahip ilaçların kullanılması hastalıkla mücadelede başarı oranını artırmaktadır. İlimiz şartlarında bahçedeki hastalık durumuna göre fenolojik durum ve iklim şartları dikkate alındığında ilimiz için 2. (veya 3.) ilaçlama zamanı gelmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">Değerli Üreticilerimiz; erken tahmin ve uyarı sistemi yapacağınız gereksiz ilaçlamalarınızı önlemek, uygun zaman ve dozda ilaçlama yapmanız için çalışmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">Entegre mücadele esaslarına uygun olarak yapılan çalışmalar, cebinizi, bahçenizi, çevrenizi ve sağlığınızı korumaya yöneliktir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">Tarım ilaçlarını dikkatli kullanınız. İlaçlamalarınızı arıların çalışmadığı serin saatlerde yapınız !</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">Reçetesiz ilaç kullanmayınız! Reçete için İl/ İlçe Müdürlüklerine başvurunuz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">Kullanmadan önce ambalaj üzerinde yer alan etiket bilgilerini mutlaka okuyunuz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">Tavsiye edilen ürünlerin dışında kesinlikle kullanmayınız.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">İnsan sağlığına ve çevreye yönelik riskleri önlemek için kullanma talimatlarına uyunuz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">İlaçlama sırasında lütfen eldiven, gözlük, maske takınız ve tulum giyiniz !</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">İlaç ambalajlarını rastgele yerlere atmayalım, çevremizi koruyalım !</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">Ürününüz bol bereketli olsun.” dedi.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 27 Apr 2022 16:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2022/04/elma-ve-armutta-karaleke-hastaligina-dikkat-1651066305.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fındıkta Külleme Hastalığı ile Mücadele Dönemi</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/findikta-kulleme-hastaligi-ile-mucadele-donemi-33608</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/findikta-kulleme-hastaligi-ile-mucadele-donemi-33608</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada;</p>

<p>Fındık bahçelerimizde yoğun zarar yapan Fındıkta Külleme Hastalığına karşı;&nbsp;<strong>24 Nisan 2021&nbsp;</strong>tarihinden itibaren fındığın gelişimi takip edilerek meyve (çotanak) bağlama döneminde ilaçlı mücadeleye başlanabilir.</p>

<p>Hastalık tüm fındık üretim alanlarında ekonomik anlamda zarara neden olmaktadır. Bu nedenle üreticilerimiz bu dönemde bahçelerini kontrol etmelidir.</p>

<p>Hastalık belirtisi görülmeyen bahçelerde birinci ilaçlamada koruyucu Bitki Koruma Ürünü olarak % 80 Kükürt kullanılması; ikinci ve diğer ilaçlamalarda ve hastalığın görülmeye başladığı bahçelerde ise tedavi edici Bitki Koruma Ürünlerinden birinin kullanılması gerekmektedir.</p>

<p>İlaçlama başlamadan önce arıcıların arılarını ilaçlama sahaları dışına çıkarmaları gerekmektedir.</p>

<p>İlaçlamalarda atomizör kullanılacaksa ocak başına en az 1 litre, motorlu pülverizatör kullanılacaksa en az 2 litre ilaçlı su olacak şekilde, fındık ocakları dipten başlanarak yıkama şeklinde ilaç atılmalıdır.</p>

<p>Mücadelede tavsiye edilmeyen Bitki Koruma Ürünü kullanılmaması, yaprak gübreleri hariç herhangi bir kimyasal maddenin Bitki Koruma Ürünüyle karıştırılmadan önce etiket bilgilerindeki karışılabilirlik durumu değerlendirilerek ona göre uygulama yapılmadır.</p>

<p>İnsan ve hayvan sağlığı bakımından kullanılan Bitki Koruma Ürününün son ilaçlama ile hasat arasındaki süresine göre ilaçlama bitiminden 7-28 gün sonrasına kadar ilaçlama yapılan bahçelerde hayvan otlatılmamalı ve meyve yenmemelidir.</p>

<p>Kullanılacak Bitki Koruma Ürünleri İl Müdürlüğümüz tarafından yetkilendirilmiş olan&nbsp; Bitki Koruma Ürünleri Satış Bayisinden alınarak Bitki Koruma Ürünleri Uygulama Belgesine sahip kişiler tarafından uygulanmalıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Üreticilerimiz daha geniş bilgi almak için&nbsp; İl/ilçe Tarım ve Orman Müdürlüklerimize müracaat edebilirler.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 Apr 2021 11:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2021/04/findikta-kulleme-hastaligi-ile-mucadele-donemi-1618477220.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fındık Bahçelerinde Azotlu Gübre Uygulamasında Dikkat Edilecek Hususlar</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/findik-bahcelerinde-azotlu-gubre-uygulamasinda-dikkat-edilecek-hususlar-33416</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/findik-bahcelerinde-azotlu-gubre-uygulamasinda-dikkat-edilecek-hususlar-33416</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Fındık bahçelerinde azotlu gübre uygulama zamanı gelmiştir. Öncelikle fındık bahçelerden usulüne uygun numune alarak yetkili toprak laboratuarlarından, toprak analiz yaptırılması gerekmektedir. Üreticilerimizin Toprak&nbsp; Analizi sonucuna göre gübre uygulaması yapması ekonomik karlılık açısından önemlidir. Aynı zamanda çevreyi kirletmeden,&nbsp; istenilen dozda, istenilen zamanda uygulama yapmak verimliliği artıracaktır. Fındık bahçelerinde azotlu gübre uygulaması iki kez yapılmalıdır. 1.doz Mart ayı içerisinde tomurcuklar kabarmaya başladığında, 2. doz ise Mayıs sonu-Haziran başında uygulanmalıdır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;<span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Azotlu gübre; fındık ocaklarının dal uçları iz düşümü altındaki 30-40 cm. genişliğindeki banda serpilip, 5-10 cm. toprak derinliğine karıştırılmalıdır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Üreticilerimiz gübre tercihlerini İlimiz topraklarının asidik karakterde olduğunu göz önüne alarak yapmaları gerekmektedir. Toprak PH nın düşmesine sebep olabilecek olan içerisinde kükürt(S) bulunan gübrelerin kullanımından kaçınılmalıdır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Fındık bahçelerinde azotlu gübre uygulama zamanı gelmiştir. Öncelikle fındık bahçelerden usulüne uygun numune alarak yetkili toprak laboratuarlarından, toprak analiz yaptırılması gerekmektedir. Üreticilerimizin Toprak&nbsp; Analizi sonucuna göre gübre uygulaması yapması ekonomik karlılık açısından önemlidir. Aynı zamanda çevreyi kirletmeden,&nbsp; istenilen dozda, istenilen zamanda uygulama yapmak verimliliği artıracaktır. Fındık bahçelerinde azotlu gübre uygulaması iki kez yapılmalıdır. 1.doz Mart ayı içerisinde tomurcuklar kabarmaya başladığında, 2. doz ise Mayıs sonu-Haziran başında uygulanmalıdır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;<span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Azotlu gübre; fındık ocaklarının dal uçları iz düşümü altındaki 30-40 cm. genişliğindeki banda serpilip, 5-10 cm. toprak derinliğine karıştırılmalıdır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Üreticilerimiz gübre tercihlerini İlimiz topraklarının asidik karakterde olduğunu göz önüne alarak yapmaları gerekmektedir. Toprak PH nın düşmesine sebep olabilecek olan içerisinde kükürt(S) bulunan gübrelerin kullanımından kaçınılmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">Fındık bahçelerinde azotlu gübre uygulama zamanı gelmiştir. Öncelikle fındık bahçelerden usulüne uygun numune alarak yetkili toprak laboratuarlarından, toprak analiz yaptırılması gerekmektedir. Üreticilerimizin Toprak&nbsp; Analizi sonucuna göre gübre uygulaması yapması ekonomik karlılık açısından önemlidir. Aynı zamanda çevreyi kirletmeden,&nbsp; istenilen dozda, istenilen zamanda uygulama yapmak verimliliği artıracaktır. Fındık bahçelerinde azotlu gübre uygulaması iki kez yapılmalıdır. 1.doz Mart ayı içerisinde tomurcuklar kabarmaya başladığında, 2. doz ise Mayıs sonu-Haziran başında uygulanmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Azotlu gübre; fındık ocaklarının dal uçları iz düşümü altındaki 30-40 cm. genişliğindeki banda serpilip, 5-10 cm. toprak derinliğine karıştırılmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Georgia,serif"><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Üreticilerimiz gübre tercihlerini İlimiz topraklarının asidik karakterde olduğunu göz önüne alarak yapmaları gerekmektedir. Toprak PH nın düşmesine sebep olabilecek olan içerisinde kükürt(S) bulunan gübrelerin kullanımından kaçınılmalıdır.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 24 Mar 2021 11:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2021/03/findik-bahcelerinde-azotlu-gubre-uygulamasinda-dikkat-edilecek-hususlar-1616576381.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sumak: Anadolu’nun Kadim Bitkisinden Gelen Şifa Kaynağı</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/sumak-anadolunun-kadim-bitkisinden-gelen-sifa-kaynagi-31550</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/sumak-anadolunun-kadim-bitkisinden-gelen-sifa-kaynagi-31550</guid>
                <description><![CDATA[Anadolu’nun anavatanı olduğu Sumak bitkisi, sahip olduğu bilimsel sınıflandırmanın yanı sıra, tıbbi ve baharat özellikleriyle de öne çıkan önemli bir bitki türü olarak biliniyor. 150 kadar farklı türü bulunan sumağın derici sumağı ve boyacı sumağı gibi doğal olarak yetişen çeşitleri bulunuyor. Türkiye’de yaygın olarak kullanılan bu bitki, binlerce yıldır şifa kaynağı olarak kabul ediliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h3><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Calibri Light&quot;,sans-serif"><span style="color:#1f3763"><span style="font-family:Roboto">Sumak Bitkisinin Coğrafi Yayılımı ve Biyolojik Özellikleri</span></span></span></span></strong></h3>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:Roboto">Anacardiaceae familyasına ait olan sumak, tropik ve ılıman bölgelerde doğal olarak yetişiyor. Türkiye'nin yanı sıra Akdeniz ülkelerinde, Afganistan, İran, Yunanistan, Bulgaristan, İtalya ve Fransa gibi bölgelerde de yayılış alanı buluyor. Genellikle 2-3 metre boyunda, nadiren 5 metreyi aşan, çok dallı çalı veya ağaç formunda görülen sumak, güçlü rüzgârlara ve kuraklığa dayanıklı yapısıyla biliniyor. Kuru, taşlı ve kayalık zeminlerde, 600-1900 metre yükseltilerde yetişebiliyor. Tohumla çoğaltılan bitkinin yaprakları tek tüysü, sürgünleri ise yoğun kadifemsi tüylerle kaplı oluyor. Sonbaharda kırmızı-turuncu renge bürünen yaprakları, eşsiz bir görsel şölen sunuyor.</span></span></span></p>

<h3><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Calibri Light&quot;,sans-serif"><span style="color:#1f3763"><span style="font-family:Roboto">Tarihsel Kullanımı ve Sağlık Faydaları</span></span></span></span></strong></h3>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:Roboto">Sumak, yaprak ve meyvelerinde bulunan önemli bileşenler sayesinde uzun yıllardır ilaç hammaddesi olarak kullanılıyor. Dioscorides ve İbni Sina gibi tarihi tıp insanları tarafından hemoroit, ağız yaraları, ishal ve göz hastalıkları tedavisinde önerilmiş. Anadolu halkı arasında ise ağız yaraları ve diyabet tedavisinde yaygın olarak kullanılıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:Roboto">Sumağın öne çıkan faydaları şunlardır:</span></strong></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:Roboto">Güçlü Bir Antioksidan:</span></strong><span style="font-family:Roboto"> Sumak, birçok baharattan daha güçlü bir antioksidan kaynağıdır. Vücuttaki serbest radikallerle savaşarak hücrelerin kanserleşmesini önlemeye ve kronik hastalık riskini azaltmaya yardımcı olur.</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:Roboto">Antiinflamatuar Etki:</span></strong><span style="font-family:Roboto"> Grip ve soğuk algınlığı gibi enfeksiyon hastalıklarında vücudun direncini artırır. İçerdiği C vitamini sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir ve ağrıların azalmasına katkıda bulunur.</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:Roboto">Kan Şekerini Düzenler:</span></strong><span style="font-family:Roboto"> Bilimsel çalışmalar, sumağın kan şekeri seviyelerini düzenlemeye yardımcı olduğunu ve diyabetin yol açtığı komplikasyonları azaltabileceğini gösteriyor.</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:Roboto">Enfeksiyonlara Karşı Koruma:</span></strong><span style="font-family:Roboto"> Antifungal ve antibakteriyel özellikleri sayesinde, enfeksiyon hastalıklarına yol açan mikroorganizmalarla mücadele eder. Boğaz enfeksiyonlarında çay olarak tüketimi, boğaz ağrısı ve öksürüğü hafifletebilir.</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:Roboto">Diüretik Etki:</span></strong><span style="font-family:Roboto"> İdrar söktürücü özelliğiyle idrar yolu enfeksiyonlarından korunmaya ve yüksek tansiyonun düşürülmesine yardımcı olur. Vücuttaki toksik maddelerin atılımını destekler.</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:Roboto">Kalp ve Damar Sağlığını Koruma:</span></strong><span style="font-family:Roboto"> Kandaki kolesterol ve trigliserid seviyelerini düşürerek, koroner arter hastalıkları ve kalp krizi riskini azaltır.</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-family:Roboto">Kadın Sağlığı:</span></strong><span style="font-family:Roboto"> Bilimsel araştırmalar, sumağın adet sancılarını hafifletebildiğini ve emziren annelerde anne sütünü artırıcı etki gösterebildiğini ortaya koyuyor.</span></span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:Roboto">Sumağın insan sağlığına olan katkılarının daha fazla bilinmesiyle birlikte, tüketimine olan ilgi de artmaya devam ediyor. Ancak yetiştiricilik ve ıslah çalışmaları alanında sınırlı kalınması, bu değerli bitkinin potansiyelinin tam olarak değerlendirilemediğini gösteriyor.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 17 Aug 2020 21:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2025/08/sumak-anadolunun-kadim-bitkisinden-gelen-sifa-kaynagi-1755778234.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aloe Vera Yetiştiriciliği</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/aloe-vera-yetistiriciligi-31533</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/aloe-vera-yetistiriciligi-31533</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:18px"><strong>Aloe Vera Yetiştiriciliği</strong></span><br />
<span style="font-size:16px">Aloe vera Liliaceae familyasının bir üyesi ve bilinen 400 çeşiti vardır. En çok bilenen Aloe cinsleri &nbsp;Aloe Cliaris, Aloe X Principis, Barbados Aloe, Cape Aloe, Red Aloe, Sand Aloe, Lace Aloe, Candelabra Aloe, Coral Aloe, Tiger Tooth Aloe, Spider Aloe en çok bilinen ve yetiştirilen türlerdir. Afrika kökenli olan Aloe Vera bitkisi, Asphodelaceae (Liliaceae ) familyasından bir bitki türüdür. Tükçe de adı ile bilinmektedir. Aloe Vera tohum ile yetiştirilen bir bitki değildir. Kendi kökleri ile çoğalır.</span></span><br />
<span style="font-family:georgia,serif"><strong><span style="font-size:18px">İklim İsteği</span></strong><br />
<span style="font-size:16px">Aloe Vera orjin olarak çöl bitkisi olup sıcak ve az su isteyen bir bitkidir. Aloe Vera bitkisi için yetiştirlmesi için &nbsp;ideal yerler Akdeniz, Güney Doğu Anadolu, &nbsp;Ege, İç Anadolu ve Marmara‘dır. Ancak ideal olan yetişme ortamı ise kışların ılık geçtiği bölgelerdir. Normalde ihtiyaç duyulan sıcaklık 15-28 C° arasıdır. -4 C° soğuğa kadar dayanıklı olmasına karşın yetişmesini yavaşlatmaktadır. Bununla birlikte bitki güney veya batı cepheye bölgede yer almalı. İhtiyacı olan güneş ışınlarını en iyi bu şekilde alabilmektedir.</span><br />
<span style="font-size:18px"><strong>Toprak İsteği</strong></span><br />
<span style="font-size:16px">Kumlu ve tınlı toprak en tercih ettiği toprak türüdür. Toprağın &nbsp;drenajının çok iyi olması gerekmektedir. Bitki besin maddesince zengin topraklar bitkinini verimi arttırmaktadır. Toprak Ph sı en az 4,5 olmalıdır.&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:georgia,serif">Sulama</span></span></strong></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Aloe Vera fidesinin dikimi yapıldıktan sonra &nbsp;1 hafta su verilmemelidir. 1 hafta geçtikten sonra hafta da 1 ya da sıcaklık durumuna göre haftada 2 defa olacak şekilde aloe vera bitkisini sulamaya başlayabilirsiniz. Bu süreçte sulama yaparken toprağı elinizle kontrol edin. Yeterli nem var ise<br />
sulama yapılamamalıdır. Kış aylarında Aloe vera bitkisi uykuya<br />
geçer. Uyku döneminde bitki kök vermek için çalışır. Sonbahar kış aylarında sulamayı azaltıp 2 haftada bir sulama &nbsp;yapılmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:18px"><strong><span style="font-family:georgia,serif">Gübreleme</span></strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Aloe Vera'nın bitkisinin fosfor ihtiyacı &nbsp;azot ve potasyuma göre çok daha yüksektir. Özellikle amonyum nitratlı gübreler verilmelidir. &nbsp;İlkbahardan sonbahara kadar ayda bir kez &nbsp;sıvı gübre verilir. Bahar ayları boyunca çiçeklenmeyi arttırmak için 10 – 40 – 10 şeklindeki kompoze gübrelerler tercih edilmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:18px"><strong><span style="font-family:georgia,serif">Hastalık ve Zararlıları</span></strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">&nbsp;Kök Çürüklüğü</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Hastalığın belirtileri yapraklarda kloroz ve özellikle sıcak havalarda solgunluk şeklinde ortaya çıkar.<br />
Genç bitkilerde zararlanma daha çabuk olur. Bitkiden bitkiye kolaylıkla bulaşır. Özellikle hastalıklı bitkiyi kesen bıçakla başka bir bitkinin kesilmemesi gerekir. Mutlaka kullanılan alet temizlenmelidir. Aksi halde sağlıklı bitkiye de hastalık geçer. Çürüme başlamışsa kökteki çürük yerler kesilip atılmalıdır. Kalan kesik yerlerde uygun bir fungusitle ilaçlanmalıdır.<br />
Saksı toprağının sürekli olarak ıslak tutulduğu ve toprak sıcaklığının 10 – 20 C° olduğu koşullar patogenlerin bulaşma olanağını arttırdığı unutulmamalıdır. Kökü iyileşen bitki yeni hazırlanmış saksı ve harca dikilmelidir. Bu hastalığa bitkilerin yakalanmasını önlemek için neme çok dikkat etmeliyiz. Fazla sulama ve gübrelemeden kaçınmalıyız.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">&nbsp;Pas Hastalığı</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Hastalığın ilk belirtileri yaprağın üst yüzeyinde renk açılmasıdır. Daha sonra lekeler birleşerek kahverengi nekrotik lekelere dönüşür. Yapraklar zamanla özümleme alanı daraldığı için solup kuruyabilir. Mutlaka ilaçlama yapılmalıdır. Hastalığın kuluçka süresi 3 hafta olduğu göz önüne alınarak ilaçlama mutlaka yapılmalıdır. Ayrıca sağlam ve hastalıksız anaçlardan çelik alınmalıdır. Fazla nem ve yağmurlama ise sulama hastalığı yayar. Bu nedenle nem denetim altında tutulmalıdır. Fazla azotlu gübreden kaçınılmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">&nbsp;Kabuklu Bitler</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Emici böceklerdir. Yaprakların altında bulunur. Bulundukları yere koruyucu, bal-mumu yapısında bir kalkanla yapışır. Dış görünüm olarak yapraktan ayırt edilemez. Ancak kalkan yerinden kaldırılınca zararlının burada olduğu anlaşılır. Kullanılacak ilaçların kesin olarak kalkanın içine sızacak yapıda olması gerekir. Bu zararlı çok çabuk yayılım gösterir. Mücadelesinde mutlaka ilaçlama yapılmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Unlu Bitler</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Kabuklu bitlerle yakın akrabadır. Mumsu bir madde ile üzeri kaplıdır.Bitkilerin yaprağına, sapına ve gövdesine zarar verir. Zararlı görüldüğünde mutlaka ilaçlama yapılmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:18px"><strong><span style="font-family:georgia,serif">Kullanım Alanları</span></strong></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Aloe Vera bitksi 4 kısımdan oluşur. Dış katman, iç deri, jel ve lateks.Bunları birbirinden ayırmayı başarırsanız aloe vera yemenin faydaları dahi var diyebiliriz. Ancak bilinçsizce yapılması kesinlikle tavsiye edilmez.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Dış Katman: Zehirli olma ihtimali yüksekti.Ayrıca çevreden gelen toz, kir ve bakteri barındırır.Aynı zaman acı bir tadı vardır.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Lateks : Müshil ilacı yapımında kullanılan malzemeleri içerir. Bu nedenle yenilmesi baş ağrısı, ishal, bulantı ve kusmaya yol açar. Dış katman ile deri arasında yer alan sarı sıvıdır. Fazla tüketilmesi ise ölümlere dahi neden olabilir.&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Jel : Yenilmesi durumunda herhangi bir sorun yaratmayacak, tadının güzel olduğu söylenen iç sıvıdır. Hatta kokyeyl yapımların ek olarak kullanılır. Aloe vera bitkisi ile yapılmış detox içeceklerine de eklenir.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">İç Deri : İç deri bölgeyi tüketmek tamamen güvenilirdir. Hatta bir çok restoranda salataların içine tat vermek amaçlı eklenir.<br />
İçinde bulunan 6 farklı antiseptik özelliği ile küf ve mantarı yok etmede oldukça başarılıdır. Aloe Vera süs bitkisi olarakta bilinmaktedir. Kozmetik firmaları tarafından kişisel<br />
bakım ürünü yapımında, gıda sektöründe birçok alanda ve en önemli pazarını sağlık sektörü oluşturmaktadır.<br />
Aloe Vera yetiştiriciliği için öncelikle Jel hammadde için en uygun tür olan Aloe Vera’nın seçimi en önemli unsurların başında gelmektedir. Jel hammadde için en uygun tür <strong>Aloe Barbadensis Miller Stockton’dur.&nbsp;</strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 17 Aug 2020 00:05:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/9d3826c91d651c0aaaaef28b1a73b164.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Salep Yetiştiriciliği</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/salep-yetistiriciligi-31264</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/salep-yetistiriciligi-31264</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Orchidaceae familyası içinde yer alan orkidelerde yaklaşık olarak 450 cins ve 20.000 tür bulunmaktadır. Orkideler dünyanın her yerinde yayılmış ve tropik iklimden ılıman iklime, bataklıklardan kayalıklara kadar her türlü iklim şartlarına adapte olmuşlardır. Türkiye'de de 26 cinse ait 165 kadar orkide türü bulunmaktadır. Orkideler gösterişli çiçekleri nedeniyle çok uzun zamandan beri insanların ilgisini çekmiş ve sayısız üretme çalışmaları yapılmıştır. Çimlenen tohumdan yumru ve yapraklar uzun yıllar sonra meydana gelir. Ortalama en kısa süre 2-4 yıldır. Yayılış gösterdiği alanlarda genellikle tohumla çoğalmakta olup vejetatif orkide kümelerine de rastlanmaktadır. Tohumları çok küçük olup toz gibi bir yapıya sahiptir. Endosperm bulunmayan tohumlarda embriyolar canlılıklarını çok çabuk kaybetmekte ve doğal ortamda sadece % 5’ten daha azı çimlenebilmektedir. Çimlendikten sonra ergin bir bitkinin meydana gelebilmesi için 2-16 yıl gibi uzun bir süre beklemek gerekmektedir. Doğada her bir salep bitkisinin toprak altında genellikle iki adet yumrusu bulunmaktadır. Bunlardan daha koyu renkli olanı yaşlı yumru olup, bitki çiçek açıp tohum bağladıktan sonra, diğer bitki aksamıyla birlikte kurur. Bitkinin hayatını devam ettiren ve nispeten daha açık renkli olan o yılın yeni yumrusudur. Salep üretiminde de bu yumru kullanılır. Yaz aylarını toprak altında uyur halde geçiren yumru sonbaharda sürerek yeni bitkiyi meydana getirir. Bu şekilde her yıl sadece bir yumrunun meydana gelmesi salep orkidelerinin yumruları ile çoğaltılmasına izin vermemektedir. Ancak son yıllarda yaptığımız çalışmalarda kültür şartlarında bazı türlerin bilinenin aksine bir vejetasyon periyodu içerisinde üç beş yumru oluşturabildiği ve bu olayın bazı türlerde oldukça sık meydana geldiği tespit edilmiştir. Farklı yörelerde dilçıkık, dildamak, çam çiçeği, çobançoluk, tavşan topuğu, katırtırnağı, çayır çiçeği gibi farklı isimlerle anılan&nbsp;Orchidaceae familyasından 8 cinse ait 30 tür salep eldesinde kullanılmaktadır. Bunlar Orchis, Ophrys, Serapias, Anacamptis, Himantoglossum, Barlia gibi ovoid yumrulu cinslerle Dactylorhiza gibi parçalı yumruya sahip orkidelerin değişik türleridir. Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsünde&nbsp;yapılan kültüre alma çalışmalarında yumru verme kabiliyeti açısından öne çıkan iki tür Orchis ve Serapias’tır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Yumru, kök ya da rizoma sahip olan karasal orkidelerde, her bitki genellikle iki yumru taşımaktadır. Kıs mevsimini bir önceki sene&nbsp; meydana gelen yumrunun (ya da o sene Eylül-Ekim ayında dikilen anaç yumru) aracılığıyla geçiren bitkinin, bahara doğru ek köklerinden biri kalınlaşmaya başlamakta ve uç kısmında bitkinin ilk ve en derinde olan yumrusu meydana gelmektedir. Bu yumru gelişirken, diğer taraftan yukarı doğru da bir tomurcuk aracılığıyla yeni yılın gövdesi meydana gelmektedir. Bitkinin gelişmesi ilerledikçe yeni yumrular da oluşmakta, eski yumru buruşarak, yeni yumrunun yanında ona yapışık ve içi boşalmış halde kalmaktadır. Eski yumru, yeni yumruları ve yeni bitkiyi meydana getirmektedir. Ana sapa en en yakın ve sağlam şekilde bağlanan yumru erken dönemde daha buruşmamış olan hasat döneminde buruşmuş içi boşalmış ekonomik önemi olmayan yumrudur.&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Ortalama boyu 45-50 cm olan bitkilerin toprağın ilk 10 cm’lik derinliğinde yumruları oluşturduğu gözlemlenmiştir. Oluşan ilk ve en derindeki yumrunun ortalama söküm ağırlığının 8-10 gr arasında 2. yumrunun 2,5-3 gr, üçüncü yumrunun 0,5-1 gr arasında değiştiği bulunmuştur. Nisan sonu Mayıs başında yumruyu ana bitkiye bağlayan kökün yaşlandığı eski canlı görüntüsünü kaybettiği ve bağlantı yerinden oluşan ayrım tabakası sayesinde çok kolay ayrıldığı büyüme ucunun oluştuğu gözlemlenmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">İKLİM VE TOPRAK İSTEKLERİ </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Salep bitkisi ülkemizin her yöresinde doğal olarak yetişmektedir. Zamanla bulundukları yerlere adapte olmuşlardır. Bu nedenle söküldüğü iklime eşdeğer iklimlerde çok rahatlıkla yetiştirilebilmektedir. Ege bölgesi salepleri 600 - 700 metreye kadar rahatlıkla yetişmektedir. Daha yüksek rakımlarda denemeler yaparak çıkan sonuçlara göre hareket edilmelidir. Salep bitkisi doğada her tür toprakta yetişebilmekte ise de; kültür ortamında, diğer yumrulu bitkilerde olduğu gibi hafif bünyeli, kışın su tutmayan süzek ve organik maddece zengin toprakları daha çok tercih etmektedir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">TOPRAK HAZIRLAMA </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Türkiye genelinde düşünüldüğünde, salep elde edilen türler özellikle kireçli topraklarda yetişirler. Bitki bünyesindeki azot, fosfor ve potasyum miktarları ise, türlere göre değişmekle birlikte, genellikle kültür bitkilerinden yüksek bulunmuştur. Salep yumrusu bitkinin toprak altı organlarından elde edildiğinden çok iyi bir tarla hazırlığı istemektedir. Haziran ayında toprak işleme öncesi dekara 4-5 ton hesabı ile yanmış ahır gübresi (büyükbaş veya küçükbaş) atılarak homojen şekilde toprağa karıştırılmalıdır. Son zamanlarda solucan gübresi kullanımı da Şekil 2. Yumruların ana bitkiden ayrılma safhası yaygınlaşmıştır. Solucan gübresi kullanılacaksa dekara 400-500 kg kullanılabilir. Sürme işleminin ardından topraktaki yabancı ot tohumlarını ve diğer zararlıları öldürmek üzere Dazomet etkili maddeli ilaçlarla 60 Kg/da etkili madde dozuyla ilaçlanarak üzeri polietilen örtüyle örtülür. 15 gün sonra polietilen örtü kaldırılıp toprak üç ay kadar havalandırılır. İlaç buharlaşma özelliğinde olduğundan yaz boyunca birkaç defa sürülerek tamamen uzaklaşması sağlanır. Eylül ayı içinde dekara 15 kg N, 10 kg P2O5, 15 kg K2O hesabıyla temel gübreleme yapıldıktan sonra arazi tekrar işlenerek 25-30 cm yüksekliğinde ve 100 cm genişliğinde küçük sırtlar oluşturulur (Şekil 3). Bu sırtların üzeri düzlenerek gevşek yapılı tohum yatağı hazır hale getirilmiş olur. Sırt oluşturmanın gayesi hem uygun tohum yatağı hazırlamak hem de kışın bitkilerin aşırı yağışlarda su altında kalmasını önlemektir. Hazırlanan bu yastıkların üzerine her yastığa 3 hat olmak üzere 20 cm aralıklı damlatıcılara sahip borularla damlama sistemi kurulur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">YUMRU DİKİMİ </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Nisan-Mayıs aylarında hasat edilip oda şartlarında dikime kadar bekletilen yumrular Ağustos ayı sonlarında gecelerin serinlemesi ile sürmeye başlar. Sürmenin başlaması ile İzmir/Menemen koşullarında Eylül ayı ortasından itibaren, daha önceden hazırlanmış olan sırtlar üzerine sıra arası 15 cm ve sıra üzeri 10 cm olarak, yumrular büyüme noktaları yukarı gelecek şekilde 6-8 cm derinliğe (soğan kıskası diker gibi) dikilir (Şekil 4). Dikimin ardından danaburnu ve toprak kurtlarına karşı endosülfan etkili maddeli insektisit karıştırılmış kepek kullanılarak ilaçlama yapılacaktır. Dikim işlemi biter bitmez sulanarak yumruların toprakla tam teması sağlanacaktır. Kış ve İlkbahar aylarında iklim şartlarına göre gerektiği zamanlarda sulama, ot alma işlemlerine devam edilecektir. İlkbaharda gerektiğinde danaburnu ve toprak kurtlarına karşı mücadeleye devam edilecektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">BAKIM İŞLEMLERİ Yumru dikiminden sonra yağışlarla birlikte bitkilerin toprak yüzeyine çıktıkları görülür. Yağış yeterli gelmezse sulama yapmak gerekebilir. Yetiştirme esnasında karşılaşılan en önemli sorun yabancı otlardır. Salep bitkileri küçük boyutlu ve yerde olduklarından yabancı otlara karşı oldukça hassastır. Bu nedenle yetiştiricilik boyunca en az 2-3 defa elle ot alma işlemi yapılmalıdır. Salep bitkisi kışın yetişen bir bitki olduğundan, ihtiyaç duyduğu suyu doğal yağışlarla karşılamaktadır. Bazı yıllarda İlkbahar yağışlarının yetersiz olduğu durumlarda sulama ihtiyacı gösterebilmektedir. Bitkilerin gölge ortamlarda yetiştirilmeye çalışılması veya fazla yağışlardan sonra bitkilerin su altında kalması gibi durumlarda Alternaria hastalığına (Şekil 5) rastlanabilmektedir. Salep bitkisinin bilinen zararlıları domuz ve köstebektir. Domuz zararına karşı çit vb. şekillerde önlem alınmalıdır. Köstebek için kimyasal veya kültürel önlemler alınabilmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">HASAT </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Salep bitkilerinin erken sökülmesi durumunda 8-10 kg yaş yumrudan 1 kg kuru yumru elde edilmektedir. İdeal söküm zamanı 4-5 kg yaş yumrudan 1 kg kuru yumru elde edileceği zamandır. Bitkilerin tam çiçeklenmede olduğu dönemde hasat yapılmalıdır. Enstitüde yapılan çalışmalar Menemen koşullarında en uygun hasat zamanının Nisan sonu olduğunu göstermiştir. Hasat elle şaşula yardımı ile yapılmaktadır. Hasat esnasında yumruların yumru saplarından kırılarak toprak altında kalmamasına dikkat edilmelidir. İyi bakım şartlarında&nbsp;bitkiler 2 ile 3 arası yumru yapmakta, dekara 100-125 kg yumru dikildiği takdirde 300-375 kg arasında verim elde edilmektedir. DEPOLAMA Tohumluk amacıyla hasat edilen yumrular hasattan sonra soldurulup depolanabilecek hale gelmeleri sağlanmalıdır. Soldurma işlemi açıkta, havadar şartlarda plastik kasalar içinde, tek sıra halinde serilerek % 75 gölgeleme altında, iklim şartlarına göre yaklaşık 10-15 gün süreyle yapılır. Soldurma süresi havaların güneşli ve rüzgârlı gitmesi halinde kısaltılmalı, yağışlı, nemli ve serin gitmesi halinde uzatılmalıdır (Şekil 7). Bu esnada hava tahminleri takip edilerek yağış ihtimali olan günlerde yumruların üzeri polietilen örtü ile örtülmelidir. Soldurma esnasında yumrular küçük yaralarını tamir etmekte, kabuklarını kalınlaştırmakta ve bir miktar su kaybederek depolamaya çok daha uygun hale gelmektedirler. Çok yaralı yumrular soldurma esnasında ya çürümekte, ya da kuruyarak diğerlerinden kolaylıkla ayrılmaktadır. Yaralı Şekil 6. Köstebek zararı yumruların önceden bu şekilde ayrılması depolama esnasında çürüyerek etrafında bulunan sağlam yumruları da çürütme ihtimalini ortadan kaldırmaktadır. Soldurma işleminden sonra yumrular 4-5 santimetreyi geçmeyecek şekilde, plastik kasalara, karton kutulara veya patates soğan konulan çuvallara konularak doğrudan güneş görmeyen hava cereyanı ve fare zararının olmadığı yerlerde oda koşullarında muhafaza edilir (Şekil 8). Yumrular özel bir iklimlendirmeye ihtiyaç duymadan yumru dikimine kadar bu şekilde saklanabilir. Depolama esnasında yumrularda %40-50 civarı ağırlık kaybı görülebilir. Eylül sonu Ekim başında depodan çıkarılan yumrular fide yastıklarında hazırlanan yerlerine dikilmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">KULLANIM ALANLARI</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Salep orkidelerinin yumruları türlere göre değişmekle beraber yaklaşık olarak %50 bitkisel müsilaj, %24 nişasta, %1 şeker ve %10 protein içermektedir. Ülkemizde salep tıbbi bitki olarak ülser tedavisinde, üst solunum yolları rahatsızlıklarının tedavisinde ve müsilaj olarak kullanılmakta ayrıca dondurmalarda katkı maddesi olarak erime noktasının yükseltilmesinde ve geleneksel sıcak içecek olarak yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 21 Jul 2020 11:10:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/7ee248219bb457c8f07bfe38140ab7f2.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ceviz Antraknozu Hastalığı   (Gnomonia Leptostyla)</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/ceviz-antraknozu-hastaligi---gnomonia-leptostyla-31167</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/ceviz-antraknozu-hastaligi---gnomonia-leptostyla-31167</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Ceviz Antraknozu cevizlerde zarar yapan mantari bir hastalıktır.&nbsp;Hastalık,&nbsp;ceviz ağaçlarının&nbsp;yaprakçık, meyve, genç sürgün ve yaprak saplarında belirti oluşturur.&nbsp;Mücadele yapılmadığında önemli derecede verim kaybına neden olur.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Hastalığın belirtileri, a ğacın yaprakçık, meyve, genç sürgün ve yaprak saplarında görülür. Daha çok bir yaprak ve yaprakçık hastalığı olmasına ra ğmen, çok hasta meyvelerin perikarp (yeşil meyve kabu ğu)’ın dan, meyve içine de geçen hastalık, meyvelerin depolanması sırasında, di ğer fungal etmenlerinde hücuma geçmesine neden olacak zayıf meyveleri oluşturur, meyveler çabucak çürür.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Hastalık, genç yaprakların yaprakçıkları yarı büyüklü ğünü geçtikten sonra enfeksiyon yapmakta, penetrasyon noktasının çevresinde güneşe tutuldu ğunda veya gözle görülür şekilde renk açılmaları yapmaktadır. Daha sonra bu kısımlar sarımsı bir hale ile çevrilerek, orta kısımlar açık kahverengiden, koyu kahverengine de ğişen nekrotik dokulara dönüşür.Nekrotik lekeler noktalar halinde yaprakçık yüzeyine da ğılmış halde görülürken, zamanla birleşerek yaprakçığın belirli bir kısmını veya tamamını kaplar. A ğaç hastalıktan dolayı yaz ayı ortalarında, kenarları nekrozlardan kıvrık, kavruk veya tamamen ölü yapraklarla kaplanarak erken yaprak dökümü başlar. Bazen sonbahar gelmeden a ğaç tamamen yapraksız kalabilir. Ya ğışlı geçen yaz mevsimlerinde gece ve gündüz arası sıcaklık farkı fazla oldu ğu zamanlarda, sabah saatlerinde düşün çi ğ hastalığın hızla yayılmasına neden olur. Hastalık bir yaprak hastalığı oldu ğundan bitkinin asimilasyon (solunum) yüzeyini azaltarak, gelecek yıllara ait sürgün ve meyve oluşumunu olumsuz yönde etkiler ve verim düşüklü ğüne neden olur. Hastalık alçak yerlerde, dere boyu, yamaçlar ve vadi içlerinde açık alanlara göre daha fazla ortaya çıkar. Alınması gereken önlemler : Ceviz Antraknozu hastalığı için muhakkak kültürel ve ilaçlı mücadele yapılmalıdır. Hastalık kayna ğı olan yere dökülmüş yapraklar sonbaharda toplanıp yakılmalı veya derine gömülmelidir. Ayrıca üzerinde hastalığın lekesi ve derince yaraları bulunan önceki yıllara ait dallar budanıp uzaklaştırılmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">İlaçlı Mücadele Zamanı : 1.İlaçlama: Tomurcukların yeni patlamaya başladığı, yaprakların kedi kulağı olduğu dönem, 2.İlaçlama: Yapraklardaki yaprakçıkların yarı büyüklüğünü aldığı dönemde, 3.İlaçlama: Meyvelerin fındık büyüklüğünü aldığı dönemde, 4.Ve diğer ilaçlamalar: Meteorolojik koşullar ve kullanılan ilacın etki süresi dikkate alınarak yapılmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong>KİMYASAL MÜCADELEDE KULLANILACAK İLAÇLAR ve DOZLARI</strong></span></span></p>

<table>
	<tbody>
		<tr>
			<td style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong>Etkili madde adı ve oranı</strong></span></span></td>
			<td style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong>Formülasyonu</strong></span></span></td>
			<td style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong>Doz 100 lt suya</strong></span></span></td>
			<td style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong>İlaçlama ile hasat arasındaki süre (Gün)</strong></span></span></td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Maneb %80</span></span></td>
			<td style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">WP</span></span></td>
			<td style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">300 g</span></span></td>
			<td style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">21</span></span></td>
		</tr>
	</tbody>
</table>

<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 11 Jul 2020 14:08:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/bfb00144f2b35335bf657a1a3ed2196e.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fındıkta Azotlu Gübre Uygulamalarında Dikkat Edilecek Hususlar</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/findikta-azotlu-gubre-uygulamalarinda-dikkat-edilecek-hususlar-30177</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/findikta-azotlu-gubre-uygulamalarinda-dikkat-edilecek-hususlar-30177</guid>
                <description><![CDATA[Fındık bahçelerinde 2020 üretim sezonu başlamasıyla birlikte azotlu gübre uygulama dönemi yaklaşmaktadır. Toprak ve yaprak örneği alınıp, ilgili laboratuvarlar da analiz yaptırarak, gübreleme raporunda önerilen çeşit ve miktarda gübre kullanılması büyük önem taşımaktadır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Fındık bahçelerinde 2020 üretim sezonu başlamasıyla birlikte azotlu gübre uygulama dönemi yaklaşmaktadır. Toprak ve yaprak örneği alınıp, ilgili laboratuvarlar da analiz yaptırarak, gübreleme raporunda önerilen çeşit ve miktarda gübre kullanılması büyük önem taşımaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Fındıkta kullanılan ticari gübreler bünyelerinde bulundurdukları besin maddelerine göre; azotlu gübreler, fosforlu gübreler, potasyumlu gübreler ve kompoze gübrelerdir (çok bitki besin maddeli). Asidik karakterli topraklarda, PH 4.5 altında olması durumunda bitki tarafından azot alımı azalmaktadır. Bunun için toprak PH durumu kontrol edilerek toprak PH’ nın 4.5 altına düşmemesi için gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir. Bu durumda sonbaharda kireç uygulaması önem kazanmaktadır. Uygun çeşit ve miktarda azotlu gübre kullanılması fındıktan istenilen düzeyde verim alınmasını sağlar ve toprak özelliğinin olumsuz etkilenmesi önlenmiş olur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Bölgedeki fındık bahçelerinin büyük bir çoğunluğunun asit karakterde olduğu dikkate alınırsa, <strong>Kalsiyum Amonyum Nitrat (%26 CAN)</strong> kullanılması gerekli olmakla birlikte, yüksek oranda saf azot içeren <strong>(%45-46 N) &nbsp;&nbsp;ÜRE </strong>Gübresi de kullanılabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Aynı anda bitkinin istifadesine birden fazla besin maddesini sunan KOMPOZE<strong> (15-15-15, 20-20-0, 20-12-15 + İz Elemetler)</strong> gübrelerin; ayrı ayrı alma, taşıma ve depolama güçlüğünden kurtulma, uygulama işçiliği az olması gibi avantajlarından faydalanmak için gerekli şartlar temin edildiğinde uygun miktarda kullanılabilir. Kompoze gübre kullanılmak istenildiğinde dikkat edilmesi gereken en önemli husus; <strong>asidik karakterli topraklarda içerisinde kükürt bulunan kompoze gübrelerin kullanılmasından kaçınılması gerektiğidir.</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Azotlu gübrenin uygulama biçimi ve zamanı azot kaybı üzerine etkilidir. Azot oldukça hareketli bir elementtir. İhtiyacı olduğu dönemden önce uygulanırsa topraktan yıkanarak ve gaz halinde uçarak kaybolur (fayda sağlanamamış olur). Uygulama zamanlarında vejetasyon (bitkilerde büyüme) &nbsp;dönemi dikkate alınmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Her bahçesin toprak yapısı ve azot ihtiyacı farklı olmakla birlikte genel olarak Giresun ilimizdeki fındık bahçelerinde organik madde oranına göre yapılan araştırmalarda bir vejetasyon döneminde 20-24 kg saf azot verilmesi gerektiği tespit edilmiştir. &nbsp;Verilecek azotlu <strong>gübrenin ikiye bölünüp atılması</strong> ve toprağa karıştırılması bitki gelişimi ve meyve kalitesi için önem arz etmektedir. 20-24 kg&nbsp; saf azot verileceği düşünüldüğünde; <strong>%26 CAN</strong> gübresinden ocak başına Mart ayının 15’inden sonra &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;1. uygulama olarak 650 gr, Mayıs ayının 20’sinden sonra 2. uygulama olarak&nbsp; da 650 gr olmak üzere toplam <strong>1.300 gr </strong>verilmelidir. <strong>ÜRE</strong> gübresi kullanılacaksa; 1. uygulamada 375 gr, 2. uygulamada 375 gr olmak üzere toplam <strong>750 gr</strong> yeterli olacaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Kompoze gübreler mutlaka Şubat-Mart 15’e kadar uygulanmalıdır.</strong> Kompoze gübre kullanıldığında ayrıca azotlu gübrenin 1. uygulamasına ihtiyaç kalmamaktadır. Kullanılacak toplam azotlu gübrenin yarısı kadar miktar, Mayıs ayının 20’sinden itibaren 2. uygulama olarak kullanılmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Uygulanacak tüm gübreler; <strong>fındık dal uçları altındaki 30-40 cm genişliğindeki banda serpilip, 5-10 cm toprak derinliğine karıştırılmalıdır.</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Çiftçilerimiz; Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından kurulan gübre dağıtıcıları tarafından kullanılan Gübre Takip Sistemine (GTS) üzerinden alınan Nitratlı Gübrelerde e-reçeteye gerek kalmadan ÇKS kaydı olmak şartıyla gübrelerini, Gübre Dağıtıcı Belgesine sahip bayilerden alabileceklerdir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 03 Mar 2020 14:46:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/44bf0ee3f4fc9e7c2294d4243592bc2f.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tarım Sigortaları 2020 Yılı Uygulamaları Açıklandı</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/tarim-sigortalari-2020-yili-uygulamalari-aciklandi-29796</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/tarim-sigortalari-2020-yili-uygulamalari-aciklandi-29796</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Devlet Destekli Tarım Sigortaları Sisteminde amaç; doğal afet ve hastalıkların tarım ve hayvancılıkta neden olduğu zararları kar amacı olmadan sigorta prensipleri çerçevesinde ve teknik esaslara dayalı olarak, sürdürebilir bir sistemle kısmi de olsa karşılamak, bu sayede üreticileri uzun vadede gelir istikrarına kavuşmalarını sağlamaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Tarım Sigortaları Havuzu tarafından kapsama alınacak ürünler, riskler, bölgeler ve işletme ölçekleri itibariyle Devlet tarafından sağlanacak prim desteği miktarları, her yıl Cumhurbaşkanı Kararı ile belirlenmekte olup; 2020 yılı uygulamalarının yer aldığı ‘Tarım Sigortaları Havuzu Tarafından 2020 Yılında Kapsama Alınacak Riskler, Ürünler ve Bölgeler ile Prim Desteği Oranlarına İlişkin’24/12/2019 tarih ve 1902 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, 25/12/2019 tarih ve 30989 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Konu hakkında bir açıklama yapan İl Müdürümüz İbrahim SAĞLAM şunları söylemiştir:</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">“Tarım Sigortaları 2020 Uygulamalarının yer aldığı ‘Tarım Sigortaları Havuzu Tarafından 2020 Yılında Kapsama Alınacak Riskler, Ürünler ve Bölgeler ile Prim Desteği Oranlarına İlişkin’ Cumhurbaşkanı Kararı, geçtiğimiz Aralık ayında Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup söz konusu karar ile vurgulanan hususlar şunlardır;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Bitkisel ürünler için ‘dolu’ ana riski ile birlikte fırtına, hortum, yangın, heyelan, deprem, sel ve su baskını ek riskleri dolu paketi halinde verilmiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Bu sayılan risklere ilave olarak ve isteğe bağlı olmak üzere;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">* Açık alanda yetiştirilen meyveler ve yağ gülü için don riski,</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">* Meyve bahçeleri ile bağlarda dolu ağı, örtü ve destek (telli terbiye) sistemleri ile bu sistemlerin altında bulunan ürünler, meyve ağaçları, asmalar ve fidanlar için dolu ağırlığı ve taşıt çarpması riskleri,</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">* Yaban domuzunun tarla ürünlerine, sebzelere ve çilek ürününe verdiği zararlar,</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">* Kiraz, incir ve üzüm ürünlerinde yağmur riski,</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">* Meyve ağaçları, çay, asmaların kendileri ile fidanlarında ve süs bitkisi fidanlarında, paket halinde; dolu, fırtına, hortum, yangın, heyelan, deprem, taşıt çarpması, kar ağırlığı, sel ve su baskını riskleri ile yaban domuzunun sadece fidanlara verdiği zararlar,</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">* İlçe bazlı kuraklık verim sigortasıyla, kuru tarım alanlarında yetiştirilen buğday, arpa, çavdar, yulaf, tritikale, nohut, kırmızı mercimek ve yeşil mercimek ürünleri ile bu ürünlerin sertifikalı tohumlukların da, dolu paketi dışındaki; kuraklık, don, sıcak rüzgâr, sıcak hava dalgası, aşırı nem, aşırı yağış risklerinden kaynaklı verim azalışları,</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">* Seralar için dolu ana riski ile birlikte; fırtına, hortum, yangın, heyelan, deprem, sel ve su baskını ile taşıt çarpması, kar ve dolu ağırlığı ek riskleri paket halinde,</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">* Büyükbaş hayvanlar için ölüm riski ve ek olarak isteğe bağlı olmak üzere hırsızlık ve terörriskleri,</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">* Küçükbaş hayvanlar için ölüm riski ve ek olarak isteğe bağlı olmak üzere hırsızlık riski,</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">* Kapalı sistemde üretim yapılan, bio-güvenlik ve hijyen tedbirleri alınmış tesislerde yetiştirilen kümes hayvanları ile açık ve yarı açık sistemde yetiştirilen kümes hayvanları için ölüm riski,</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">* Denizlerde ve iç sularda yetiştirilen su ürünleri için ölüm riski ile kafes ve ağlar için kazalar, predatör saldırısı, fırtına, hortum, deprem, sel ve su baskını riskleri ile isteğe bağlı olmak üzere hırsızlık riski,</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">* Aktif (arılı) ve plakalı kovanlar için; fırtına, hortum, yangın, heyelan, deprem, sel ve su baskını, taşıt çarpması, nakliye ile vahşi hayvan saldırısı riskleri,</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">İlgili genel şartlar ile tarife ve talimatlar kapsamında; Çiftçi Kayıt Sistemine ve Bakanlığımızın diğer kayıt sistemlerine kayıtlı çiftçilerin, mevcut arazi, sera, ürün, tesis, işletme, yetiştiricilik ve özlük bilgileri dikkate alınarak, Tarım Sigortaları Havuzu tarafından teminat altına alınmıştır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Mevcut kapsama ilave olarak, 2020 yılında ilk defa;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">* İsteğe bağlı olarak yağ gülünde ‘don’ riskinin verdiği zararlar,</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">* Su ürünleri hayat sigortasında isteğe bağlı olmak üzere "hırsızlık" riski,</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">* Devlet destekli bitkisel ürün sigortasında mısır (tatlı), biberiye, ketencik ve çam fıstığı ürünleri ile bitkisel ürün sigortası bünyesindeki ağaç-fidan sigortasında çay, çam fıstığı ve sumak ürünleri dolu paketine dâhil edilmiş; ayrıca, isteğe bağlı olarak sumak ürününde don riski, teminat kapsamına alınmıştır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Devlet prim desteği; 1902 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında belirlenen riskler için tüm branşlarda, sigorta primi tutarının % 50'si oranında uygulanacaktır. Ayrıca;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">* Açık alanda yetiştirilen meyvelerde ve yağ gülünde; verilen prim desteğine ilave olarak, sadece don riski primine 1/3 oranında ek prim desteği,</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">* İlçe bazlı kuraklık verim sigortasında; sigorta prim tutarının % 60'ı oranında prim desteği verilecektir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Tarım sigortası prim desteğinden yararlanacak üreticilerin; 5488 sayılı Tarım Kanununun 20. maddesi (d) bendi ve geçici 2. maddesi ile 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanununun 13 üncü maddesi ikinci fıkrasında belirtildiği şekilde, Bakanlığımızın kayıt sistemlerine kayıtlı olmaları yasal bir zorunluluktur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Üreticilerin, tarım sigortası prim desteğinden yararlanabilmesi için bu kayıt sistemlerine kayıtlı olması veya güncellenmesi gereken ürünler için bu kaydını her yıl güncellemesi gerekmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Tarım sigortası yaptırmayan üreticiler için; 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanununun 17. maddesinde belirtilen; ‘Bu Kanun kapsamında, uygulama yılında yer alan riskler için tarım sigortası yaptırmayan üreticiler, 20.6.1977 tarihli ve 2090 sayılı Kanundan yararlanamaz.’ hükmü uygulanmaktadır.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 07 Jan 2020 20:05:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/87f4585efc9ca8623ede1181ca498b01.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kivi’de Hasat Uyarısı!</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/kivide-hasat-uyarisi-29169</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/kivide-hasat-uyarisi-29169</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Giresun Tarım ve Orman İl Müdürlüğünün yaptığı yazılı açıklamada, Gireseun ilimizde&nbsp;&nbsp;1.800 dekar alanda kivi üretimi yapılmaktadır. 2019 yılı ürün rekoltesi 1.850 ton civarında olacağı tahmin edilmektedir. Kivi meyvesi bölgemizde her yıl Kasım ayı başı ile ortası arasında hasat edilmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Kivi meyvesinin zamanında hasat edilmesi çok önemlidir. Hasat zamanının belirlenmesinin en garantili metodu meyvedeki Suda Çözünen Kuru Madde (SÇKM) miktarıdır. Son haftalara girildiğinde SÇKM &nbsp;miktarına sık sık bakılarak (en az haftada 3 defa) hasat zamanı belirlenmelidir. SÇKM’ye gerek İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüz ve gerekse İlçe Müdürlüklerimizdeki teknik elamanlarca bakılmaktadır. SÇKM değeri refraktometrede 6,5-7 aralığında görüldüğünde hasat zamanı gelmiş demektir ve meyve hasat edilmelidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Hasat esnasında, kivi meyvesinin sap kısmı meyve dibinden koparılmalı, meyve sapı ağaçta bırakılmalıdır. Aksi halde kasalarda meyvenin zedelenmesine sebep olabilir. Hasat mümkünse sabahın erken saatlerinde, yağmursuz ve serin bir zamanda yapılmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Erken hasat, meyve tat ve aromasının tam oluşmasına engel olan bir durumdur ki bu meyvenin kalitesini olumsuz etkiler, tüketici beğenisini düşürür. Geç hasatta meyvenin manav ömrünü kısaltır, istenmeyen bir durumdur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Hasat sonrası meyveler açıkta ve güneşe maruz kalacak alanlarda bekletilmemeli, hemen pazara sunulmalı veya bekletilecekse soğuk hava deposunda saklanmalıdır.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 25 Oct 2019 08:23:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/0ddaee4c1ba70e46a08f97e61703b3b9.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Domates Bakteriyel Benek (Pseudomonas syringae pv. tomato )</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/domates-bakteriyel-benek-pseudomonas-syringae-pv-tomato--28530</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/domates-bakteriyel-benek-pseudomonas-syringae-pv-tomato--28530</guid>
                <description><![CDATA[Hastalık 1930 lardan beri dünyada bilinmektedir. Ülkemizde ilk kez 1970 li yılların başında varlığı rapor edildi. Hastalığın gelişmesi için yüksek rutubet ve 13-28 °C  arasında sıcaklık gerekiyor. Şiddetli hastalık halinde üründe % 13-23 arasında bir zarar verebilmektedir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong>&nbsp;TANIMI VE YAŞAYIŞI</strong></span></span></h1>

<h1 style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><em>Pseudomonas syringae </em>pv. <em>tomato </em>0.7-1.2x1.5-2.0 mm boyutlarında, Gram-negatif,1-3 polar kamçılı, aerobik karakterli bir bakteridir. Optimum gelişme sıcaklığı 20- 25°C, maksimum ise 33°C’dir.</span></span></h1>

<h1 style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Etmen tohumla taşınabildiği gibi, toprakta hastalıklı bitki artıkları üzerinde saprofitik olarak 1-2 yıl canlılığını koruyabilir. Primer enfeksiyon, tohum yüze- yinde bulunan bakteriler yanında, topraktaki hastalıklı bitki artıklarından sağlıklı fideye bulaşmayla da başlayabilir. Sekonder enfeksiyonlar ise bitkide herhangi bir nedenle açılmış yaralardan veya doğal açıklıklardan olmaktadır. Hastalık etmeni yağmur damlaları ile veya yağmurlama sulamayla yayılır. Hastalık serin ve nemli havalarda artış göstermektedir. Sıcak havalarda ise hastalık gelişimi durur.</span></span></h1>

<h1 style="text-align: justify;"><strong><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">BELİRTİLERİ, EKONOMİK ÖNEMİ VE YAYILIŞI</span></span></strong></h1>

<p style="margin-left: 8.05pt; text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Bitkinin tüm toprak üstü organlarında belirti oluşturan etmen, önce fidelerde yaprak ve gövde üzerinde görülmekte ve zaman zaman tüm fidenin kurumasına yol açmakt<em>Pseudomonas </em>adır.</span></span></p>

<p style="margin-left: 8.05pt; text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Tarlada veya serada etmen yaprak, sap, çiçek ve meyve saplarında kahverengiden siyaha kadar değişen renkte lekeler oluşturur.</span></span></p>

<p style="margin-left: 8.05pt; text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Yapraktaki lekeler önceleri küçük, yuvarlak ve koyu renklidir. 1-3 mm çapında olan bu lekelerin çevresinde genellikle sarı renkli hale görülür. Lekeler zamanla birleşerek yaprakta deformasyona ve kurumalara neden olur.</span></span></p>

<p style="margin-left: 8.05pt; text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Ana gövde ve buna bağlı olan dallarda, yaprak ve çiçek saplarında da lekeler görülür. Lekeler genelde uzunca ve yüzeyseldir.</span></span></p>

<p style="margin-left: 8.05pt; text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Çiçeklerdeki lekeler yapraklardaki kadar belirgin değilse de çiçek yanıklıkları oldukça önemlidir. Özellikle ilk çiçeklerde hastalık görülürse, meyve tutumunu etkileyeceğinden büyük ürün kaybı olur.</span></span></p>

<p style="margin-left: 8.05pt; text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Meyvelerde ise çapları 1 mm’yi geçmeyen toplu iğne başını andıran püstüller şeklinde yüzeysel kabarcıklar meydana getirir. Meyvelerdeki lekeler deformasyona neden olduğundan domatesin ticari değerini düşürür.</span></span></p>

<p style="margin-left: 8.05pt; text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Dünyada ve ülkemizde domates üretimi yapılan yörelerde genellikle hastalığa rastlanılmaktadır. Hastalık özellikle örtü altı domates üretim alanlarında yaygındır.</span></span></p>

<h1 style="text-align: justify;"><strong><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">KONUKÇULARI</span></span></strong></h1>

<p style="margin-left: 8.05pt; text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Etmenin en önemli konukçusu domatestir. Bunun dışında patlıcan ve biberi de enfekte edebilmektedir.</span></span></p>

<h1 style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong>MÜCADELESİ</strong></span></span></h1>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong>Kültürel Önlemler</strong></span></span></p>

<ul>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Hastalık tohumla taşındığından, hastalığın görüldüğü üretim alanlarından tohum alınmamalı, hastalıktan ari sertifikalı tohum ve fideler kullanılmalıdır.</span></span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Fide döneminde belirti gösteren bitkiler tarlaya şaşırtılmamalı ve imha edilmelidir.</span></span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Seralarda&nbsp;&nbsp; havalandırmaya&nbsp; özen&nbsp;&nbsp; gösterilmeli&nbsp;&nbsp; ve&nbsp;&nbsp; aşırı&nbsp;&nbsp; nem&nbsp;&nbsp; birikimi önlenmelidir.</span></span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Enfekteli bitki artıkları imha edilmelidir.</span></span></li>
	<li style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Etmenle bulaşık tarlalarda en az 1 yıllık ekim nöbeti uygulanmalıdır.</span></span></li>
</ul>

<h1 style="text-align: justify;"><strong><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Kimyasal Mücadele</span></span></strong></h1>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong>İlaçlama zamanı</strong></span></span></p>

<p style="margin-left: 8.05pt; text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Domateste bakteriyel benek ile mücadele yeşil akşam ilaçlamaları şeklinde yürütülür. Yeşil akşam ilaçlamaları, fidelikte veya tarlada hastalık belirtileri görülür görülmez koruyucu olarak, fide döneminde haftada bir, tarlada ise 8-10 gün ara ile 2-3 uygulama şeklinde yapılmalıdır. Seralarda uygulama sayısı arttırılabilir.</span></span></p>

<h1 style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Kullanılacak bitki koruma ürünleri ve dozları</span></span></h1>

<p style="margin-left: 8.05pt; text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Bakanlık tarafından yayınlanan “Bitki Koruma Ürünleri” kitabında tavsiye edilen bitki koruma ürünleri ve dozları kullanılır.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 31 Aug 2019 09:55:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/55eb7d3e2b6587419bddccb935a28e32.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kovanlarını Nakledecek Arıcıların Dikkatine!!!</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/kovanlarini-nakledecek-aricilarin-dikkatine-27959</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/kovanlarini-nakledecek-aricilarin-dikkatine-27959</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Kovanlarını nakledecek olan arıcı İl veya İlçe Müdürlüğüne geldiğinde nakil için gerekli olan evraklar şunlardır;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">1-Hayvancılık İşletmesi Tescil Belgesi,</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">2-Canlı Hayvan ve Hayvansal Ürün Sevklerine Mahsus Veteriner Sağlık Raporu (sorumlu veteriner hekim tarafından verilir)</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">3-Arı Vize Belgesi (İlk düzenlendiği yerde alınacak)</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">4-Arıcılık Kayıt Sistemi Belgesi (Güncellenmiş olacak)</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">5-Dezenfeksiyon Belgesi ( Araç başına).</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Arıcı, çıkış yapacağı ilin, il/ilçe müdürlüğünden Hayvan Sevklerine Mahsus Yurtiçi Veteriner Sağlık Raporu alır ve bu belgelere istinaden arılarını sevk eder. Rapordaki sevk adresi ile gittiği yerdeki konaklayacağı adres aynı olmalıdır. AKB olmayan arıcıya veteriner sağlık raporu düzenlenmez. (Arıcılık Yönetmeliği 5.madde e bendi)</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">(Her bir belgenin ücreti 2019 yılı içerisinde Bakanlığın belirlemiş olduğu Döner Sermaye Birim Listesine göre ödenecektir.)</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Kovan Nakillerinde kovanlarını transfer edilen ilin İl veya İlçe Müdürlüklerine 5 gün içerisinde evraklarla beraber müracaat edilmesi gerekiyor. &nbsp;Sistem üzerinde yaşanabilecek aksaklıklar için arıcıların mağdur olmaması adına nakillerin son güne bırakılmaması gerekiyor.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 17 Jul 2019 16:53:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/f46e5ff8f2e7b4acb042f14783fabb03.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kurbanlık Hayvan Nakillerinde Uyulması Gereken Kurallar</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/kurbanlik-hayvan-nakillerinde-uyulmasi-gereken-kurallar-27948</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/kurbanlik-hayvan-nakillerinde-uyulmasi-gereken-kurallar-27948</guid>
                <description><![CDATA[Yaklaşan Kurban Bayramı nedeniyle illerde hayvan sevklerinde önemli miktarlarda artış meydana gelmektedir. Sağlık kontrolünden geçmemiş, gerekli aşıları ve kayıtları yapılmamış hayvanların yurtiçinde nakledilmeleri salgın hayvan hastalıklarının yayılmasında büyük rol oynamaktadır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Yaklaşan Kurban Bayramı nedeniyle illerde hayvan sevklerinde önemli miktarlarda artış meydana gelmektedir. Sağlık kontrolünden geçmemiş, gerekli aşıları ve kayıtları yapılmamış hayvanların yurtiçinde nakledilmeleri salgın hayvan hastalıklarının yayılmasında büyük rol oynamaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Bu sebeple,&nbsp; kurbanlık hayvan nakilleriyle muhtemel bir hastalığın bulaşmasını önlemek için, aşağıda belirtilen hususların hayvan yetiştiricilerine, hayvan nakliyeciliği yapan araç sahiplerine ve kurbanlık alacak vatandaşlara duyurulmasında fayda görülmüştür:</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">-5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu ve ilgili Yönetmelikler gereğince; il merkezi ve ilçelerden başka illere yapılacak her türlü hayvan ve hayvansal madde sevklerinde; menşeine en yakın yerdeki İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şubesi veya İlçe Müdürlüklerinden “Veteriner Sağlık Raporu” alınması mecburidir. Aynı İl içinde yapılacak büyükbaş hayvan nakillerinde Hayvan Pasaportunun, küçükbaş hayvan nakillerinde ise Nakil Belgesinin bulundurulması yeterli olmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">-Kurbanlık olarak sevk edilecek büyükbaş hayvanlara şap ve LSD aşısı, küçükbaş hayvanlara ise PPR aşısının yapılmış olması ve kulak küpesi bulunması zorunludur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">-Şap Hastalığında Aşılı Arilik Genelgesi gereği; il dışına sevk edilecek büyükbaş hayvanlar son bir yılda iki kez şap aşısı ile aşılanacak ve ikinci şap aşısının üzerinden 6 ay geçmemiş olacaktır. İlk defa aşılanmış büyükbaş hayvanlar ise, rapel şap aşısı ile aşılama &nbsp;yapılmasından&nbsp;&nbsp;7 gün sonra sevk edilecektir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">-Bakanlığımız Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğünün 04/12/2017 tarih ve E.3065457 sayılı talimatı gereği; gebe ve damızlık değeri taşıyan dişi hayvanlar kurban satış yerlerine alınmayacağından gebe ve damızlık değeri taşıyan dişi hayvanların kurbanlık olarak sevkine müsaade edilmeyecektir. Ancak gebe olmadığı ve damızlık değerini kaybettiğine dair serbest veteriner hekim raporu bulunan dişi hayvanların kurbanlık olarak sevkine izin verilecektir.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">-Trakya bölgesine hayvan nakillerin de ise bunların yanı sıra Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yayımlanan Genelgelerde belirtilen ilave özel şartlarında yerine getirilmesi zorunluluğu vardır. Avrupa yakası dahil İstanbul’a 27/07/2019 tarihinden itibaren kurbanlık hayvan sevkine izin verilecektir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">-Hayvan taşıyacak araçların sahiplerinin İl/İlçe Müdürlüklerine müracaat ederek, düzenlenen eğitime katıldıktan ve araçlarında teknik ekipman ve donanımı tamamladıktan sonra &nbsp;“Nakliyeci Yetki Belgesi” ve araç sürücüleri için de “Sürücü Yetki Belgesi” almaları gerekmektedir. Hayvanların nakliyesi sırasında bakımlarından ve refahından sorumlu kişilerin de aynı şekilde eğitime katıldıktan sonra &nbsp;“Bakıcı Yeterlilik Belgesi” almaları gerekmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Üreticilerin, İl / İlçe Müdürlüklerine müracaat etmeleri durumunda bu konularda kendilerine her türlü yardım yapılmaktadır. Belirtilen şartlara haiz olmayan hayvanlar için kesinlikle veteriner sağlık raporu düzenlenmeyecek ve önceki yıllarda olduğu gibi hayvan pazarlarına sokulmalarına izin verilmeyecektir. Kaçak sevk durumlarında ise 5996 sayılı kanunun 36. maddesi gereğince hayvan sahiplerine ve nakil vasıtaları sahiplerine idari para cezası verilmektedir. Ayrıca yine aynı kanun maddesi gereğince “tanımlattırılmamış yani numaralı kulak küpesi bulunmayan sığır cinsi hayvanlar ile koyun ve keçilerin nakil sırasında yakalanması hâlinde tüm masrafları sahibi tarafından karşılanarak en yakın kesimhanede kestirilerek, sahibine teslim edilmektedir”.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 16 Jul 2019 14:59:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/787f1220caab77dcdf2f7cf0aa34b8f3.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fındık Bahçelerinde Yabancı Ot Mücadelesi Uygulamalarına Dikkat!</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/findik-bahcelerinde-yabanci-ot-mucadelesi-uygulamalarina-dikkat-27011</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/findik-bahcelerinde-yabanci-ot-mucadelesi-uygulamalarina-dikkat-27011</guid>
                <description><![CDATA[Fındık bahçelerinde bahçe altı temizliğinin; yabancı ot mücadelesinin yapıldığı bu günlerde üreticilerimizin yapmış olduğu yanlış uygulamalar ileride giderilmesi zor hasarlar oluşturabilir.  ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Fındık bahçelerinde bahçe altı temizliğinin; yabancı ot mücadelesinin yapıldığı bu günlerde üreticilerimizin yapmış olduğu yanlış uygulamalar ileride giderilmesi zor hasarlar oluşturabilir.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Fındık bahçelerinde ocakların besinine ortak olan dar ve geniş yapraklı yabancı otlarla mücadele yapılmalıdır. Fakat öncelikle kültürel metotlar (sökme, biçme) uygulanmalıdır. Kültürel metotlarla başarılı olunamazsa ilaçlı mücadele yapılmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Fındık bahçelerinde kullanılan yabancı ot ilaçları) seçici değildir. Temas ettiği bütün bitkileri yok etmektedir. Öncelikle istenmeyen hangi yabancı otun yok edileceği tespit edilmeli, lokal ilaçlama yapılmalı, kesinlikle bahçenin tamamına ilaç atılmamalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">İlaçlı mücadele uygulaması yabancı otların genç ve aktif olarak büyüdüğü 4-6 yapraklı oldukları devrede ve hava sıcaklığının 8-25 derece olduğu zamanlarda yapılmalıdır. Yeniden çıkışlar olursa 1,5-2 ay sonra uygulama tekrarlanmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Kesinlikle atomizörle yabancı ot ilaçlaması yapılmamalıdır. Uygun doz pülverizatörle atılmalıdır.</strong> Unutulmamalıdır ki atomizörle ilaçlama yapıldığında ilacın kontrolü zor olmakta, fındığın genç sürgünlerine ve yapraklarına da ilaç teması olduğunda fındığın zarar görmesine sebep olmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">İlaçlı mücadele tekniğine uygun yapılırsa yarar, yanlış uygulama yapılırsa zarar verir.&nbsp; Yanlış uygulamayla toprağı erozyona karşı koruyan, toprak nemini muhafaza eden, faydalı böceklere barınma imkânı sağlayan bitki örtüsü yok edilmektedir. Özellikle hava sıcaklığının mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşmesi durumunda direkt güneş ışığına maruz kalan topraktan aşırı nem kaybı olacağından iç teşekkül etmekte olan fındıkta randıman düşüklüğü yaşanabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Ayrıca son günlerde üreticilerimiz fındık bahçelerinde ocak diplerindeki genç sürgünleri kesmek yerine herbisitle yok etme yanlışlığı içine girmektedirler.&nbsp; Bu uygulamanın fındığa zarar verebileceği unutulmamalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>İlaçlamada kullanılan aletler Arap sabunu veya Sodalı su ile iyice yıkanmalıdır.</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Üreticilerimiz yanlış uygulama içine girmemeli; mücadeleye karar vermeden önce İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerimizden teknik destek almalıdırlar.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 07 May 2019 22:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/85c32e18669a28b55bc14fd2ccaa4c5e.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fındık Bahçelerinde Fındık Kurdu Zararlısına Karşı Mücadele</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/findik-bahcelerinde-findik-kurdu-zararlisina-karsi-mucadele-27009</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/findik-bahcelerinde-findik-kurdu-zararlisina-karsi-mucadele-27009</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Fındık bahçelerimizde zarar yapan Fındık Kurdu zararlısına karşı mücadele zamanı yaklaşmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Çiftçilerimiz bahçelerini sık sık kontrol ederek <strong>FINDIKLARIN %50’Sİ MERCİMEK BÜYÜKLÜĞÜNE GELDİĞİNDE İLAÇLI MÜCADELEYE BAŞLAMALIDIR</strong>. <strong>İlaçlı mücadeleye bu sene Sahil kolda 11 Mayıs 2019, Orta kolda 14 Mayıs 2019, Yüksek</strong> <strong>kolda 18 Mayıs 2019 tarihinde başlamalı ve bu mücadele en geç 10 gün içerisinde</strong> <strong>bitirilmelidir</strong>.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">İlaçlamadan önce zararlının yoğunluğunu ölçmek gerekir. Bunun için fındık ocakları altına 3 x 3,5 m ebadında çarşaf gerilerek darbe metoduyla çarşafa düşen böcekler sayılmalıdır. Sayım sonucunda 10 ocaktan 2 veya daha fazla ergin Fındık Kurdu düştüğünde ilaçlama yapılmalıdır. Aynı sayımda 10 ocaktan 1 veya daha fazla ergin Fındık Yeşil Kokarcası bulunan bahçelerde hem Fındık Kurduna hem de Fındık Yeşil Kokarcasına karşı etkili ruhsatlı Bitki Koruma Ürünleri tercih edilmelidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">İlaçlamada dekara (40-50 ocağa) verilen doz motorlu sırt atomizörüyle 14-17 litre, motorlu pülverizatörlerle 30 litre su ile karıştırılarak atılmalıdır. İlaçlamanın fındık ocaklarının altından yukarıya doğru yapılmasına dikkat edilmelidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Yapılan ilaçlama ile Yaprak Bitleri de kontrol altına alınmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">İlaçlama başlamadan önce arıcılar arılarını ilaçlama sahaları dışına çıkarmaları gerekmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">İnsan ve hayvan sağlığı bakımından ilaçlama bitiminden 21 gün sonrasına kadar ilaçlama yapılan bahçelerde hayvan otlatılmamalı ve meyve yenmemelidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Mücadelede tavsiye edilmeyen Bitki Koruma Ürünü kullanılmaması, yaprak gübreleri hariç herhangi bir kimyasal maddenin Bitki Koruma Ürünüyle karıştırılmadan önce etiket bilgilerindeki karışılabilirlik durumu değerlendirilerek ona göre uygulama yapılmadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Kullanılacak Bitki Koruma Ürünleri İl Müdürlüğümüz tarafından yetkilendirilmiş olan Bitki Koruma Ürünleri Satış Bayisinden alınarak Bitki Koruma Ürünleri Uygulama Belgesi sahibi kişiler tarafından uygulanmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Üreticilerimiz daha geniş bilgi almak için &nbsp;İl/İlçe &nbsp;Tarım ve Orman Müdürlüklerimize müracaat edebilirler.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 07 May 2019 21:53:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/46a2026b3476dfd561f12524b327a0bb.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sabit ve Gezginci Arıcıların Dikkat Etmesi Gereken Tedbirler</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/sabit-ve-gezginci-aricilarin-dikkat-etmesi-gereken-tedbirler-26899</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/sabit-ve-gezginci-aricilarin-dikkat-etmesi-gereken-tedbirler-26899</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu, Arıcılık Yönetmeliği ile Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğünün 2019/01 no'lu 'Hayvan Hastalıkları ile Mücadele ve Hayvan Hareketleri Kontrolü Genelgesi' gereğince; Sabit ve gezginci arıcılığı düzenlemek amacıyla aşağıda belirtilen tedbirler alınmıştır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">1-Gezginci arıcı hareketleri, aşağıdaki hususlar çerçevesinde yürütülür:</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">a) Gezginci arıcıların yerleştirilmesinde, İl/İlçe Müdürlükleri yetkilidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">b) İl ve İlçe Müdürlükleri; gezginci arıcıların konaklayacakları yerleri ve kapasiteleri; İl/İlçe Müdürlüğünde görevli arıcılık konusunda deneyimli iki teknik personel ve birlik/birliklerin temsilcilerinden oluşan en az 3(üç) kişilik bir komisyonla, bitki florası, topografik ve ekolojik yapısı, yerleşim birimleri varsa sabit arıcılara ait koloni varlığını da dikkate alarak belirler ve bunlar harita üzerinde işaretlenir. Orman bölgelerinin kapasiteleri belirlenirken Orman ve Su İşleri Bakanlığının temsilcisi de komisyonda yer alır. Bölge koloni kapasitesi, flora varlığında kayda değer değişiklik olması (iklimsel veya yeni yerlerin açılması) durumunda güncellenir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">c) Bölgeler için koloni kapasitesi belirlenirken nektar ve polen veren tüm bitki varlığı göz önünde bulundurulur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">ç) Arılıklar, arı kışlatma bölgelerinde flora kapasitesine bakılmadan en az 150 metre aralıkla yerleştirilir. Araziye özel durumlarda uzaklığı belirlemeye İl/İlçe Müdürlüğü yetkilidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">d) Belirlenen bölgede konaklayacak gezginci arıcı, konaklayacağı yer gerçek kişiye ait ise şahısla, köy tüzel kişiliği sorumluluğunda arazi ise köy muhtarıyla, diğer tüzel kişiliklere ait arazi ise yetkililerle, Devlet ormanlarında konaklayacak arıcılarda Orman Bölge Müdürlüğünün ilgili birimleri ile anlaşma yapar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">e) Konaklayacağı yeri anlaşarak belirleyen arıcı, çıkış yapacağı ilin İl/İlçe Müdürlüğüne gideceği adresi sözlü ya da yazılı beyan ederek Hayvan Sevklerine Mahsus Yurtiçi Veteriner Sağlık Raporu alır ve arılarını sevk eder. Rapordaki sevk adresi ile konaklayacağı adres aynı olmalıdır. Beş gün içerisinde konakladığı ilin İl/İlçe Müdürlüğüne, veteriner sağlık raporu ile başvurarak Arı Konaklama Belgesini (AKB) alır. AKB'si olmayan arıcının veteriner sağlık raporu vize edilmez. Gezginci arıcılık yapan, kayıtlı olduğu adrese ve/veya kendi arazisine dönen arıcının da arı hareketlerinin kontrolü ve takibi için AKB alması gerekir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Bakanlık veri tabanına kayıtlı işletme tescil belgesi bulunan gezginci arıcılar, her yılın ilk hareketinde arılarını başka il ve ilçelere sevk ederken, işletme tescil belgesi alarak veteriner sağlık raporu düzenlenmesi için İl/İlçe Müdürlüklerine başvuracaktır. Aynı yıl içinde 31 Aralık tarihine kadar yapacakları hareketler için ilk hareket sırasında İl/İlçe Müdürlüğünden alınarak veteriner sağlık raporuna eklenen vize belgesi, arıların gittikleri yerdeki İl/İlçe Müdürlüklerinde görevli resmi veteriner hekim tarafından gerekli sağlık muayene ve kontrollerin yapılmasından sonra onaylanacaktır. Vize belgesinde adı geçmeyen bir yere arıların sevk edilmek istenmesi durumunda bir önceki veteriner sağlık raporuna istinaden yeni bir veteriner sağlık raporu düzenlenecektir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">f) Alınacak Hayvan Sevklerine Mahsus Yurtiçi Veteriner Sağlık Raporunda belirtilen adresten farklı bir adreste usule aykırı yerleşen arıcının arıları, İl/İlçe Müdürlüğünün talebi ile mülki amirlikçe güvenlik güçleri marifetiyle bulunduğu yerden kaldırılır. İl/İlçe Müdürlüğü, işgal edenler hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 154'üncü maddesine göre işlem yapılmak üzere, Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunur. Kaldırma sürecinde meydana gelen zarardan arıcı sorumludur. Nakliye ve işçilik ücreti arıcıdan alınır. Mücbir sebepten dolayı arısını izin aldığı adres dışına götürmek zorunda kalan arıcıya İl/İlçe Müdürlüğünce mazeretinin uygun görülmesi durumunda cezai işlem uygulanmaz, arıcı beş gün içerisinde izin aldığı adrese sevk edilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Hayvancılık Genel Müdürlüğünün 08/02/2018 tarih ve E.396081 sayılı talimatı gereği; Arıcılık Yönetmeliğinde belirtilen konaklama ile ilgili hükümler çerçevesinde usule aykırı yerleşen arıcı için yapılacak işlemle ilgili olarak; İl/İlçe Müdürlüğünce Yönetmeliğin 5'inci maddesi (f) bendi gereği cezai işlem uygulanacak, arıcıya güvenlik güçleri refakatinde gerekli uyarının yapılmasına, uygun bir kaldırma süresi verilmesine rağmen arıların kaldırılmaması halinde, İl Arı Yetiştiricileri Birliği aracılığı ile usulüne uygun bir şekilde,araç ve kalifiye işçi tutularak güvenlik güçleri koruması altında kaldırılacak ve masrafları doğrudan ya da üyesi olduğu birlik aralığıyla arıcıdan tahsil edilecektir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">g) AKB işlemlerini arıcı adına üçüncü şahıslar takip edebilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">ğ) Arazi sahipleri dışında herhangi bir muhtarlık ile kamu kurum ve kuruluşunca, arıcıdan konaklama ücreti dahil hiçbir ad altında ücret alınmaz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">h) Konaklanan bölge için belirlenmiş koloni kapasitesi üzerindeki yerleşim taleplerine İl/İlçe Müdürlüklerince izin verilmez. Ancak konaklama planlamasında İl/İlçe Müdürlükleri sadece en son gelen arıcıyı mağdur etmeyecek şekilde bölge koloni kapasitesi üzerinde konaklama müsaadesi verir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">ı) Gezginci arıcılık yapan üreticiler, konaklama yapılan yerlerde arıların çevreye zarar vermemesi için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür. Arı konaklatılan alanlarda otlayan hayvanların arıdan zarar görmemesi için tedbirleri almak hayvan sahiplerinin sorumluluğundadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">i) Yerleşim işlemleri tamamlanmış arıcılar ve yanında çalışan kişilerin isimleri İl/İlçe Müdürlükleri tarafından o mahallin güvenlik birimlerine liste halinde bildirilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">j) Arılıklar, trafiğin yoğun olduğu bölgelerde yoldan en az 200 metre, stabilize ara yollarda ise en az 30 metre uzaklığa yerleştirilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">k) Gezginci arıcılık yapan arıcılar, arılarını çevreye rahatsızlık vermeyecek şekilde meskun mahal dışında bir yere yerleştirir. Sabit arıcılar ise kolonilerini köy ve beldelerde çevreye rahatsızlık vermeyecek şekilde ve insanların toplu olarak hizmet aldıkları cami, okul, sağlık ocağı, karakol gibi benzeri alanlardan en az 200 metre uzağa yerleştirir. Yerleşimin dağınık olduğu bölgelerde ise bu mesafe en yakın eve 50 metre olmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">l) Meskun mahal ve mücavir alan sınırları içinde arı konaklatılmasında ortaya çıkan ihtilafların giderilmesinde İl/İlçe Müdürlükleri yetkilidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">m) Arılığın yerleşim yerinin komisyon tarafından onaylanması durumlarında, yaşanacak herhangi bir olumsuzluk arıcının sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">n) Devlet ormanlarında konaklayacak arıcıların izin ile ilgili usul ve esasları ile arı konaklama yer tanzimi, arılık içme suyu ve ulaşım yolları Orman Bölge Müdürlüğünce sağlanır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">o) Kara Avcılığı Kanunu uyarınca ilan edilen Yaban Hayatı Koruma ve Geliştirme Sahalarındaki arıcılık faaliyetleri, ilgili mevzuat çerçevesinde hazırlanan Yönetim ve Gelişme Plan Kararları çerçevesinde yapılır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">ö) Arıcı, arıcı kimlik kartını, resmi görevliler tarafından talep edilmesi durumunda birliğe kayıtlı olduğunu belgelemek için göstermek zorundadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">2- Zirai mücadele amaçlı ilaçlamalarda Arıcılık Yönetmeliğinin 12. maddesinde belirtilen tedbirlere riayet edilecektir. Zirai mücadele yapılacak yerlerdeki ve çevresindeki arıcılara, mücadele yapacak kuruluş ve şahıslar tarafından yedi gün önceden, ilaçlama programına alınan bölgenin genişliği, kullanılacak ilacın cinsi, atılma zamanı, etki süresi ile bal arılarına olan etkisi duyurulacaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">3- Yukarıda belirtilen tedbirlere uymayanlar hakkında 5442 sayılı İller İdaresi Kanununun 66. maddesi, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu ve 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununun ilgili maddelerine göre yasal işlem yapılacaktır.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Apr 2019 12:55:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/365737826c7620dfdb4fd1956b043632.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sebze ve meyvelerin üzerinde bulunan &#039;arılıdır&#039; ifadesi ne anlama gelir?</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/sebze-ve-meyvelerin-uzerinde-bulunan-arilidir-ifadesi-ne-anlama-gelir-26613</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/sebze-ve-meyvelerin-uzerinde-bulunan-arilidir-ifadesi-ne-anlama-gelir-26613</guid>
                <description><![CDATA[Pazar ve market tezgahlarında bazı sebzelerin üzerinde arılıdır yazan bir sarı etiket bulunur. Hepimiz bu görüntüye aşinayız ancak bu konu hakkında birçok insanın fikri yoktur. Etiketlerin hissettirdiği şey, o ürünlerin daha sağlıklı olduğu yönündedir. Peki bu gerçekten doğru mu? Arılı etiketi olan sebzeler bize ne anlatmaya çalışıyor. Merak edenler için konuyu detaylandırıyoruz!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Tozlaşma esnasında çiçekler, rüzgar ve diğer canlılardan yardım alırlar. Arılar ve böcekler, bu aşamada önemli bir görev üstlenir. Çiçeklerden nektar almak için üzerlerine konan arılar, ayaklarına bulaşan polenleri başka başka çiçeklere taşırlar ve döllenme meydana gelir. Bunun sonucunda ise meyve oluşur. İşte bu, tozlaşma dediğimiz olayın kendisidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Seralarda yapılan tarımda ise tozlaşma olayı elle yapılır. Bazı seranın içine arı kovanı yerleştirilir ve bu arılar çiçeklerde gezdikçe tozlaşma sağlarlar. Arı kovanı bulunmayan seralarda ise bunun için bir hormon kullanılır. Tozlaşma sağlamak için bu hormon çiçeklere sıkılır. Böylelikle yapay döllenme gerçekleştirilmiş olur...</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><img alt="" src="/images/haberici/ari.jpg" style="height:434px; width:600px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Ancak uzmanlar, arıların sebze ve meyve gelişimine bir katkısı olmadığını söylüyor. Çünkü seraların dış çevreyle bağı kesilir. Toprağın sabit oluşu, üzerinde uzun yıllar boyunca aynı ürün yetiştirilmesi toprağın kalitesini düşürür. Bunun için seracılar, toprak kalitesini artırmak için kimyasal destek kullanırlar. Döllenmenin doğal yollar ile gerçekleşmesi, o ürünün doğal olmasına neden olmaz. Çünkü geriye birçok kimyasal işlem kalır. Arılar, doğal döllenmeden başka hiçbir şey gerçekleştiremezler.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Doğal döllenme işleminde genel olarak bombus arıları kullanılır. Bu tür arılar çok daha hızlı oldukları için zamandan tasarruf sağlamaya yardımcı olurlar. Döllenme işlemini hızlı bir şekilde gerçekleştirirler.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 21 Mar 2019 18:13:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/c3a0d23386844970b83630295ee5da01.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fındıkta Azotlu Gübre Uygulamalarında Dikkat Edilecek Hususlar</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/findikta-azotlu-gubre-uygulamalarinda-dikkat-edilecek-hususlar-26378</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/findikta-azotlu-gubre-uygulamalarinda-dikkat-edilecek-hususlar-26378</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Giresun Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından fındık üreticilerine azotlu gübreleme konusunda önemli uyarılarıda bulunuldu. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">İl Müdürlüğünden yapılan açıklamada; "Fındık bahçelerinde 2019 üretim sezonu başlamasıyla birlikte azotlu gübre uygulama dönemi yaklaşmaktadır. Toprak ve yaprak örneği alınıp, ilgili laboratuvarlar da analiz yaptırarak, gübreleme raporunda önerilen çeşit ve miktarda gübre kullanılması büyük önem taşımaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Fındıkta kullanılan ticari gübreler bünyelerinde bulundurdukları besin maddelerine göre; azotlu gübreler, fosforlu gübreler, potasyumlu gübreler ve kompoze gübrelerdir (çok bitki besin maddeli). Asidik karakterli topraklarda, PH 4.5 altında olması durumunda bitki tarafından azot alımı azalmaktadır. Bunun için toprak PH durumu kontrol edilerek toprak PH’ nın 4.5 altına düşmemesi için gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir. Bu durumda sonbaharda kireç uygulaması önem kazanmaktadır. Uygun çeşit ve miktarda azotlu gübre kullanılması fındıktan istenilen düzeyde verim alınmasını sağlar ve toprak özelliğinin olumsuz etkilenmesi önlenmiş olur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Bölgemiz fındık bahçelerinin büyük bir çoğunluğunun asit karakterde olduğu dikkate alınırsa, <strong>Kalsiyum Amonyum Nitrat (%26 CAN)</strong> kullanılması gerekli olmakla birlikte, yüksek oranda saf azot içeren <strong>(%45-46 N) &nbsp;&nbsp;ÜRE </strong>Gübresi de kullanılabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Aynı anda bitkinin istifadesine birden fazla besin maddesini sunan KOMPOZE<strong> (15-15-15, 20-20-0, 20-12-15 + İz Elemetler)</strong> gübrelerin; ayrı ayrı alma, taşıma ve depolama güçlüğünden kurtulma, uygulama işçiliği az olması gibi avantajlarından faydalanmak için gerekli şartlar temin edildiğinde uygun miktarda kullanılabilir. Kompoze gübre kullanılmak istenildiğinde dikkat edilmesi gereken en önemli husus; <strong>asidik karakterli topraklarda içerisinde kükürt bulunan kompoze gübrelerin kullanılmasından kaçınılması gerektiğidir.</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Azotlu gübrenin uygulama biçimi ve zamanı azot kaybı üzerine etkilidir. Azot oldukça hareketli bir elementtir. İhtiyacı olduğu dönemden önce uygulanırsa topraktan yıkanarak ve gaz halinde uçarak kaybolur (fayda sağlanamamış olur). Uygulama zamanlarında vejetasyon (bitkilerde büyüme) &nbsp;dönemi dikkate alınmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Her bahçesin toprak yapısı ve azot ihtiyacı farklı olmakla birlikte genel olarak Giresun ilimizdeki fındık bahçelerinde organik madde oranına göre yapılan araştırmalarda bir vejetasyon döneminde 20-24 kg saf azot verilmesi gerektiği tespit edilmiştir. &nbsp;Verilecek azotlu <strong>gübrenin ikiye bölünüp atılması</strong> ve toprağa karıştırılması bitki gelişimi ve meyve kalitesi için önem arz etmektedir. 20-24 kg&nbsp; saf azot verileceği düşünüldüğünde; <strong>%26 CAN</strong> gübresinden ocak başına Mart ayının 15’inden sonra &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;1. uygulama olarak 650 gr, Mayıs ayının 20’sinden sonra 2. uygulama olarak&nbsp; da 650 gr olmak üzere toplam <strong>1.300 gr </strong>verilmelidir. <strong>ÜRE</strong> gübresi kullanılacaksa; 1. uygulamada 375 gr, 2. uygulamada 375 gr olmak üzere toplam <strong>750 gr</strong> yeterli olacaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Kompoze gübreler mutlaka Şubat-Mart 15’e kadar uygulanmalıdır.</strong> Kompoze gübre kullanıldığında ayrıca azotlu gübrenin 1. uygulamasına ihtiyaç kalmamaktadır. Kullanılacak toplam azotlu gübrenin yarısı kadar miktar, Mayıs ayının 20’sinden itibaren 2. uygulama olarak kullanılmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Uygulanacak tüm gübreler; <strong>fındık dal uçları altındaki 30-40 cm genişliğindeki banda serpilip, 5-10 cm toprak derinliğine karıştırılmalıdır.</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Çiftçilerimiz; Bakanlığımız tarafından kurulan gübre dağıtıcıları tarafından kullanılan Gübre Takip Sistemine (GTS) üzerinden alınan Nitratlı Gübrelerde e-reçeteye gerek kalmadan ÇKS kaydı olmak şartıyla gübrelerini, Gübre Dağıtıcı Belgesine sahip bayilerden alabileceklerdir" denildi.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 26 Feb 2019 09:47:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/6fc90f2ae3fd87899e634d6c52ae655f.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tohum,Fide ve Fidan Alırken Üreticilerin Dikkat Etmesi Gereken Noktalar</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/tohumfide-ve-fidan-alirken-ureticilerin-dikkat-etmesi-gereken-noktalar-26340</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/tohumfide-ve-fidan-alirken-ureticilerin-dikkat-etmesi-gereken-noktalar-26340</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">İlkbaharın gelmesiyle birlikte çiftçilik faaliyetlerinde de yoğunlaşma başlamaktadır. Bu nedenle Giresun İl&nbsp; Tarım ve Orman Müdürlüğünce ‘Tohum, Fide ve Fidan Alırken Üreticilerin Dikkat Etmesi Gereken Noktalar’ konusunda aşağıdaki bilgilerin verilmesinde fayda görülmüştür:</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">5553 Sayılı Tohumculuk Kanunu ile Tohumculuk Sektöründe Yetkilendirme ve Denetleme Yönetmeliğine göre;&nbsp; Tohumluk (tohum,fide,fidan,süs bitkileri) satan, dağıtan gerçek ve tüzel kişilere&nbsp; tohumluk bayi belgesi, üretenlere ise üretici belgesi alma zorunluluğu getirilmiştir.<strong>Yetkisiz kişilerin açıkta fide,fidan,tarla-sebze tohumu ve süs bitkileri satmaları yasaklanmıştır</strong>.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">5996 Sayılı Veteriner Hizmetleri Bitki Sağlığı Gıda ve Yem Kanununun 17. maddesine göre; <strong>Bakanlıkça belirlenen zararlı organizma taşıyıcısı olabilecek bitki ve bitkisel ürünleri üreten, ithal eden, depolayan, ticaretini yapanlara da Bitki Pasaportu Sistemine kayıt olma,kayıt sertifikası alma ve bitki pasaportu bulundurma zorunluluğu getirilmiştir. </strong>İlgili mevzuata göre;Bakanlıktan yetki almadantohum,fide,fidan ve süs bitkileri satan,ruhsatsız olarak ticari anlamda üretimini yapankişi ve kuruluşlara da idari yaptırım uygulaması getirilmiştir. &nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Üreticilerimiz&nbsp; özellikle tohumluk patatesleri;&nbsp; pazaryerlerinde, açıkta satış yapan,&nbsp;&nbsp; yetkisiz kişilerden kesinlikle satın almamalıdır. Açıkta satılan, belgesi olmayan&nbsp; tohumluk patatesler,&nbsp; sertifikasyon ve kontrollü üretim aşamalarından geçmediği için;&nbsp; menşeinin&nbsp; belli olmadığı, veriminin düşük olduğu, yöreye uyum sağlamadığı, patates siğili vb. karantinaya tabi&nbsp; zararlı organizma taşıma ve topraklarımıza hastalık bulaştırma riskinin yüksek olduğu&nbsp; göz önüne alınarak&nbsp; bitki pasaportu, etiket ve&nbsp; sertifikalarını&nbsp; eksiksiz bulunduran ruhsatlı tohumluk bayilerinden almaya&nbsp; dikkat edilmelidir.</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Üreticilerimiz;&nbsp; açıkta,yetkisiz kişilerden, etiketsiz, sertifikasız ve pasaportsuz tohum/fide/fidan/süs bitkileri satın aldığında birçok sorunla karşılaşabilmekte;&nbsp; <strong>hastalık ve zararlılara rastlanabilmekte, bu durum fide/fidan kurumalarına,verim kaybına neden olmaktadır. Ayrıca bu hastalık ve zararlılar topraklarımıza bulaşarak, çözümü zor ve zaman alan sorunlara sebep olmaktadır. </strong>Aşılı diye satıldığı halde bazı fidanların aşısının olmadığı, dikildiğinde tutmadığı ve belirtilenin dışında farklı tür ve çeşitte meyvelerin oluştuğu, kalitesiz ve verimi düşük ürün alındığı görülebilmektedir. Üreticilerimiz böyle sorunlarla karşılaştığında elinde etiket,sertifika pasaport gibi belgeleri olmadığından geriye dönük olarak hakkını arayamamakta,parası,emeği ve zamanı boşa gitmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Yukarıda bahsedilen bu mağduriyetlerin&nbsp; yaşanmaması için tohum,fide,fidan ve süs bitkilerinin&nbsp; etiketli ve pasaportlu olarak, yetkili tohumluk bayileri yada yetkili üreticilerden alınması hususları,tüm ilgililere önemle duyurulur.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 20 Feb 2019 12:00:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/f44e50be59bfdd20f5a6cbb66c1bf324.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dua çiçeği nedir ve çeşitleri nelerdir?</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/dua-cicegi-nedir-ve-cesitleri-nelerdir-25834</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/dua-cicegi-nedir-ve-cesitleri-nelerdir-25834</guid>
                <description><![CDATA[Görünümü ile insanı etkileyen dua çiçeği, Marantaceae (Duaçiçeğigiller) ailesinin Maranta cinsinden bir türüdür. Dua çiçeği insana verdiği muhteşem his ve ferahlık ile bilinir. Bizde sizin için dua çiçeği hakkında bakım ve yetiştirme üzerine bilgiler paylaştık. Peki dua çiçeği nedir? Dua çiçeği çeşitleri nelerdir? Dua çiçeğinin bakımı nasıl olmalıdır?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Yaşam alanlarınıza ferahlık getiren, görünümüyle adeta sanat eserine benzeyen dua çiçeği, en güzel bitkiler arasında yer alıyor. Dua çiçeği yarattığı muhteşem hisler ile adeta insanlarda kalıcı bir etki bırakıyor. Bilimsel olarak incelendiğinde marantaceae yani dua çiçeğigiller ailesi adı verilen maranta cinsi bir&nbsp;çiçektir. Dua çiçeği maranta ismini İtalyalı botanik uzmanı olan Maranta'dan almıştır. İtalyan botanikçi tarafından keşfedilen bu çiçeğin 20 tane alt türü vardır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Dua çiçeği nedir?</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Dua çiçeği görünümüyle insana ferahlık hissi uyandıran bir bitkidir. Adının dua çiçeği olarak bilinmesinin sebebi bitkinin davranışlarından ve gösterdiği hareketlerden kaynaklanmaktadır. Dua çiçeği, gecenin gelmesiyle beraber çiçek şeklini fiziksel olarak değiştirir. Bu değişiklik dua eden bir kişinin ellerini andıran bir görünüme bürünür. Bu fiziksel değişikliği yaşadığı için maranta bitkisine dua çiçeği ismi verilmiştir. Dua çiçeğinin tüm türleri bu değişimi sergilemektedir ve bundan dolayı tüm türlerine de dua çiçeği denilmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Dua çiçeği çeşitleri nelerdir?</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Dua çiçeğinin neredeyse 20 türü vardır fakat biz sizin için en popüler türlerini araştırdık.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Calathea Makoyana:</strong>&nbsp;Yaklaşık 45 santimetreye kadar büyüyebilir. Zemininde soluk renkli desen ve üzerinde mürekkep lekesini andıran koyu yeşil şekiller vardır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Calathea Roseopicta:&nbsp;</strong>Büyük yuvarlak yaprakları vardır. Yaprakların altı kısmı kırmızı renkte olmakla beraber damarları pembe-beyaz tonlardadır. Yaprak kenarları ipeksi yapıda olan bitki, iç mekânlarda çok tercih edilen bir türüdür. 50 santimetreye kadar büyüyebilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Calathea Lancifolia:&nbsp;</strong>İnce, zayıf ve uzun yaprakları ile 45 santimetreye kadar büyüyebilir. Yapraklarının üst kısmı koyu yeşil desenlidir ve alt kısmında mor renkler vardır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Calathea Ornata:</strong>&nbsp;Dua çiçeğinin ince uzun yaprakları olan bir türüdür. Şerit halinde ince çizgili desenleri vardır. Genelde soluk yeşil bir renk hakimdir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Calathea Orbifolia:</strong>&nbsp;İri ve yuvarlak yapraklarında, beyaz çizgileri ve açık yeşil renkte bir zemin rengi vardır. Yaşam alanlarının vazgeçilmez bitkilerindendir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Calathea Louisae:</strong>&nbsp;Bitkinin boyu yaklaşık 80 santimetreye kadar uzayabilir. Yaprağında iki farklı tonda (açık ve koyu) yeşil çizgiler bulunur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Calathea Ecuadoriana:</strong>&nbsp;Tropikal nemli dağ ormanlarında yetişir. Yaprakları iridir ve üst kısım koyu yeşil, alt kısım ise koyu kırmızı renktedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Calathea Warscewiczii:</strong>&nbsp;Sarı ve beyaz renkte çiçekler açar. Yaprakları geniş ve koyu yeşil renktedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Calathea Veitchiana:&nbsp;</strong>Tropikal iklimlerde yetişebilir. Dua çiçeğinin bu türü yakın zamanlarda Richard Pearce adında bir bitki koleksiyoncusu tarafından keşfedilmiştir. Yapraklarında bir kelebeğin kanatlarını andıran açık ve koyu yeşil renklerde desenler mevcuttur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Dua çiçeğinin bakımı nasıl olmalıdır?</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Dua çiçeği sıcak seven bir bitkidir. Soğuk havalarda olumsuz bir şekilde etkilenir ve yaprakları kurur. Böyle durumlarda bitki hastalanır ve kurumaya doğru gider. Dua çiçeği yaşamını sürdürebilmesi için en uygun sıcaklık koşulu ortalama 23 derece olmalıdır. Kış dönemlerinde ise 18 derece civarında yaşamını sürdürebilir. Soğuk havalarda kuruyan ve hastalanan bu çiçek havaların geri ısınmasıyla yeniden eski sağlığına kavuşabiliyor.Bu çiçeği özellikle ülkemizde salon çiçeği olarak kullanılıyor. Sıcağı sevmesine rağmen gün ışığını sevmeyen dua çiçeği için ideal ortam yarı gölge ortamı olacaktır. Eğer yaz ayında direkt olarak gün ışığı altında kalırsa bitki cansız ve de solmuş olarak karşımıza çıkabilir. Havaların serinlemesi ve&nbsp; kış döneminin gelmesi ile beraber sulama sıklığını azaltmanız gerekecektir. Yaz döneminde ise sık sık sulamanız gerekir. Sulama yaparken direkt olarak soğuk su verilmemelidir. Suyu dinlendirip, oda sıcaklığına getirmek gerekir. Sulama sonrasında saksı tabağında su birikirse bu suyu dökmelisiniz. Yoksa bitkiniz çürümelere neden olacaktır.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 23 Dec 2018 11:07:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/3b88895bb97e3e49cb8b375836f253c1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğru Silaj Yapımı İçin Pratik Bilgiler</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/dogru-silaj-yapimi-icin-pratik-bilgiler-25027</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/dogru-silaj-yapimi-icin-pratik-bilgiler-25027</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Yeşil ve su bakımından zengin yemlerin havasız ortamda fermantasyona uğratılarak (ekşitilerek) saklanmasına silolama, bu işlem sonucu elde edilen yeme de silo yemi veya silaj denir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Ülkemizde çayır mera alanlarının kısıtlı, otlatma mevsiminin sınırlı oluşu ve kış aylarında hayvanların kaba yem ihtiyacı önemli bir problem olmasından dolayı silaj yapımı önem arz etmektedir. Kışın hayvanlar için gerekli olan kaba yemler yeşil ve sulu yemlerden sağlanırsa hayvanların verimleri yıl boyu korunabilmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>DOĞRU SİLAJ NASIL YAPILIR ?</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>1-Biçim zamanı</strong>; Mısır silajında biçim zamanı kuru madde miktarının %35 olduğu zamandır. Bu oran tarladan alınacak olan 1 kg bir mısır bitki örneğinin mikrodalga fırında kurutularak tartılması sonucu belirlenir.Kurutmadan sonra kalan örneğin miktarı en az 350 gr olmalıdır. Bu rakam altında ise kuru madde yeterli sayılmayacağı için biçim yapmak henüz erkendir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>2-Biçim Metodu;&nbsp;</strong>Mısır biçim makinalarının bıçakları keskin ve randımanlı çalışması doğru silaj yapımında önemli rol oynar. Parça büyüklüğü 2 cm olmalı, biçim esnasında yerden toprak almamalıdır. Ayrıca dane patlatıcılı biçim makinalarının kullanımı kaliteyi artıracaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>3-Depolama Metodu;&nbsp;</strong>Silajın sıkıştırılıp kapatılması en fazla 48 saat içinde bitirilmelidir. Kapatma esnasında silajın iyice bastırılması, hava almayacak derecede altına ve üstüne polietilen naylon kullanılması gereklidir. Ayrıca silajın üzerine baskı oluşturacak hurda lastiklerinde dizilmesi silajın bozulmadan saklanmasında önemli rol oynar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>4-Silaj katkı maddeleri</strong>; Silaj bakteri faaliyetinin sağlıklı bir biçimde çalışması gereken bir ortamdır. Eğer bakteri faaliyeti zayıf ve yetersiz olursa silajın bozulma riski artmaktadır. Özellikle yaygın yapılan hatalardan biri silaja tuz atılmasıdır. Tuz, bakteri faaliyetini engelleyerek fermantasyonu geciktirmekte ve silajın olgunlaşmasını engellemektedir. Bu açıdan silajda tuz kullanımı tavsiye edilmemektedir. Silaj katkı maddeleri silajın fermantasyonunu&nbsp; hızlandırarak silajın bozulmasına engel olan bir madde olan silaj inokulantları son yıllarda yoğun miktarda kullanılmaktadır. İnokulantın esas görevi ortam Ph'ın düşürerek Ph 4-4,5 seviyesine indirip silajdaki bakteri faaliyetine rahatlatacak ortam hazırlamaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Silaj katkı maddelerinin bulunmadığı durumda çiftçi şartlarında evlerde atık olarak çöpe giden<strong>&nbsp;''Peynir Altı Suyu''&nbsp;</strong>silaj yapım aşamasında silaja katılarak silajın olgunlaşmasında önemli bir etki yapacaktır. Silaj yapımında yapılan başka bir hata ise silaja dışardan arpa, buğday vb. gibi hububat ve ya hububat kırması katılmasıdır. Bu uygulama esasında zamanından önce biçilmiş dane olgunlaşan mısırlarda karbonhidrat kaynağı olarak katılsa da silaj içinde yeterince homojen dağıtılamaması, belli bölgelere hem küflenme yapmakta hem de farelerin ilgisini çekerek silaj naylonunun delinmesi ve silajın hava alarak tamamen bozulmasına sebebiyet vermektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Doğru silolama yapılmayan silajlar bozularak beslenmede kullanılan gebe hayvanlarda yavru atma, toksik etki ve zehirleme yapabilmektedir. İyi korunmuş bir silo besleyici değeri yüksek, hayvanlar tarafından sevilerek tüketilen bir gıda kaynağıdır. Bu anlamda süt sığırcılığı ve besicilikte rahatlıkla kullanılabilmektedir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 15 Oct 2018 21:47:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/87f20120c132de67bce15568256e2d7e.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şarbon nedir? Şarbon belirtileri neler? Şarbon nasıl bir hastalıktır?</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/sarbon-nedir-sarbon-belirtileri-neler-sarbon-nasil-bir-hastaliktir-24280</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/sarbon-nedir-sarbon-belirtileri-neler-sarbon-nasil-bir-hastaliktir-24280</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Anthrax, Bacillus anthracis tarafından oluşturulan septisemik özelikte akut infeksiyöz bir hastalıktır. înfeksiyon, vucut ısısının yükselmesi, dalağın şişmesi, kanın katran gibi koyu renk alması ve pıhtılaşmaması, deri altı ve subseröz dokularda sero-hemorajik infiltrasyonların oluşması ile karakterize zoonoz bir hastalıktır. Bütün memeli hayvanlarda görülen bulaşıcı bir hastalıktır. Çiftlik hayvanlarından en çok koyun, keçi ve sığırlarda ölüme sebep olur. Yurdumuzun her bölgesinde ve her mevsimde ortaya çıkar. Halk arasında hayvanlarda "DALAK veya ŞARBON" , insanlarda "KARAÇIBAN ve KASAP ÇIBANI" olarak bilinmektedir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">TARİHÇESİ</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Anthrax, hayvanlarda seyreden hastalıklardan en eskiden beri bilinenlerdendir. Enfeksiyöz karekterde olduğu ilk defa EîLERT (1836) tarafından bildirilmiştir. Anthrax basillerinin ilk kültürünü 1876 yılında KOCH, kan serumu kullanarak ve sonra da 1877 yılında PASTEUR üre kullanarak yapmışlardır. KOCH (1878) Anthrax basillerinin spor verdiklerini saptamıştır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">ETYOLOJİ</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Hastalığın etkeni olan Bacillus antchracis 1- 2x3-8 mikrometre boyutlarında aerobik (veya fakültatif), Gram pozitif, hareketsiz, sporlu ve kapsüllü bir mikroorganizmadır. Spor formu fiziksel ve kimyasal etkenlere karşı son derece dirençli olup doğa koşullarında 50-60 sene canlılığını ve enfektivitesini muhafaza edebilir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">EPİZOOTOLOJİ</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Hastalık en fazla sığır, koyun, keçi, manda, deve, geyiklerde daha az olarakta domuz, at ve karnivorlarda görülür. Genç hayvanlar, ergin ve yaşlılardan daha duyarlıdırlar. Açlık, yorgunluk, yolculuk, fena bakım, iç ve dış parazitler, fazla sıcak ve soğuk hava, iyi beslenememe gibi stres faktörleri hastalığın çıkış ve yayılışına büyük ölçüde yardımcı olurlar. Hastalanan hayvanlar, ölümden 1-2 gün önce sütleriyle gaita ve idrarları ile basil çıkarırlar. iyileşenlerin sütleriyle de kısa bir süre etken saçılabilir. B. antracis ölen hayvanların vücudunda spor oluşturmaz. Ancak, hayvana otopsi yapılırsa veya ölen hayvanların ölümünden sonra tabii deliklerden gelen kanın hava ile temasında basiller spor verirler. Açılmamış kadavralarda vejatatif formları putrefikasyonun etkisiyle 3-6 günde tahrip olmaktadır. Buna karşın sporları çok dirençlidir. Sporları sularda, toprakta, meralarda uzun süre (50-60 yıl) canlı kalabildiğinden dolayı bu sporlarla bulaşık yerler infeksiyon kaynağı olarak rol oynarlar. Bu nedenle kadavralar açılmadan meralardan ve akarsulardan uzak yerlere iki metre kadar derine gömülmeli ve üzerine sönmemiş kireç dökülmelidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Bulaşık merada otlayan hayvanlar veya buradan elde edilen enfekte yemleri yiyenler hastalığa yakalanır. Hastalık her mevsimde görülürse de en çok mera döneminde ortaya çıkar. Özellikle otlar kurumaya başladığı zaman dikenlerin ağızda açtığı yaralardan mikroplar kolayca vücuda girer. Ahırdaki hayvanlar bulaşık yem ve otlarla mikrobu alırlar, solunum ve deri yolu ile de hastalık bulaşabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Aşırı kullanılmış meralar, bataklık ve engebeli arazi, açlık, yorgunluk, uzun süreli ve kötü koşullarda hayvan nakli, hayvanların direncini kırdığı için hastalık daha çok görülür. Mevsimlerdeki değişiklikler mesela aşırı yağış veya aşırı kuraklık olduğu zaman hastalık artabilir. Sıcak ve rutubetli bölgelerde diğer yerlerden fazla hastalık görülür.</span></span></p>

<p><span style="color:#FF0000"><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">BULAŞMA</span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Hayvanlar mikrobu aldıktan 2-3 gün sonra hastalanırlar. İştahsızlık, sendeleme, ayakta duramama, solunum güçlüğü, titreme, yüksek ateş başlıca belirtileridir. Koyun ve keçiler belirtilerin ortaya çıkmasından çok kısa bir süre sonra hemen ölürler. Sığırlarda yukarıdaki belirtilere sancı, kan işeme ve ishal de eklenir ve bir hafta içinde ölürler.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Ölen hayvanların, ağız- burun ve anüsünde kan izleri veya kanlı bir sızıntı bulunur. Kesilen hayvanların kanı siyah renktedir ve pıhtılaşmaz. İnsanlar hasta hayvanları kesip yüzmek, etini yemek veya bu hayvanların deri ve yünlerini işlemek suretiyle hastalığa yakalanırlar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Sindirim sistemi ile:</strong> Bulaşık ot, su, yem gibi gıdaların ağız yolu ile alınması ile olur. Solunum yolu ile: Hayvanlarda nadir görülen bu bulaşma şekli insanlarda sporların, hayvan postu, kıllar, yün ve yapağı ile gerçekleşir. Deri yolu ile: Deride oluşan çeşitli portantrelerden (ısırma, kırpma, sıyrık, çizik v.s.) etkenin girmesiyle olur. İnsanlar ise kontamine et, kan, temas yolu ile hastalığı alırlar. Kan emici ve sokucu sinekler de bu yolla enfeksiyonu bulaştırabilir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">SEMPTOMLAR</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">İnkübasyon periyodu, hayvanın türüne, direncine, vücuda giren etkenin miktarına, virülansına ve etkenin giriş yoluna göre değişmek üzere 1-14 gün arasındadır. Hastalık koyun ve keçilerde perakut ve akut bir seyir izleyerek 2-4 gün içinde ölümle son bulur. En fazla titreme, sendeleme, solunum güçlüğü, kan işeme ve doğal deliklerden kan gelmesi, boğaz altında ve vücudun diğer yerlerinde ödemler, nekrozlar, deride pustüller gibi klinik bulgular görülür. Sığırlarda tablo daha az belirgin olmakla birlikte koyun ve keçilere benzer. Hastalık insanlarda, deri şarbonu, akciğer şarbonu ve ender olarak görülen bağırsak şarbonu olarak üç ayrı şekilde görülür.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Deri şarbonu;</strong> papül, vezikül ve püstülle karakterize üzerinde siyah bir kabuk bulunan nekrotik ülserler şeklinde görülebileceği gibi, bağ dokusu, boyun, göğüs ve göz kapaklarının deri altı dokusunda ödemler ve bu ödemli alanın üstünde vesikülle karakterize bir şekilde de görülebilmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Akciğer şarbonu;</strong> özellikle hayvan yünleri ve kıllarıyla uğraşanların sporları solumasıyla meydana gelmektedir. Ağır bir hemorajik bronko -pnömoni ile karakterizedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Bağırsak şarbonu;</strong> genel durum bozukluğu ve şiddetli bir gastro -enteritis ile karakterizedir. Tanı koymak güç olduğundan dolayı kurtuluşu yok gibidir. Bu klinik formların birisinde etken kana karışıp septisemi yaparsa hastalık öldürücü bir hal alır. Menenjitin de görüldüğü vakalar mevcuttur.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">TEŞHİS</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Klinik Teşhis: perakut seyreden olgularda, çok az ve yetersiz klinik belirtiler nedeniyle teşhisi zordur. Çünkü ani ölüm yapabilen ve yakın semptom gösteren yanıkara, basiller ikterohemoglobinuru, pastörellozis, leptospriosis, piroplasmosis, klostridyal infeksiyonlar ile karıştırılabilir. Laboratuvar Muayeneleri; Laboratuvarlara hasta veya ölen hayvandan 3 -4 adet kan frotisi, steril bir pamuğa emdirilmiş kan.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">TEDAVİ</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Hasta hayvanın uygun tecrit yerine alınması koyun ve keçiler ani olarak öldükleri için tedaviye yetişilemez. Sığır ve atlar veteriner hekim tarafından uygun bulunan ilaçlarla tedavi edilebilir. Ancak bulaşmayı önlemek ve çevreyi kirletmemek için gerekli önlemler alınmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="color:#FF0000"><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">KORUNMA</span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Anthrax'ta en önemli korunma önlemi bu hastalıktan ölen hayvanların uygun şekilde ortadan kaldırılmasıdır. Bunun için hasta hayvanlar kesilip yüzülmemeli ve otopsi yapılmamalıdır. Hastalığa yakalanan hayvanlar ölümden önce kısa süre ile de olsa süt, idrar ve diğer salgıları ile mikrop saçtıkları için hasta hayvanların muayenesinde ve ölen hayvanların naklinde dikkat edilmesi ve koruyucu tedbirlerin alınması gerekir. Ahırda ölen hayvanlar ağız, burun, anüs gibi delikleri tentürdiyotlu pamukla kapatıldıktan sonra uygun vasıtalarla ve koruyucu elbise giyilerek imha edileceği yere taşınır, yakılır veya 2 mt derinliğinde açılmış çukurlara üzerlerine yeteri kadar sönmemiş kireç dökülerek gömülür. Bütün altlıklar ve şüpheli maddeler yakılır. Ahır önce soudkostikli sıcak su ile yıkanır. Sonra uygun antiseptiklerle dezenfekte edilir. Merada ölen hayvanlar mümkünse oldukları yere çevresindeki kirlenmiş ot ve toprakla beraber gömülür. Aşılı hayvanlarda bağışıklık oluşuncaya kadar mera kapatılır ve yemler değiştirilir. Mera bulaşmasını önlemek için şüpheli ve tehlikeli meralar duyarlı hayvanlara kapatılır. Ot ve samandan şüpheleniyorsa bunlar imha edilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">İkinci önlem aşılamadır. Hastalık görüldüğünde ateşi bulunmayan sağlam hayvanlar derhal aşılanır. Hastalığın ortaya çıktığı yerde hayvanlar en az beş yıl süreyle aşılanmalıdır. Koruyucu aşılama genel olarak ilkbaharda yapılır. Aşı yapıldıktan 10 - 14 gün içersinde bağışıklık gelişir. Tek tırnaklılarda bu süre biraz daha uzun olabilir</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 02 Sep 2018 11:34:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/42027b8b579ec441439adafa1753abc0.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fındık Filiz Güvesi ile Mücadelenin Zamanı Geldi</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/findik-filiz-guvesi-ile-mucadelenin-zamani-geldi-24211</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/findik-filiz-guvesi-ile-mucadelenin-zamani-geldi-24211</guid>
                <description><![CDATA[Fındık Filiz Güvesi ile Mücadelenin Zamanı Geldi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Fındıkta önemli bir zararlı olan 'Fındık Filiz Güvesi'&nbsp;ile mücadele zamanı gelmiştir. Fındık Filiz Güvesi larvalarının ilk zararı Temmuzda yapraklarda görülür. Larvalar, yaprağın alt yüzünde orta damarla yan damarın birleştiği koltuklarda beslenerek üçgen şeklinde karakteristik kahverengi lekeler oluşturur. Bu lekeler larvanın ördüğü ağ ve beslenme artıklarından meydana gelir. Larvalar orta damarda bir galeri açar ve beslenmediği zaman orada gizlenir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Fındık&nbsp;Filiz Güvesi larvaları sonbaharda püs dediğimiz erkek organlara, göz diplerine ve kozalaklara geçerler. İki erkek organı birbirine birleştirerek gelişmesini engeller.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">İlkbaharda ise henüz gelişmekte olan sürgünlere girerek kurumalarına neden olurlar. Bu sürgünler ağ ile dala yapıştırılmış olduklarından düşmezler.&nbsp;Zarar görmüş göz ve sürgünler koparılınca ortada larva giriş deliği görülür.&nbsp;Bir larva 5 ayrı sürgünü kurutabilmektedir.&nbsp;Tüm fındık üretim alanlarında yaygın olan bu zararlı yer yer çok büyük oranda zarara neden olmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;Mücadeleye karar vermek için bahçede mutlaka bir ön sayım yapılmalıdır. Bu amaçla;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;1 – 10 da &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; olan bahçelerde&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 10 ocak</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;10-30 da&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; olan bahçelerde&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 20 ocak</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;30 da'dan&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; büyük bahçelerde&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 30 ocak işaretlenir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Her işaretli ocaktan alt, orta ve üst kısımlardan 10'ar olmak üzere toplam 30 yaprak alınıp, zarar belirtisi olanlar sayılır. Zarar görmüş yaprak oranı % 15 ve fazlası olduğunda kimyasal mücadeleye karar verilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Çiftçilerimizin bu zararlıya karşı zararlının mevcut olduğu bahçelerde mutlaka ilaçlama yapmaları ve&nbsp;ilaçlamanın Eylül ayı sonuna kadar bitirilmesi gerekmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">İlaçlama başlamadan önce arıcıların arılarını ilaçlama sahaları dışına çıkarmaları gerekmektedir.&nbsp;İlaçlamada atomizör kullanılıyorsa ocak başına en az 1 litre ilaçlı su atılmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">İnsan ve hayvan sağlığı bakımından ilaçlama bitiminden 21 gün sonrasına kadar ilaçlı bahçelerde hayvan otlatılmamalı ve meyve yenmemelidir. Mücadelede tavsiye edilmeyen ilaçların kullanılmaması; herhangi bir kimyasal maddenin ilaçla kesinlikle karıştırılmaması gerekmektedir. Kullanılacak bitki koruma ürünleri,&nbsp;&nbsp;bitki koruma ürünleri satış bayisinden alınarak 'Bitki Koruma Ürünleri Uygulama Belgesi' sahibi kişiler tarafından atılmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Üreticilerimiz, konu hakkında daha geniş bilgi almak için İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerimize müracaat&nbsp;edebilirler.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Aug 2018 22:03:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/8a98eeaa33720f2fa62974f19e5e8373.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ZMO Buğday Raporunu Açıkladı</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/zmo-bugday-raporunu-acikladi-24207</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/zmo-bugday-raporunu-acikladi-24207</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye`de 2000 yılında 92 milyon dekar alanda buğday ekimi yapılırken, 2017 yılında 77 milyon dekar alanda buğday ekimi yapılmıştır. Aynı dönemde 49 milyon ton buğday ithal edilmiş, karşılığında 13 milyar dolar ödemiştir. Bu yılın ilk yarısında 3 milyon ton buğday ithal edilerek 634 milyon dolar ödemiştir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Buğday dünyada pek çok insanın gıda ihtiyacının karşılanması açısından büyük bir öneme sahiptir. Türkiye’de buğday ve buğdaydan elde edilen gıda maddelerinin tüketimi birinci sırada yer almaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Buğday tanesinin bileşimi ortalama olarak %12 su, %70 karbonhidrat, %12 protein, %2 yağ, %2,2 selüloz ve %1,8 kül içermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Karbonhidrat kaynağı olan buğday, un haline getirilerek ekmek ve diğer unlu gıdaların imalatında kullanıldığı gibi bulgur, makarna, irmik, bisküvi gibi çok değişik ürünler şeklinde günlük beslenmemizde yer almaktadır. Öğütme teknolojisi sonucunda ortaya çıkan kepek ve diğer yan ürünler ile düşük kaliteli buğdaylar ise hayvan yemi olarak kullanılmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong>Türkiye’de Buğday Üretimi</strong></span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Türkiye’nin buğday verimi yıllar itibariyle yükselme kaydetmesine rağmen ortalaması dünya veriminin altındadır. Yüksek kaliteli tohum kullanımı buğdayda verimliliği etkileyen en önemli faktördür. Türkiye’nin buğday üretimi 2016 yılında 20.600.000 ton iken 2017 yılında %4,4 artışla 21.500.000 ton olmuştur. Uygulanan politikalar, çiftçiyi buğday ekmekten vazgeçirmektedir. Türkiye`de 2000 yılında 92 milyon dekar alanda buğday ekimi yapılırken, 2017 yılında 77 milyon dekar alanda buğday ekilmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Buğday üretimi bakımından kendine yeterli düzeyde olan Türkiye`de, bazı yıllar olumsuz iklim koşullarına bağlı olarak üretimde ve kalitede yaşanan sorunlardan dolayı talep karşılanamamakta ve ithalat yapılmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">2018 yılında ekim alanların daralması, girdi maliyetleri, verilen teşvikler, doğal afetler, buğday hastalıkları nedeniyle verim ve kalite düşüklüğü beklenmektedir. ZMO olarak 2018 yılında buğday üretimimizin 19,5 milyon ton civarlarında olacağını tahmin etmekteyiz.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Türkiye’de ortalama buğday verimi (Kuru+Sulu) 276 kg/dekardır.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong>Çizelge-1. Türkiye’de Buğday Ekim Alanı, Üretim ve Verim</strong></span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong><img alt="" src="http://www.zmo.org.tr/resimler/ekler/22a96455cd9baf3_ek.jpg" style="height:333px; width:700px" /></strong></span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Kaynak: FAOstat, *TUİK, **ZMO Tahmini</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><img alt="" src="http://www.zmo.org.tr/resimler/ekler/ee5f65b4c58a225_ek.jpg" style="height:384px; width:700px" /></span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong>Grafik-1 Buğday Üretimi ve Üretim Yapılan Alanlar</strong></span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Türkiye dünya buğday üretiminde %3 civarında bir paya sahiptir.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong>Çizelge-2. Türkiye ve Dünya Buğday Üretimi (ton)</strong></span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong><img alt="" src="http://www.zmo.org.tr/resimler/ekler/17a6da1ebad763a_ek.jpg" style="height:465px; width:700px" /></strong></span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Kaynak: FAOstat</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Buğdayın kendi kendine döllenen bir bitki olması ve ekilen tohumlukların 3 yılda bir sertifikalı tohumluklarla yenilenmesi nedeni ile ülkemizde her yıl yaklaşık 540 bin ton buğday tohumluğu kullanılması gerekmektedir. Ülkemizde üretilen sertifikalı tohumluk miktarı 2007 yılında 210 bin ton iken 2014 yılında 403 bin ton, 2015 yılında 484 bin ton ve 2017 yılında 508 bin ton olarak gerçekleşmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong>Çizelge -3. Buğday Tohumluğu Üretim Miktarı (Ton)</strong></span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong><img alt="" src="http://www.zmo.org.tr/resimler/ekler/8fc3b301611d3b7_ek.jpg" style="height:416px; width:700px" /></strong></span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Kaynak: Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Ülkemizde her bölgede yetiştirilebilen buğday yaygın olarak İç Anadolu Bölgesi’nde üretilmektedir. 2017 yılı ekmeklik buğday üretiminde İç Anadolu Bölgesi&nbsp; %32’lik pay ile ilk sırada yer almaktadır. Bunu %18 ile Marmara Bölgesi ve %15 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi izlemektedir. Üretimde en az olduğu bölgeler Doğu Anadolu ve Ege Bölgeleridir. Makarnalık buğday üretiminde ise; ilk sırada %38’lik üretim ile İç Anadolu Bölgesi ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi yer almaktadır. Ege Bölgesi ise üretimde %13’lük pay ile üçüncü sıradadır.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong>Çizelge-4. İllere Göre Buğday Üretimi (ton)</strong></span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong><img alt="" src="http://www.zmo.org.tr/resimler/ekler/5ddd7d6eb20c9ac_ek.jpg" style="height:641px; width:700px" /></strong></span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Kaynak: TUİK</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><img alt="" src="http://www.zmo.org.tr/resimler/ekler/c6475bb7c617dad_ek.jpg" style="height:428px; width:700px" /></span></span></p>

<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong>Grafik-2. 2017 Yılında İllerin Buğday Üretimi İçindeki Payı (%)</strong></span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Türkiye’de buğdayın yurt içi kullanımı 2016/17 döneminde 18.756 bin ton, gıda olarak tüketimi 14.490 bin ton, tohumluk olarak kullanımı 1.381 bin ton, yemlik olarak kullanımı 2.305 bin ton, kayıp 581 bin ton, kişi başına tüketim 182 kg’dır.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong>Çizelge- 5. Türkiye Buğday Tüketimi, Stok Değişimi ve Yeterlilik Derecesi (1000 Ton)</strong></span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong><img alt="" src="http://www.zmo.org.tr/resimler/ekler/a07d34e6fd84219_ek.jpg" style="height:387px; width:700px" /></strong></span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Kaynak: TMO</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Dünyada buğday üretim miktarları incelendiği zaman Çin, Hindistan, Rusya ve Ukrayna’da üretim artarken Avustralya, Kanada’da üretim düşüş göstermiştir.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong>Çizelge-6. Dünya Buğday Üretimi (Ton)</strong></span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong><img alt="" src="http://www.zmo.org.tr/resimler/ekler/cc5e0946a69c222_ek.jpg" style="height:315px; width:700px" /></strong></span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Kaynak: FAOstat</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Türkiye’nin ithalat ve ihracat değerlerine baktığımız zaman, her yıl ithalat rakamları artar iken ihracat rakamları düşmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong>Çizelge-7. Türkiye’nin Buğday Dış Ticareti</strong></span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong><img alt="" src="http://www.zmo.org.tr/resimler/ekler/bb145052db9bed8_ek.jpg" style="height:477px; width:700px" /></strong></span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Kaynak: FAOstat, *TUİK</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Ülkemizin buğday ticareti ile ilgili ilginç durum, buğday ithal edilmesine karşın, önemli miktarda un ihracatı gerçekleşmesidir. 2017 yılında 3.5 milyon tona yakın un ihraç edilmiştir. Bu miktar da ithal edilen buğdaydan un yapıldığında elde edilecek bir miktardır. &nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong>Çizelge-8. Un İhracatı (Kg)</strong></span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong><img alt="" src="http://www.zmo.org.tr/resimler/ekler/e27009cfcb41271_ek.jpg" style="height:205px; width:700px" /></strong></span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">* Ocak-Haziran</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Kaynak: TUİK</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Un ihracatı yaptığımız ülkeler arasında en önemli pay Irak’a aittir. Un ihracının yarısı bu ülkeye yapılmaktadır. 2017 yılında ihraç edilen unun %51,2’si, bu yılın ilk yarısında ise &nbsp;%49,55’i Irak’a gönderilmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Türkiye dışarıdan önemli miktarda buğday ithal etmesine karşın, az miktarda da olsa buğday ihracatı yapmaktadır. 2017 yılında 42 bin ton buğday ihraç edilmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong>Çizelge-9. Buğday İhraç Ettiğimiz Ülkeler (Kg)</strong></span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong><img alt="" src="http://www.zmo.org.tr/resimler/ekler/575d7a6c8f292b3_ek.jpg" style="height:243px; width:700px" /></strong></span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Türkiye üretiminin %20-25’i kadar buğday ithalatı gerçekleştirmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong>Çizelge-10. Buğday İthal Ettiğimiz Ülkeler (Kg)</strong></span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong><img alt="" src="http://www.zmo.org.tr/resimler/ekler/08195c3b4f45de2_ek.jpg" style="height:448px; width:700px" /></strong></span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Kaynak: TUİK</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Buğday ithal ettiğimiz ülkeler arasında Rusya 2017 yılında %59’luk, 2018 yılının ilk yarısında ise&nbsp; %78’lik oranla ilk sırada yer almaktadır. &nbsp;Rusya dünyada en fazla buğday ihracatı yapan ülkedir.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong>Çizelge-11. Dünya Buğday İhracatı ve Başlıca İhracatçı Ülkeler (Milyon Ton)</strong></span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong><img alt="" src="http://www.zmo.org.tr/resimler/ekler/ad2d5724dc63e10_ek.jpg" style="height:500px; width:700px" /></strong></span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Kaynak: FAOstat</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Dünya buğday ticaretinde önemli bir paya sahip ülkeler, üretimlerinin büyük bölümünü ihraç etmektedirler. En fazla buğday ithalatı yapan ülkeler Mısır ve Endonezya’dır.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong>Çizelge-12. Dünyada Buğday İthalatı ve Başlıca İthalatçı Ülkeler (Ton)</strong></span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong><img alt="" src="http://www.zmo.org.tr/resimler/ekler/8858b9ac504ddeb_ek.jpg" style="height:356px; width:700px" /></strong></span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Kaynak: FAOstat</span></span></p>

<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong>SORUNLAR ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİ</strong></span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong>1.Buğday Ekim Alanları Azalması</strong></span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">2005 Yılında 9 milyon hektar olan buğday ekim alanları giderek azaldı, 2009 yılında 8 milyon hektar, 2012 yılında 7,5 milyon hektar, 2018 yılında ise 7,6 milyon hektar oldu.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Verim değerleri ise yeni çeşitlerin ıslah edilmesi, yetiştirme tekniklerindeki gelişmeler, ekim nöbeti ilkelerinin uygulanması sonucunda artış gösterse de, 2016 yılında 79 milyon kişi olan ülke nüfusu,&nbsp; 2017 yılında 80 milyon kişiye ulaştı, 2023 yılında ise 86 milyon kişiye ulaşması bekleniyor. Dolayısıyla artan nüfusun beslenmesi için buğday ekim alanlarının acilen artırılması gerekmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong>2.Tarımsal Üretimde Girdi Maliyetlerinin Yükselmesi</strong></span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Buğday alım fiyatları belirlenirken maliyetler göz önünde bulundurulmalıdır. Buğday fiyatlarındaki artış kimyasal gübre ve mazot gibi temel girdi fiyatlarının gerisinde kaldığından, buğday üretimi çiftçiye gelir getirmemektedir.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Yüksek girdi maliyetleri nedeniyle kazanç elde edemeyen çiftçi üretimden vazgeçti. Kırsal nüfusu azaldı, 2010 yılında köy nüfusu %23,7 iken, 2017 yılında %7,5 oldu.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong>3.</strong>&nbsp;<strong>Buğdaya Yapılan Desteklerin Yetersiz Olması</strong></span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Sulu tarım alanlarında diğer tarım ürünlerinin karlılık oranının yüksek olmasından dolayı buğday, artık kıraç alanların ürünü ya da münavebe ürünü olarak görülmektedir. Bunun için buğdaya yapılan destekler bölgesel olarak yeterli yağış altında, sulu/ kurak farklılıkları dikkate alınarak arttırılmalıdır. Üretimde yağışa bağlı olarak görülen dalgalanmaları azaltmak için kuru tarımda uygulanması gereken yetiştirme tekniklerine önem verilmeli, sulama imkânlarını artırmak için yatırımlar hızlandırılmalıdır. Tarımsal desteklerin çiftçilerin üretime başlamadan önce verilmesini sağlayacak bir sistem geliştirilmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">&nbsp;<strong>4.</strong>&nbsp;<strong>İthalata Dayalı Tarım Politikaları Nedeniyle Gümrük Vergilerinin Sıfırlanması</strong></span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Resmi Gazete’nin 15 Ağustos 2018 tarihli sayısında yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile TMO’ya sıfır gümrük ile 750 bin ton buğday, 700 bin ton arpa, 700 bin ton mısır ve 100 bin ton pirinç ithalat yetkisi verildi. Aynı ürünler için, aynı miktar ve şartlarda 29 Temmuz 2017 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2017/10589 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile benzer yetki verilmişti.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">TUİK verilerine göre Türkiye 2016 yılında 20.6 milyon ton, 2017 yılında ise 21.5 milyon ton buğday üretti. Aynı yıllarda sırası ile 4.22 milyon ton ve 4.99 milyon ton buğday ithal etti. 2018 yılının ilk yarısında ise 2.9 milyon ton buğday ithalatı gerçekleştirildi.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">10.01 GTİP buğday grubunda yer alan ürünlerin bir kısmında gümrük vergisi zaten sıfır olarak uygulanıyordu. Karar ile gümrük vergisi %45 olan buğday çeşitlerinde de gümrük vergisi sıfır oldu.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">İthalat söylemleri özellikle ürün hasat sezonlarında piyasaları olumsuz yönde etkilemekte, ürün fiyatlarının düşmesine yol açmakta, çiftçi üretimden soğutmakta hatta üretimden vazgeçmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">&nbsp;<strong>5.</strong>&nbsp;<strong>Nadas Alanlarının Azaltılması</strong></span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Nadasa bırakılan alanların azaltılması için gerekli çalışmalar yapılmalıdır. Türkiye’de büyük kısmı İç Anadolu ve geçit bölgelerinde olmak üzere 4,5 milyon hektar civarında nadas alanı bulunmaktadır. Tarım potansiyelinin önündeki en büyük engel, bu potansiyelin kullanılamıyor olmasıdır.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">&nbsp;<strong>6.</strong>&nbsp;<strong>Lisanslı Depoculuğun Geliştirilmesi</strong></span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Lisanslı depoculuk faaliyetlerinden birçok üretici haberdar değildir ya da yanlış bilgiye sahibidir. Sistemin geliştirilmesi için öncelikli olarak, desteklemelerin yanında sahada tanıtım ve bilgilendirme faaliyetleri etkin olarak yapılmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">Buğdayda kalite parametrelerine göre alım ve buna bağlı depolama konusunda, hızlı analiz yöntem ve tekniklerinin geliştirilmesine yönelik araştırma ve çalışmalar yürütülmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px"><strong>7.Piyasa Düzenleyici Kurumların Aktif Olarak Görev Alması</strong></span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">TMO ve tarım ürünleri piyasasını düzenleyici diğer kurumlar üreticilerin çıkarlarını koruyacak, üretimin devamlılığını sağlayacak şekilde aktif hale getirilmeli, ürün pazarlaması, girdi temini ve işlenmesi konularında faaliyet gösteren kamu kurumları yeniden oluşturulmalıdır. Üreticilerin kooperatif örgütlenmesi teşvik edilmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-family:georgia,serif"><span style="font-size:16px">İthalatı değil üretimi hedefleyen, küçük ölçekli aile işletmelerini destekleyen, sürdürülebilir ve planlı bir tarımsal üretim politikası uygulanmalıdır.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Aug 2018 17:13:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/e988816ba37cfb224dcb506e32ddd698.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fındık Hasadı Ne Zaman Yapılmalı</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/findik-hasadi-ne-zaman-yapilmali-23776</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/findik-hasadi-ne-zaman-yapilmali-23776</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Ülkemiz ekonomisine yıllık 2-3 milyar dolar döviz girdisi sağlayan fındığın hasat zamanı yaklaşmaktadır. Fındıkta erken hasat ciddi ürün kayıplarına neden olmakta, başta aflatoksin olmak üzere ürünün kalitesini de bozan sonuçlar doğurmaktadır. Fındık çeşitlerinin hepsi aynı anda hasat olumuna gelmemektedir. Bu nedenle çeşitlerin ayrı ayrı ve hasat olumuna geldiğinde toplanması gerekir. Fakat bahçelerimizin karışık çeşitlerden kurulu olması, en azından bahçedeki hakim çeşidin olgunlaştığında hasadın yapılmasını zorunlu kılmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Fındıkta hasat olgunluğu kriterleri :</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Zurufların (yeşil kabuğun) iyice sararıp kızarmaları,</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Fındık danelerinin zuruf içerisinde oynamaya başlaması,</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Sert meyve kabuğunun ¾ oranında kızarması ve için kendine has sertlik ve tadını alması,</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Sağlam ve dolgun meyveleri taşıyan dalların sallandığı zaman meyvelerin ¾'ünün daldan dökülmesi,</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Kabuk kırıldığında iç fındığın zarının koyu krem rengine dönüşmesi,</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Laboratuar analizleriyle,&nbsp; kabuklu fındıkların nem oranlarının&nbsp;&nbsp;% 30'un altına düşmesidir. &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Hasat olgunluğuna gelmeden toplanan fındıklarda meydana gelen olumsuzluklar:</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Fındıklar, kurutulduktan sonra dıştaki sert meyve kabukları kendilerine has renklerini alamazlar ve donuk renkli olurlar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">İç tam olarak kabuğu doldurmaz, halk arasında bezik tabir edilen buruşuk iç oranı artar,&nbsp; bu ise randıman ve ürün miktarını düşürür. Fındık rekoltesi esas alındığında 1 randımanlık kayıp yaklaşık 3960 ton fındığın kaybı demektir. Bu kadar fındığın bu gün itibariyle değeri 39 milyon liradır. Her bir randıman kaybı bu değerin katlanarak artması demektir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Fındık çeşitleri kendine has sertlik, lezzet ve tada ulaşamaz. Tat yavanlaşır, meyve kalitesi düşer.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Bu fındıkların uzun süre muhafaza edilmesi güçleşir, kolayca bozulurlar, küflenme ve dolayısıyla aflatoksin oluşumuna neden olurlar. Erken hasat edilen fındıkların dokusu yeterince sertleşemeyeceği için depolama ömrü azalacak ve depeoda kolaylıkla bozulabilecektir. Yine erken hasat edilen fındıklarda aflatoksin oluşacağından bu aflatoksinli fındıkları tüketen insanların sağlığını tehlikeye atacaktır. İhraç edilen bu aflatoksinli fındıklar dış pazarlardan geri dönecektir. Bu ürünlerin geri dönmesiyle hem sanayicimiz hem de&nbsp; üreticilerimiz zarar göreceklerdir. Dolayısıyla tüm bu nedenlerden dolayı Ülkemiz ekonomisi zarara uğrayacaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Nem içeriği yüksek olup, kurumaları güçleşir ve beyazlatma oranları düşük olur. Erken toplanan fındıklarda iç zarın atma oranı düşeceğinden dolayı beyazlatma oranları düşmektedir. Bu da büyük oranda üründe ekonomik kayıplara yol açmaktadır.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Ayrıca hasat olgunluğuna gelip kendiliğinden yere düşen fındıklar, yerde fazla bekletilmeden toplanmalıdır. Mümkünse fındıklar, ot ve toprakla temasın önlenmesi için örtüler üzerine dökülerek toplanmalıdır. Bu fındıkların uzun süre yerde kalarak, toprakla temas etmeleri ve ot içerisinde bekletilmeleri kalite ve verim düşüklüğüne, aflatoksin oluşumuna neden olmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Fındık hasadına başlamadan önce fındık bahçelerinde genel bir temizlik yapılmalıdır. Bölgemizin yağışlı olması ve buna bağlı olarak da yabancı ot ve dikenlerin bol ve hızlı gelişme göstermesi fındık hasadını güçleştirmekte ve yere düşen fındıkların kaybolmasına neden olmaktadır. Bu nedenlerle hasada başlamadan en az 5-10 gün önce iyi bir bahçe temizliği yapılmalıdır. Bu temizlik el tırpanı, orak, kirinti gibi aletlerle yapıldığı gibi motorlu tırpanlarla da yapılabilmektedir. Motorlu tırpanlarla hem iş gücünden hem de zamandan tasarruf sağlandığı gibi daha iyi bir temizlik yapılabilmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Fındıkta en iyi hasat şekli; tam olgunluğa gelen fındıkların, dalları silkelemek suretiyle dökerek yerden toplanmasıdır. Bu şekilde hasat edilen fındıkların, randıman ve kalitesi yüksek olduğu gibi dallar ve sürgünler ile gelecek yılın mahsulünü oluşturacak olan tomurcuklar da zarar görmemektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">En fazla uygulanan hasat şekli; daldan elle toplamadır. Bu hasat şeklinde dikkat edilecek olan önemli hususlar; dalların birbirine sürtünmemesi, çotanakların dalla birleştiği yerden tek tek koparılması, gelecek yılın ürününü oluşturacak olan dal, dalcık ve tomurcukların zarar görmemesi için yolma tabir edilen sıyırma şeklinde toplama yapılmaması ve toplanan dalların dikkatlice yerine bırakılmasıdır. Ayrıca bahçedeki değişik fındık çeşitleri ayrı ayrı toplanmalı,&nbsp; birbirlerine karıştırılmamalıdır. &nbsp;Kaliteli ve bol ürün almak ve uzun yıllar bu verimin devamını sağlamak için, fındık hasadına açıklanan hasat tarihlerinde başlamak ve uygun hasat yöntemlerini uygulamak gerekmektedir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Jul 2018 09:36:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/7bbbb1f8c36e7a72e79bf16f9a1e750a.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kanadı Noktalı Sirke Sineği- Drosophila suzukii</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/kanadi-noktali-sirke-sinegi--drosophila-suzukii-23624</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/kanadi-noktali-sirke-sinegi--drosophila-suzukii-23624</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Kanadı Noktalı Sirke Sineği- Drosophila suzukii</strong></span></span><br />
&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Kanadı noktalı sirke sineği&nbsp;<em>(Drosophila suzukii)</em>&nbsp;güneydoğu asyaya özgü bir tür olup,&nbsp;zararlı ile ilgili ilk kayıt 1980 yılında ABD’nin Hawaii adasından yapılmış, son yıllarda Avrupada birçok ülkede tespit edilmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Konukçuları:&nbsp;</strong>Kiraz, kayısı, erik, şeftali, nektarin, armut, Trabzon hurması, kivi, incir, çilek, üzüm, elma, armut ve yaban mersini</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Biyolojisi:&nbsp;</strong>Ergin olarak korunaklı yerlerde kışlamakta ancak, uygun koşullarda bütün yıl boyunca aktif olabililen zararlı, uygun koşullarda yılda 7-15 döl verebilen bu zararlının hayat çemberi 10 gün sürmektedir. Dişi hayatı boyunca 600 kadar yumurta bırakabilmektedir İlkbaharda aktif olduğunda çiftleşerek olgunlaşmış meyvelere yumurta bırakmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Morfolojisi :</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Yumurtaları&nbsp;küçüktür, yarı saydam ve parlaktır yumurta&nbsp;ve larvaları meyvenin içinde bulunduğundan meyve üzerinde görmek mümkün değildir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Larva, 3.5 mm’ye kadar uzunlukta olabilir, beyaz renkli silindirik vücutludur ve pupa oluncaya kadar 3 larva dönemi geçirir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><img alt="" src="/images/haberici/Drosophila%20suzukii%20larva.jpg" style="height:250px; width:332px" /></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Pupa, 2-3 mm uzunluğunda kırmızımsı kahverenklidir. Pupa meyve içinde veya toprakta bulunmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong><img alt="" src="/images/haberici/Drosophila%20suzukii%20pupa.jpg" style="height:250px; width:332px" /></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Ergin, dişileri (3.2-3.4) mm, erkekleri (2.6-2.8 mm) uzunluğundadır. Toraksı soluk kahverenkli ve abdomende yatay siyah çizgiler bulunur. Gözleri parlak kırmızı renklidir. Erkeklerin kanatlarında noktaları vardır. Dişlerin kanatlarında nokta yoktur bu yüzden diğer sirke sinekleri ile karıştırılabilir</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><img alt="" src="/images/haberici/Drosophila%20suzukii%20erkek%20sinek.jpg" style="height:250px; width:332px" />&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<img alt="" src="/images/haberici/Drosophila%20suzukii%20di%C5%9Fi%20sinek.jpg" style="height:250px; width:332px" /></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Erkek Sinek&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Dişi Sinek</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">D. suzukii’nin bulaşık meyvelerle pasif olarak yılda 1400 km yayılabilme kabiliyetinde olduğunu belirtmektedir Uzak mesafelere yayılma bulaşık meyveler yolu ile olmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Ekonomik Zararı:&nbsp;</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Yumurtalar hasattan önce olgunlaşmış meyve içine bırakılır. Yumurtadan çıkan larva meyve içinde beslenerek meyvenin yumuşamasına ve pazar değerinin düşmesine neden olur. Aşırı olgun, dökülmüş, bozulmuş meyveler önemli bir risk teşkil etmektedir. Tarla veya bahçe içinde kalan meyveler yumurta bırakmasına ve larvanın beslenmesine imkan sağlayarak besin kaynağı oluşturmaktadır. Amerika Birleşik Devletlerinde zararlının konukçusu olan bitki türlerinde bu zararlıdan dolayı meydana gelen ürün kaybının %20 olduğu&nbsp; Avrupa ülkeleri için verim kayıpları Fransa’da % 80, İspanya’da % 100, İtalya’da ise % 30-40 arasında olduğu bildirilmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Mücadelesi :</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Kültürel Önlemler :&nbsp;</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">D. suzukii’nin larvaları ve pupası meyve içinde bulunabilmektedir. Zararlının erginlerinin tespiti için cezbedici olarak sirke içeren tuzaklar kullanılmaktadır. Bunun için sürvey çalışmalarına meyveler olgunlaşmaya ya da tatlanmaya başlamadan en az bir ay önce başlanır ve hasat sonuna kadar izlemeye devam edilir. Bu türün erginlerini cezbetmek için cezbedici olarak içinde %5 elma sirkesi ve üzerinde 3 mm’den büyük olmayan 8-10 adet delik bulunan tuzaklar her bahçeye 2 adet asılarak haftada bir kontrol edilir. Tuzak asma zamanı ve yerlerinin belirlenmesinde konukçu bitkinin olgunlaşma dönemi dikkate alınır. Hava sıcaklığı 10◦C üzerinde olduğu ve/veya meyvelerin şekli belirginleştiğinde her bahçeye 2 tuzak yerleştirilir. Tuzakların birisi arazinin kenarına diğeri ise bahçenin orta noktasına gelecek şekilde yerleştirilir. Tuzakta gözleri kırmızı ve kanatlarında noktalar olan kahverengi bir sinek aranır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Kimyasal Mücadelesi:&nbsp;</span></span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Zararlının kimysal mücadelesi için Amerika ve Avrupa' da&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Fenpropathrin,Spinetoram,&nbsp;Malathion,&nbsp;Zeta-cypermethrin,&nbsp;Spinosad,&nbsp;Lambda-cyhalothrin etken maddeli ilaçlar kullanılmaktadır. Ülkemizde ise hjasat dönemi ve kalıntı durumu göz önüne alınarak hangi etken maddeli ilacın kullanılacağı konunun uzmanları olan teknik personellere danışılmalıdır.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 14 Jul 2018 16:12:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/689ac361155edb2c7bb83291655b5d21.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Anaç Koyun Keçi Destekleme Müracaatı Nasıl Yapılır</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/anac-koyun-keci-destekleme-muracaati-nasil-yapilir-23521</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/anac-koyun-keci-destekleme-muracaati-nasil-yapilir-23521</guid>
                <description><![CDATA[Anaç Koyun Keçi Desteklemeleri kapsamında koyun keçi yetiştiricilerinin Koyun Keçi Kayıt Sistemine başvurarak kayıt yaptırmaları gerekiyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Anaç Koyun Keçi Desteklemeleri kapsamında koyun keçi yetiştiricilerinin Koyun Keçi Kayıt Sistemine başvurarak kayıt yaptırmaları gerekiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Destekleme ödemelerinden yararlanmak isteyen yetiştiricilerin Anaç Koyun Keçi Desteklemesi işlemleri önceki yıllardan farklı olarak 1 Eylül 2018 – 2 Kasım 2018 tarihleri arasında; birlik üyesi yetiştiriciler üyesi olduğu İl Birliği'ne sadece adres ve kimlik bilgilerini içeren dilekçe ile müracaat ederler. (Başvuru sayısı ve hayvan aktarımı olmayacak.)</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">İl Birlikleri 6 Aralık 2018 tarihine kadar Koyun Keçi Bilgi Sistemi'ne destekleme müracaatında bulunan üyelerin kayıtlarını yaparak başvuru listelerini Koyun Keçi Bilgi Sistemi'nden alarak İl/İlçe Müdürlüklerine iletir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Destekleme takviminde yapılacak müracaat, tüm askı, itiraz ve kesin icmal işlemleri 2 Kasım 2018 tarihli yedeğe alınmış bilgi ve veriler esas alınarak yapılacaktır. 2 Kasım 2018 tarihinden sonra yapılacak Çalışma Takvimi aşağıda belirtilmiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">1. İcmal-1 (askı listesi) (10 gün)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; : 18.02.2019-27.02.2019</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">2. İtirazların Değerlendirilmesi (5 iş günü)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; : 28.02.2019-06.03.2019</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">3. İcmal-2'nin İl Müdürlüklerine Gönderilmesi (5 iş günü)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; : 07.03.2019-13.03.2019</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">4. İcmal-3'ün HAYGEM'e Gönderilmesi (5 iş günü)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; : 14.03.2019-20.03.2019</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 08 Jul 2018 17:05:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/285994dbd9d4413890805548459ca7e0.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bağ Üreticilerinin Dikkatine…</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/bag-ureticilerinin-dikkatine-23280</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/bag-ureticilerinin-dikkatine-23280</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Üreticilerimizin bahar aylarında görülen mevsimsel koşullara bağlı olarak Bağ alanlarında Külleme hastalığı riskine karşı dikkatli olmalılardır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Kimyasal Mücadelede kullanılan Bitki koruma Ürünlerinin yağışlar ile yıkanma olasılığı nedeni ile uygulamaların gerekli görülen yerlerde tekrarı zorunluluğu oluşmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>&nbsp;</strong></span></span><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Külleme (<em>Uncinula necator)</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Asmanın tüm yeşil aksamında (yaprak, sap, sürgün, salkım) görülür. Havalanmayan gölge ve yarı ışıklı yerlerde daha hızlı gelişir. Çubuklarda siyaha yakın koyu kahverengi lekeler oluşur, kışın bu lekeler kırmızımsı kahverengine dönüşür. Salkımda hastalığa erken yakalanan taneler küçük kalır. Olgunlaşma öncesi hastalığa yakalanan irileşmiş taneler sap doğrultusunda çatlar ve çekirdek görülür.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Mücadelesi</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Kültürel önlemler</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Vejetasyon devresinde, asmanın iç kısımlarına kadar iyi bir hava sirkülasyonu ve güneşlenme sağlanmalıdır. Külleme belirtileri gösteren çubuklar kış budamasında kesilerek, çubuk ve tomurcuklarda kışlayan misel potansiyeli düşürülmelidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Kimyasal mücadele</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">1. ilaçlama: Çiçekten önce sürgünler 25-30 cm. boya ulaşınca;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">2. ilaçlama: Çiçek taç yaprakları dökülüp, koruklar saçma tanesi iriliğini alınca,</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">3.ve diğer ilaçlamalar: 2. ilaçlamadan sonra kullanılan ilacın etki süresi dikkate alınarak yapılır ve tanelere ben düştüğünde ilaçlamalara son verilir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 21 Jun 2018 11:04:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/400d90b265877233d72e29be2f6b67b7.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hububat Tarlalarında Süne Parazitoit Mücadelesi</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/hububat-tarlalarinda-sune-parazitoit-mucadelesi-23018</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/hububat-tarlalarinda-sune-parazitoit-mucadelesi-23018</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">&nbsp;İlkbaharda hububat tarlalarına göç eden kışlamış süneler, henüz kardeşlenme döneminde olan hububat saplarını emerek sararmalarına ve kurumalarına neden olur. Bu zarar şekline "<strong>Kurtboğazı</strong>" denilmektedir. Bitkiler geliştikçe bitkilerin yukarı kısmında, başaklar henüz yaprak kılıfı içindeyken beslenerek başakların beyazımsı bir renk almasına, kurumasına ve dolayısı ile başakların dane bağlamasına engel olurlar.&nbsp;&nbsp;Sünenin bu şekildeki zararına " <strong>akbaşak</strong>" adı verilmektedir.&nbsp;&nbsp;Yumurtalardan çıkan süne yavruları danenin süt ve sarı olum dönemindeki buğdayla beslenir. Bu beslenme sonucu danenin özü bozulur. Bu buğdaydan ekmek ve makarna yapılmaz.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Kimyasal mücadele</strong>&nbsp;yerine kullanılabilecek çevre ve insan sağlığı açısından riskleri en aza indirilmiş yöntemleri geliştirmek tarımsal araştırmanın görevlerinden birisi olarak değerlendirilmektedir. Bu alanda kullanılabilecek yöntemler içerisinde "<strong>Biyolojik Mücadele</strong>" önemli bir yer tutmaktadır. Biyolojik Mücadele; zararlı, hastalık ve yabancı otların başka canlılar yardımıyla ekonomik zarar seviyesinin altında tutulmasıdır. Yani doğada zararlı olan canlıları tamamen yok etmeden, doğal dengeyi koruyucu, onarıcı ve destekleyici önlemler almak, bir başka deyişle doğada zararlı ve faydalı organizmalar arasındaki dengenin korunmasıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Faydalılar, doğada zararlılar ile belli bir denge içerisinde yaşamaktadır. İnsanoğlunun doğaya müdahalesi sonucu bu denge faydalılar aleyhine bozulmuştur. Kural olarak her canlının en az bir zararlısı vardır ve biz bu zararlıyı kullanarak bir denge oluşturabiliriz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Biyolojik Mücadelenin Avantajları</strong></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">İnsan ve çevre sağlığına olumsuz etkisi yoktur.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Doğal düşmanları korur.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Potansiyel zararlıları baskı altında tutar</span></span></li>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Uygulamada kullanılacak etmenlerin çoğu doğada vardır.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Mücadele maliyeti ucuzdur.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Mücadele doğal denge bozulmadığı sürece kendi halinde gelişir.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Dayanıklılık problemi yaratmaz.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Doğal düşmanlar etkili oldukları zararlıyı kendiliğinden bulur ve onları baskı altına alırlar.</span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Biyolojik mücadele laboratuvarında yapılan çalışmalar kısaca şöyledir</strong>.</span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Kültüre Alma</strong>: Araziden tek tek toplanan ergin süneler üretim kaplarına sapa kalkmış buğday konarak beslenmeleri ve yumurta bırakmaları sağlanmaktadır. İki günde bir yumurtaları toplanmakta ve besi değiştirilmektedir.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Embrio Öldürme</strong>: Üretim kaplarında buğday yaprağına ve kağıt peçetelere bırakılan yumurtalar petri kaplarına konularak embrioları öldürülmek üzere -21 C deki derin dondurucuya konmaktadır.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">K<strong>artonlara yapıştırma</strong>: Embriosu öldürülen yumurtalar kartonlara dörtlü paketler halinde yapıştırılmaktadır.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Yumurta Parazitleme</strong>: Kartonlara yapıştırılmış yumurtalar cam tüplere konmakta ve 2-3 dişi 1 erkek parazitoit ( Trissolcus semistriatus ) bırakılmaktadır.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Kutulama:&nbsp;</strong>İnkubatörde 6-8 günde parazitlenen yumurtalar cam tüplerden çıkarılarak salım kutularına konmakta ve doğya salınmaktadır.</span></span></li>
</ul>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 18 May 2018 21:36:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/43213aecad514dcfc0e7a2129bf541f9.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fındık Kurdu Mücadelesi</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/findik-kurdu-mucadelesi-23014</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/findik-kurdu-mucadelesi-23014</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Fındık bahçelerinde ana zararlısı konumunda olan ve Ekonomik zarar seviyesinin üzerinde zarar yapma kabiliyeti olan Fındık Kurdu zararlısı; Fındıkta beslenme ve yumurta bırakma yoluyla meyvelerde zarar meydana getirmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Fındık Kurduna karşı mücadele yöntemlerinden birisi <strong><u>Kültürel Mücadeledir</u></strong>. Bahçe toprağının çapalanması böcek yoğunluğunun azalması üzerine önemli bir etkendir. Ancak bu işlemi yaparken Fındık bitkisinin köklerine zarar vermeyecek şekilde yapılması gerekir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Fındık Kurdu mücadelesinde <strong><u>Kimyasal Mücadele</u></strong> meyvelerin zararlıdan korunması amacına dayanır. Bunun için ergin böceklerin ekonomik zarar yapmaya başladıkları dönemde bahçeleri ilaçlı tutmak gerekir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Fındık Kurdu fındık üretilen bölgelerde yaygın olmakla birlikte, Fındık üretimi yapılan alanların yarısında mücadeleyi gerektirecek yoğunluk bulunmamakta üreticilerimiz gereksiz ilaçlama yapmaktadırlar</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Kimyasal Mücadele yapılacak bahçelerde mutlak surette bir ön sayım yapılmalıdır. Bu amaçla 1-10 da büyüklüğündeki bahçelerde 10 ocak, 11-30 da büyüklüğündeki bahçelerde 20 ocak, 30 da’dan büyük bahçelerden 30 ocak 3x3,5m büyüklüğündeki beyaz bir bez örtüye sabahın erken saatlerinde silkeleme yapılarak ergin sayımı yapılır. Sayım sonunda <strong>10 ocakta 2’den</strong> fazla ergin böcek düşerse Kimyasal Mücadele gereklidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">İlaçlama bahçedeki <strong>hâkim çeşitlerin</strong> yarıdan fazlasının <strong>mercimek iriliğine</strong> yaklaşınca (3-4mm) yapılmadır. Ergin çıkışının tamamlanmak üzere olduğu bu dönem bölgemizde sahil ve orta kuşakta 15-25 Mayıs 2018 tarihleri arasında, yüksek kesimlerde ise bu tarih 18-28 Mayıs 2018 tarihleri arası olmakla birlikte yapılacak kimyasal mücadeleler en fazla 10 gün içerisinde bitirilmelidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Ayrıca bölgemizde son 2-3 yıldan bu yana Fındıkta önemli verim ve kalite üzerine önemli kayıplara neden olan <strong>Fındıkta</strong> <strong>Külleme Hastalığına</strong> karşıda Fındık Kurdu mücadelesi ilaçlarıyla birlikte bakanlıkça ruhsatlandırılmış uygun bir bitki koruma ürünü ile ilaçlama yapılması hem Fındık Kurdu zararlısını, hem de Külleme hastalığını baskı altına alınacaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">İlaçlamada dekara (ortalama 40-50 ocağa) verilen doz atomizörle 14-17 lt su, pülverizatörle 30-40 lt su ile karıştırılarak atılmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">İlaçlamaya başlamadan önce arıcıların kolonileri etkilenmemesi amacıyla arılarını ilaçlama sahaları dışına çıkarmaları fırsat vermek amacıyla 7 gün önceden Kimyasal Mücadele yapılacak alandaki <strong>arı üreticilerine</strong> bilgi verilmek zorundadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">İnsan ve hayvan sağlığı bakımından ilaçlama bitiminden 21 gün sonrasına kadar ilaçlı bahçelerde hayvan otlatılmamalı ve meyve yenmemelidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Kullanılacak Bitki Koruma Ürünleri İl de İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü, İlçe de ise İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlükleri ile diğer kurum ve kuruluşlarda görevli Reçete yazmaya yetkili kişilerce yazılacak <strong>REÇETE </strong>karşılığında Bitki Koruma Ürünleri Satış Bayisinden alınarak Bitki Koruma Ürünleri Uygulama Yetki Belgesi sahibi kişiler tarafından atılmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Daha geniş bilgi almak isteyen üreticilerimiz İl ve İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerimize müracaat edebilirler.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 18 May 2018 20:15:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/395f49ad62e04694cd1db70d9dabe745.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fındıkta Kahverengi Koşnil Zararlısı</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/findikta-kahverengi-kosnil-zararlisi-22895</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/findikta-kahverengi-kosnil-zararlisi-22895</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Fındıkta kahverengi koşnil zararlısı 3-7 mm uzunluğunda, 2-4 mm genişliğinde, 1,3-5 mm yüksekliğinde kestane renkli, yumuşak ve kubbe şeklinde kabuğu olan bir böcektir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Fındık bahçelerinde kahverengi koşnilin larva ve erginleri yaprak ve sürgünlerde emgi yaparak beslenir. Ayrıca tatlı madde ile fumajin oluşumuna da neden olurlar. Böylece bitkilerin zayıflamasına, verimin düşmesine ve hatta kurumasına da sebep olurlar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Bulaşık olduğu bilinen bahçelerde genel bir inceleme yaparak bulaşmanın dağılışı ve yoğunluk üzerine bir gözlem yapılmalıdır. Bulaşık bahçelerde 10 ocak işaretlenir. Her ocaktan 3’er bulaşık sürgün (1-3 yaşlı) alınarak üzerindeki canlı koşniller sayılır. Sürgün başına ortalama 5 canlı koşnil varsa ilaçlamaya karar verilir. Bulaşmanın az ve sınırlı olması durumunda bulaşık sürgünler kesilip bahçeden uzaklaştırılmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Bu dönem kahverengi koşnil zararlısı için ilaçlı mücadele dönemi değildir.</strong> İlaçlı mücadele zararlının hareketli ve birinci dönmelerinden oluşan genç larvalarına karşı yapılır.Yani yumurtaların açılımının tamamlanmasına yakın <strong>Haziran sonlarında</strong> (ilk açılmadan yaklaşık bir ay sonra)&nbsp; ilaçlama yapılabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Üreticilerimiz ilaçlı mücadeleye karar vermeden önce mutlaka bahçelerinde bu zararlıyı yüzde yüz kontrol altına alan <em>Verticillium lecani ve Cordiceps clavulatus</em> mantarlarının varlığını tespit etmeleri gerekmektedir. Bu mantarlar kahverengi koşnil zararlısının erginlerini parazitleyerek (beyaz bir tabaka oluşturarak) zarar yapmasının önlemektedir.Bu durum oluştuğunda kesinlikle ilaçlı mücadele yapılmamalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi almak isteyen üreticilerimiz;&nbsp;İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğümüze ve&nbsp;İlçe&nbsp;Müdürlüklerine müracaat edebilirler.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 07 May 2018 20:25:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/4612a72cd7879b61894f6cfe1017cd6b.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Arı Otu Yetiştiriciliği</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/ari-otu-yetistiriciligi-22889</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/ari-otu-yetistiriciligi-22889</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Çok kaliteli bir bal bitkisi olan arı otu, iyi bir mera bitkisi olmasının yanında, yeşil gübre bitkisi ve tıbbi bitki olarak da yetiştirilmektedir. Hydrophillaceae familyasına ait Kaliforniya orijinli tek yıllık bir bitkidir. 1832 yılında Avrupa'ya getirilen arı otu Almanya ve İngiltere başta olmak üzere birçok Doğu Avrupa ülkelerinde yeşil ve kuru ot bitkisi, erozyonu önleyici örtü bitkisi ve süs bitkisi olarak kullanımı yanında, elverişli bir nektar ve polen kaynağı olarak da arı yetiştiricileri tarafından geniş bir şekilde ekimi yapılmaktadır. Ayrıca silaj üretimine çok uygun bir bitki olması nedeniyle süt verimi artışına katkıda bulunmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Ülkemizde ise&nbsp;arı otu, arılar için yarayışlı olduğundan arı merası olarak kullanımı daha yaygın olmaktadır. Arı otu, nektar ve polen kaynağı açısından dünyanın en üstün 20 bal bitkisi arasında yer almakta; pek çok ülkede bal arılarının yararlanması için özellikle arılıkların önüne ekimi yapılmaktadır. Erken ekimlerde maksimum çiçeklenme 6000 adet/m2 ye ulaşırken Ekim sonu ve Kasım aylarındaki ekimlerde en üst nokta 9000 adet/m2 olmuştur. Çiçeklenmenin yöremizde mayıs ayında gerçekleşmesi sebebiyle, bal arısı kolonilerinde kuluçka faaliyetinin başladığı ve bal arılarının nektar bulmakta güçlük çektiği bu dönemlerde, koloniler için önemli bir nektar kaynağı olabilecek konumdadır. Ayrıca ilimizde yaygın olarak tarımı yapılan mısır yetiştiriciliğinde mayıs ayında kullanılan tarım ilaçlarının arılara verdiği zarar düşünülürse, arı otu yetiştiriciliğinin yaygınlaştırılması ile arılar mısırdan uzak tutulmuş ve korunmuş olacaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Arı otu, dik olarak gelişen, 60–100 cm kadar boylanan bir bitki olup sapın üzeri dikenimsi tüylerle kaplıdır. Yapraklar sap üzerinde almaşıklı olarak dizilmişlerdir. Çiçek salkımları, sapın daha çok üst boğumlarından çıkmaktadır. Bir çiçek salkımında çiçeklenme, salkımın alt kısmından başlamakta ve yaklaşık bir hafta sürmektedir. Çiçeklenme süresi, bir bitki için yaklaşık 1 ay, bir tarla için ise 1,5-2 aydır. &nbsp;Arı otunda çiçekler genellikle açık mor renklidir. Bir arı otu çiçeği günde iklim ve gübreleme başta olmak üzere çeşitli çevresel koşullar altında 0.80-1.62 mg nektar salgılamaktadır. &nbsp;Bununla birlikte arı otu ekimi, çiçeklenme süresini artırmak amacıyla bir kaç defada 2-3 hafta aralıklarla yapmak mümkündür. Böylelikle farklı zamanlarda çiçeklenmeye gelen bir tarla elde edilerek çiçeklenme periyodu uzatılabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Arı otunun tohumları küçük olduğu için tekstür ve drenaja dikkat edilmelidir. Ekimle birlikte, yanmış çiftlik gübresi veya toprak tahlili sonrası hesaplanarak Ekimde 5 kg saf azot (N) ve 5 kg fosfor (P2O5)i verimi artıracaktır. Sıraya ekimde, sıra arası 20-30 cm arasındadır.&nbsp;Dekara atılacak tohum 1–1,5 kg olup 1-2 cm derinliğe bırakılmalıdır.&nbsp;Elle serpme de daha fazla tohum kullanılır. Toprak seçiciliği yoktur, her tür toprakta yetiştirilir. Akdeniz sahil kuşağında rakımı 500 metreye kadar olan yerlerde sonbaharda eylül-kasım ayları arasında ekilmektedir.&nbsp; Ülkemizde yapılan arıotu yetiştiriciliğinde herhangi bir hastalık ve zararlıya karşı ilaçlama yapılmasına gereksinim yoktur.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 06 May 2018 21:57:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/e0ba03da3aed207158a6d00886a7983a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fındık Kozalak Akarı İle Mücadele</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/findik-kozalak-akari-ile-mucadele-22867</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/findik-kozalak-akari-ile-mucadele-22867</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Özel bir fındık zararlısı olan Fındık Kozalak Akarı gözle görülemeyecek kadar küçük bir akardır.&nbsp;Karadeniz Bölgesi'nde yaygın olarak bulunmaktadır ve bütün fındık çeşitleri üzerinde beslenmektedirler. Tombul fındık gibi hassas çeşitlerde&nbsp;&nbsp;% 70'e varan zararlara neden olmaktadır.&nbsp;Bu zararlıya karşı en iyi mücadele şekli mekanik mücadele yani yapraksız dönemde kozalakların toplanıp bahçeye bırakılması şeklinde yapılan mücadele yöntemidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Fındık Kozalak Akarı Fındık Kurdu kadar zararlı olmasına rağmen, bir sonraki yılın ürününde kayba neden olduğu için bu zarar üretici tarafından fark edilmemekte ve mücadelesine gereken önem verilmemektedir. Oysa her bir kozalak kaybedilmiş bir çotanak olabileceği gibi sebep olduğu uç kurusu da ayrı bir kayıptır.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">En uygun kimyasal mücadele zamanı kozalakların açılıp içinden çıkan zararlının yeni tomurcuklara girmeye başladığı, uç sürgünlerin 4-4,5 yapraklı olduğu Nisan sonu Mayıs başındaki bir haftalık süredir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Bu dönemde Kükürt etkili maddeli Bitki Koruma Ürünüyle Fındıkta Külleme Hastalığına karşı ilaçlı mücadele yapan üreticilerimizin Fındık Kozalak Akarı Zararlısına karşı ayrıca mücadele yapmasına gerek yoktur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Kullanılacak Bitki Koruma Ürünleri İl Müdürlüğümüz tarafından yetkilendirilmiş olan&nbsp; Bitki Koruma Ürünleri Satış Bayisinden alınarak Bitki Koruma Ürünleri Uygulama Belgesine sahip kişiler tarafından uygulanmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Üreticilerimiz daha geniş bilgi almak için İl'de İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürlüğüne, İlçe'de ise İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerine müracaat edebilirler.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 03 May 2018 22:53:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/1939dce06d407b7b82a7447abfd8c1c9.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hububat Üreticilerimizin Dikkatine</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/hububat-ureticilerimizin-dikkatine-22829</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/hububat-ureticilerimizin-dikkatine-22829</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Hububatta ciddi zararlar meydana getiren, hem verimde hem de kalitede %12-%75 arasında değişen ürün kayıplarına neden olan ; Septorya (Yaprak Çizgi Hastalığı) , Pas ve&nbsp; Külleme Hastalıkları meteorolojik şartların uygun gitmesi ile ortaya çıkmakta, İlkbaharda % 90 nem ve 15-20 °C sıcaklık hastalığın gelişimi için uygunluk oluşturmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Çiftçilerimiz öncelikle kültürel önlem olarak sık ekim yapmamalıdır. Hastalıklara hassas çeşit ekmemelidirler. Yabancı ot mücadelesi zamanında yapılmalı ve tarlaya normalin üzerinde azotlu gübre verilmemelidir. Üreticilerimizin ürün kayıplarını önlemek için, zaman geçirmeden gerekli kontrolleri yaparak hastalık riski görülen alanlarda, (125gPropiconazole + 100Azoxystrobin + 30gCyproconazole etki maddeli veya &nbsp;<a href="https://bku.tarim.gov.tr/AktifMadde/Details/774" target="_blank"><strong>250 g/l Fenpropimorph + 84 g/l Epoxiconazole</strong></a>&nbsp;) etki maddeli ilaçlarla hastalıklarla mücadele etmeleri gerekmektedir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 28 Apr 2018 22:43:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/a732cc0913d037eb12574c47f3604091.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Buğdayda Sarı Pas Hastalığına Dikkat!</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/bugdayda-sari-pas-hastaligina-dikkat-22765</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/bugdayda-sari-pas-hastaligina-dikkat-22765</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Kuruya ekim yapılan kışlık buğday ekim alanlarında&nbsp;<strong>Buğdayda Sarı Pas (</strong><strong><em>Puccinia striiformis</em>) </strong>hastalık belirtisi <strong>en erken görülen pas</strong>&nbsp;türüdür. (<strong>Çizgi Pası</strong>)&nbsp;Buğday tarlalarında ilkbaharda 10-15 °C hava sıcaklığı ve yüksek nem hastalık için uygun şartları oluşturur.&nbsp;<strong>Yaprakların üst yüzeyinde makina dikişi şeklinde ve sarı renkte püstüller görülür.</strong>&nbsp;Bu püstüllerden etmenin çevreye dağılımı rüzgarla olur.&nbsp;Hastalığın şiddetli olduğu yıllarda sporlar; başakların kavuz ve kılçıkları üzerinde de görülebilir. Etmen yazı canlı kalabilen yabani buğdaygillerde kışı ise güzlük ekilen buğdaylarda üredospor biçiminde geçirir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Mücadelesinde;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Kültürel tedbir olarak önce; sık ekim yapılmamalıdır</strong>.(Buğday tarımında iyi hazırlanmış alana mibzerle ile ekim tercih edilmelidir.)</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Yabancı ot mücadelesi zamanında yapılmalı</strong>dır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Fazla azotlu gübre verilmemeli</strong>, (Bitki besleme toprak analizi sonucuna göre yapılmalıdır)</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Pasa dayanıklı&nbsp;</strong>buğday çeşitleri ile üretim yapılmalı, ara konukçu bitkiler imha edilmelidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Kimyasal mücadelesinde</strong>&nbsp;ise buğdayda alt yapraklarda ilk belirtiler görüldüğünde ve hava şartları uygun olduğunda (%90 orantılı nem ve 15-20 ºC sıcaklıkta) hastalığa karşı ruhsatlı Bitki koruma Ürünlerinin reçete ettirilerek uygun hava şartlarında uygulama yapılması gerekmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Üreticilerimizin hasada bir ay kala bitki olgunlaşma dönemine girdiğinden ilaçlama yapmaması gerekmektedir.</strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 21 Apr 2018 21:42:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/d3d51d59cdbb5b9dbe35530d90099167.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fındık Bakteriyel Yanıklık Hastalığına Karşı Alınacak Önlemler</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/findik-bakteriyel-yaniklik-hastaligina-karsi-alinacak-onlemler-22717</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/findik-bakteriyel-yaniklik-hastaligina-karsi-alinacak-onlemler-22717</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Üreticilerden gelen yoğun şikâyetler ve Giresun İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü&nbsp;teknik elemanlarının yapmış olduğu saha çalışmalarında bölgemizde fındık bahçelerinde yer yer kurumalar görülmüş olup, &nbsp;bu arazlar incelendiğinde <strong>‘Fındık Bakteriyel Yanıklık Hastalığı’</strong> olduğu tespit edildi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Hastalık etmeni bir bakteri olup, bulaşık üretim materyali ile bir bölgeden diğerine taşınabilmektedir. Bitkiden bitkiye yağmur, rüzgar ve budama aletleri ile yayılır. Hastalık tomurcuklarda ölüme, yapraklarda ve zuruflarda lekelere, sürgün, dal ve gövdede kanserlere sebep olmaktadır. Yapraklarda yuvarlak veya çok köşeli, çapları genellikle 1-2 mm olan lekeler oluşur. Yeni oluşan lekeler başlangıçta donuk, sarımsı yeşil renkte olup, zamanla kırmızımsı kahverengine dönüşebilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Sürgünler ve dallarda boyuna çatlaklarla beraber kanserler oluşabilir. Sürgünler incelendiğinde; kabuğun hafifçe çökük ve kırmızımsı mor bir renkte olduğu ve bu bölgelerdeki kabuk kaldırıldığında, altındaki dokunun kırmızımsı kahverengi bir renk aldığı görülebilir. Yapraklar bu dallar üzerinde kıvrılarak kurur ve asılı kalır. Eğer kanserler genç ağaçlarda gövdeyi kuşatırsa, ağaçların ölümüne sebep olabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Hastalık etmeni zuruflar üzerinde koyu kahverengi veya siyah renkte küçük lekeler oluşturur. Meyve kabuğu üzerinde oluşturduğu lekeler ise yüzeysel, yuvarlak ve kahverengidir. Hastalığa etkili kimyasal bir madde bulunmamakta olup, fındık bahçelerinde aşağıda belirtilen kültürel önlemlerin alınması gerekmektedir:</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">-Taban suyu yüksek ve su tutan toprakların bulunduğu yerlerde bahçe tesis edilmemelidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">-Gübreleme ve zamanında ve tekniğine uygun yapılmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">-Bahçe tesis edilirken sağlıklı fidanlar seçilmeli ve sonbaharda dikim yapılmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>-Hastalıklı sürgünler ve dallar enfekteli kısmın altından sağlam dokudan kesilerek bahçeden uzaklaştırılmalı ve bunlar yakılarak imha edilmeli, </strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>-Budamada kullanılan aletler bir ocaktan diğerine geçerken % 10'luk çamaşır suyuna daldırılarak dezenfekte edilmelidir.</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi almak isteyen üreticilerin; Giresun İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğüne ve&nbsp;İlçe&nbsp;Müdürlüklerine müracaat edebilirler.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Apr 2018 15:18:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/1bb38a0bdfa759ad2d77682b88d10fd8.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fındık Bahçelerinde Yabancı Ot Mücadelesi</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/findik-bahcelerinde-yabanci-ot-mucadelesi-22527</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/findik-bahcelerinde-yabanci-ot-mucadelesi-22527</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Tarımsal üretime zarar veren ve önemli ürün kayıplarına sebep olan hastalık, zararlı ve yabancı otlarla mücadele uygun zamanda, uygun dozda ve uygun tarım makine-ekipmanlarıyla uygulandığında olumlu sonuçlar vermekte, bitkisel hastalık, zararlı ve yabancı otlar kontrol altına alınabilmektedir. Aksi halde uygun mücadele metodu kullanılmadığında bitkiler, canlılar ve çevre üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Fındık bahçelerindeki yabancı otlar (ısırgan,eğrelti otları,böğürtlen vb.) fındık bitkisinin ihtiyacı olan besin maddelerine ortak olarak, fındığın hem vejatatif olarak gelişimine hem de verimine olumsuz etki göstermektedir. Genelde tek yıllık bitkiler oldukları için topraktaki besin maddelerini daha kolay bünyelerine alabilmektedir. Bu rekabeti ortadan kaldırmak ve topraktaki besin maddelerinin fındık tarafından alınmasını sağlamak amacıyla yabancı otlarla mutlaka mücadele yapmak gerekmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Öncelikle kültürel ve mekanik mücadele yöntemleri tercih edilmelidir. İstenilmeyen yabancı otlar; tohum oluşumundan önceki dönemlerde sökülerek veya biçilerek yok edilmelidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Giresun yöremizin arazi şartları, topoğrafyası ve toprak özellikleri değerlendirildiğinde yabancı otlara karşı kullanılan total herbisit (ısırgan ilacı) kullanımı hassasiyet gerektirmektedir. Özellikle eğimli ve toprak derinliği az olan yüzey alanlarında herbisit kullanımı; yağan yağmurlarla birlikte yüzey akışına sebep olmakta, erozyona maruz kalarak verimli toprak tabakasının akarak yok olmasına neden olmaktadır. Ayrıca fındık için özellikle kurak aylarda toprak neminin azalmasına, su kaybının artmasına, bahçedeki otlar üzerinde yaşayan doğa için faydalı böceklerin yaşam alanlarının yok edilerek, ölümlerine sebep olmaktadır.Su kaynaklarına yakın alanlarda kullanılması durumunda ise kullanılan kimyasalların sulara karışması sonucunda çevre, doğal yaşam ve canlılar üzerinde zararlara yol açmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Fındık bahçelerinin tamamına ilaçlı uygulama yapmak yerine sadece yok edilmek istenen yabancı otlara hedef olmalıdır. Kapama şeklinde ilaç uygulaması kesinlikle yapılmamalıdır. Ayrıca arıcıların kovanlarını ilaçlama sahası dışına çıkarmaları gerekmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Bu hususlar göz önünde bulundurularak üreticilerimiz tüm zirai mücadele ilaçlarında olduğu gibi fındık bahçelerinde yabancı ot ilacı kullanımından önce İl/İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerinden teknik bilgi alabilirler.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 31 Mar 2018 20:16:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/3ff7a015157e35c445c2fdffb961d0f7.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kayısı Ağaçlarında Görülen Monilya Hastalığına Karşı İlaçlama</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/kayisi-agaclarinda-gorulen-monilya-hastaligina-karsi-ilaclama-22452</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/kayisi-agaclarinda-gorulen-monilya-hastaligina-karsi-ilaclama-22452</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Kayısı ağaçlarında görülen monilya &nbsp;hastalığına karşı ilaçlama zamanı gelmiştir.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Hastalığı yapan etmen bir fungus olup, hastalık meyve ağaçlarının çiçek, sürgün ve meyveleri üzerinde zarar yapar. Hastalanan çiçekler kahverengileşir ve mumyalaşarak uzun süre dal üzerinde kalır ve zamk çıkararak dala yapışır. Küçük meyvelerde hastalık belirtisi çiçek dökümünden sonra ortaya çıkar. Bu meyveler enfeksiyonu çiçek döneminde alır. Hastalık sürgünlere yine çiçekten geçer. Hasta sürgünler esmerleşerek kurur, kuruyan sürgünlerde zamk salgısı görülür. Kalın sürgünlerde ise kapanmayan kanser yaraları oluşur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Kayısıda özellikle olgun meyve enfeksiyonları önemli zarar yapar. Meyvelerin üzerindeki misel kitlesi meyveyi buruşturur ve ileri dönemde tamamen kurutur. Kuruyan meyveler dalda asılı kalır. Böyle meyvelere mumya denir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Bu hastalık ile mücadelede;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">1- Çiçeklerin&nbsp; % 5-10 açtığında yani çiçeklenme başlangıcında,</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">2- Çiçeklerin &nbsp;%90-100 açıldığında yani tam çiçeklenme döneminde</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Sistemik &nbsp;veya koruyucu fungusitlerden biri ile ilaçlama yapılmalıdır.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 23 Mar 2018 23:03:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/d16dd222fb6e6c1c6442a19befbc9e15.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ceviz Antraknozuna Karşı İlaçlama</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/ceviz-antraknozuna-karsi-ilaclama-22451</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/ceviz-antraknozuna-karsi-ilaclama-22451</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Ceviz antraknozuna karşı ilaçlama zamanı gelmiştir. Ceviz antraknozu hastalığı ağacın yapraklarının kuruyarak dökülmesine ve meyveler üzerinde koyu lekeler oluşturarak zayıf meyve oluşmasına neden olmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Hastalıklı meyvelerin yeşil kabukları kaldırıldığında sert kabukları üzerinde de koyu lekeler görülür&nbsp; ve böyle meyveler depolama sırasında çabuk çürür.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Bu hastalıkla mücadele zamanları:</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>1.ilaçlama zamanı:</strong>&nbsp;Tomurcukların yeni patlamaya başladığı ,yaprakçıkların kedi kulağı olduğu dönem</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>2. ilaçlama zamanı:</strong>&nbsp;Yapraklardaki yaprakçıkların yarı büyüklüğünü aldığı dönem</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>3.ilaçlama zamanı:</strong>&nbsp;Meyveler fındık büyüklüğündeyken</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>4.ilaçlama zamanı :</strong>&nbsp;Meteorolojik koşullara ve ilacın etki süresine göre ilaçlama yapılmalıdır</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 23 Mar 2018 22:59:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/7e975f3e6e1cd2f7f33b62e1e075dbf2.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Eriklerde &quot;Testereli Arı&quot; İlaçlama Zamanına Dikkat!</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/eriklerde-testereli-ari-ilaclama-zamanina-dikkat-22446</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/eriklerde-testereli-ari-ilaclama-zamanina-dikkat-22446</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Erik testereli arısının larvaları; meyveler bezelye ya da fındık büyüklüğünde iken, meyveyi delerek çekirdek evine girer, çekirdek evi ile beslenir ve zarar gören meyvelerde dökülmeye yol açar.&nbsp;Zararlının görüldüğü bahçelerde kışın toprak işlemesi yapmak suretiyle popülasyon azaltılabilir.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">En uygun mücadele zamanı yumurtaların açılmaya başladığı zamandır. Bu dönem birçok çeşitte tam çiçeklenme dönemine rastlar. Bununla birlikte bu dönemde faaliyette bulunan balarılarının korunması yönünden ilaçlama, çiçek taç yaprakları dökülürken (%80-90 çiçek savrulmuşken) uygulanmalıdır. İlaçlamalarda özellikle çiçeklerin ıslatılmasına dikkat edilmelidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Önceki yıllarda erik testereli arı zararı ile karşılaşan üreticilerimizin tedbirlerini almaları, yapılacak ilaçlamalar konusunda Tarım İl ve İlçe Müdürlüklerince tavsiye edilen ilaçları kullanmaları önemle duyurulur.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 23 Mar 2018 21:54:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/fcc54e64214772093f8d84b076220d14.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tohum, Fide ve Fidan Alırken Üreticilerin Dikkat Etmesi Gereken Noktalar</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/tohum-fide-ve-fidan-alirken-ureticilerin-dikkat-etmesi-gereken-noktalar-22252</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/tohum-fide-ve-fidan-alirken-ureticilerin-dikkat-etmesi-gereken-noktalar-22252</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">İlkbaharın gelmesiyle birlikte çiftçilik faaliyetlerinde de yoğunlaşma başlamaktadır. Bu nedenle&nbsp;‘Tohum, Fide ve Fidan Alırken Üreticilerin Dikkat Etmesi Gereken Noktalar’ konusunda aşağıdaki bilgilerin verilmesinde fayda görülmüştür:</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">5553 Sayılı Tohumculuk Kanunu ile Tohumculuk Sektöründe Yetkilendirme ve Denetleme Yönetmeliğine göre; Tohumluk (tohum,fide,fidan,süs bitkileri) satan, dağıtan gerçek ve tüzel kişilere&nbsp; tohumluk bayi belgesi, üretenlere ise üretici belgesi alma zorunluluğu getirilmiştir.&nbsp;<strong>Yetkisiz kişilerin açıkta fide,fidan,tarla-sebze tohumu ve süs bitkileri satmaları yasaklanmıştır</strong>.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">5996 Sayılı Veteriner Hizmetleri Bitki Sağlığı Gıda ve Yem Kanununun 17. maddesine göre;&nbsp;<strong>Bakanlıkça belirlenen zararlı organizma taşıyıcısı olabilecek bitki ve bitkisel ürünleri üreten, ithal eden, depolayan, ticaretini yapanlara da Bitki Pasaportu Sistemine kayıt olma,kayıt sertifikası alma ve bitki pasaportu bulundurma zorunluluğu getirilmiştir.</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">İlgili mevzuata göre; Bakanlıktan yetki almadan tohum,fide,fidan ve süs bitkileri satan,ruhsatsız olarak ticari anlamda üretimini yapan kişi ve kuruluşlara da idari yaptırım uygulaması getirilmiştir. &nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Halkımızın da bu konuda bilinçlenmesi;&nbsp;<strong>üzerinde etiket ve bitki pasaportu bulunan tohum,fide, fidan ve süs bitkilerini, Bakanlığımızca yetkilendirilmiş tohumluk bayilerinden yada üretici belgesi olan üreticilerden almaları &nbsp;gerekmektedir.</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Üreticilerimiz;&nbsp; açıkta,yetkisiz kişilerden, etiketsiz, sertifikasız ve pasaportsuz tohum/fide/fidan/süs bitkileri satın aldığında birçok sorunla karşılaşabilmekte;&nbsp;&nbsp;<strong>hastalık ve zararlılara rastlanabilmekte, bu durum fide/fidan kurumalarına,verim kaybına neden olmaktadır. Ayrıca bu hastalık ve zararlılar topraklarımıza bulaşarak, çözümü zor ve zaman alan sorunlara sebep olmaktadır.&nbsp;</strong>Aşılı diye satıldığı halde bazı fidanların aşısının olmadığı, dikildiğinde tutmadığı ve belirtilenin dışında farklı tür ve çeşitte meyvelerin oluştuğu, kalitesiz ve verimi düşük ürün alındığı görülebilmektedir. Üreticilerimiz böyle sorunlarla karşılaştığında elinde etiket,sertifika pasaport gibi belgeleri olmadığından geriye dönük olarak hakkını arayamamakta,parası,emeği ve zamanı boşa gitmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Yukarıda bahsedilen bu mağduriyetlerin yaşanmaması için tohum,fide,fidan ve süs bitkilerinin etiketli ve pasaportlu olarak, yetkili tohumluk bayileri yada yetkili üreticilerden alınması hususları, tüm ilgililere önemle duyurulur.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 05 Mar 2018 13:52:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/7cd51dda28631cfb37d47da7bf1ddc97.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fındıkta Azotlu Gübre Uygulamalarında Dikkat Edilecek Hususlar</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/findikta-azotlu-gubre-uygulamalarinda-dikkat-edilecek-hususlar-22096</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/findikta-azotlu-gubre-uygulamalarinda-dikkat-edilecek-hususlar-22096</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Fındık bahçelerinde 2018 üretim sezonu başlamasıyla birlikte azotlu gübre uygulama dönemi yaklaşmaktadır. Toprak ve yaprak örneği alınıp, ilgili laboratuvarlar da analiz yaptırarak, gübreleme raporunda önerilen çeşit ve miktarda gübre kullanılması büyük önem taşımaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Fındıkta kullanılan ticari gübreler bünyelerinde bulundurdukları besin maddelerine göre;&nbsp;azotlu gübreler, fosforlu gübreler, potasyumlu gübreler ve kompoze gübreler (çok bitki besin maddeli) dir.&nbsp;Asidik karakterli topraklarda,&nbsp;<strong>PH 4.5</strong>&nbsp;altında olması durumunda bitki tarafından azot alımı azalmaktadır. Bunun için toprak PH durumu kontrol edilerek toprak PH’nın 4.5 altına düşmemesi için gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir. Bu durumda sonbaharda kireç uygulaması önem kazanmaktadır.&nbsp;Uygun çeşit ve miktarda azotlu gübre kullanılması fındıktan istenilen düzeyde verim alınmasını sağlar ve toprak özelliğinin olumsuz etkilenmesi önlenmiş olur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Bölgemiz fındık bahçelerinin büyük bir çoğunluğunun asit karakterde olduğu dikkate alınırsa,&nbsp;<strong>Kalsiyum Amonyum Nitrat (%26 CAN)</strong>&nbsp;kullanılması gerekli olmakla birlikte, yüksek oranda saf azot içeren&nbsp;<strong>(%45-46 N) ÜRE&nbsp;</strong>Gübresi de kullanılabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><img alt="" src="/images/haberici/f%C4%B1nd%C4%B1k_g%C3%BCb_sekil.jpg" style="height:481px; width:519px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Aynı anda bitkinin istifadesine birden fazla besin maddesini sunan KOMPOZE<strong>&nbsp;(15-15-15, 20-20-0, 20-12-15 + İZ ELEMENTLER )</strong>&nbsp;gübrelerin; ayrı ayrı alma, taşıma ve depolama güçlüğünden kurtulma, uygulama işçiliği az olması gibi avantajlarından faydalanmak için gerekli şartlar temin edildiğinde uygun miktarda kullanılabilir. Kompoze gübre kullanılmak istenildiğinde dikkat edilmesi gereken en önemli husus;&nbsp;<strong>asidik karakterli topraklarda içerisinde kükürt bulunan kompoze gübrelerin kullanılmasından kaçınılması gerektiğidir.</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Azotlu gübrenin uygulama biçimi ve zamanı azot kaybı üzerine etkilidir. Azot oldukça hareketli bir elementtir. İhtiyacı olduğu dönemden önce uygulanırsa topraktan yıkanarak ve gaz halinde uçarak kaybolur (fayda sağlanamamış olur). Uygulama zamanlarında vejetasyon (bitkilerde büyüme) dönemi dikkate alınmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Her bahçesin toprak yapısı ve azot ihtiyacı farklı olmakla birlikte genel olarak Giresun ilimizdeki fındık bahçelerinde organik madde oranına göre yapılan araştırmalarda bir vejetasyon döneminde 20-24 kg saf azot verilmesi gerektiği tespit edilmiştir. Verilecek azotlu&nbsp;<strong>gübrenin ikiye bölünüp atılması</strong>&nbsp;ve toprağa karıştırılması bitki gelişimi ve meyve kalitesi için önem arz etmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">20-24 kg saf azot verileceği düşünüldüğünde;&nbsp;<strong>%26 CAN</strong>&nbsp;gübresinden ocak başına Mart ayının 15’ inden sonra 1. uygulama olarak 650 gr, Mayıs ayının 20 inden sonra 2. uygulama olarak da 650 gr olmak üzere toplam&nbsp;<strong>1.300 gr&nbsp;</strong>verilmelidir.&nbsp;<strong>ÜRE</strong>&nbsp;gübresi kullanılacaksa; 1. uygulamada 375 gr, 2. uygulamada 375 gr. olmak üzere toplam&nbsp;<strong>750 gr</strong>&nbsp;yeterli olacaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Kompoze gübreler mutlaka şubat-mart 15’e kadar uygulanmalıdır.</strong>&nbsp;<strong>Kompoze gübre kullanıldığında ayrıca azotlu gübrenin 1. uygulamasına ihtiyaç kalmamaktadır.</strong>&nbsp;Kullanılacak toplam azotlu gübrenin&nbsp;<strong>yarısı kadar</strong>&nbsp;miktar&nbsp;<strong>mayıs ayının 20 inden itibaren</strong>&nbsp;2. uygulama olarak kullanılmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Uygulanacak tüm gübreler;&nbsp;<strong>fındık dal uçları altındaki 30-40 cm genişliğindeki banda serpilip 5-10 cm toprak derinliğine karıştırılmalıdır.</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Çiftçilerimiz; Bakanlığımız tarafından kurulan gübre dağıtıcıları tarafından kullanılan&nbsp;<strong>Gübre Takip Sistemine (GTS)</strong>&nbsp;üzerinden alınan nitratlı gübrelerde e-reçeteye gerek kalmadan&nbsp;<strong>ÇKS kaydı olmak şartıyla</strong>&nbsp;gübrelerini, gübre dağıtıcı belgesine sahip bayilerden alabileceklerdir.&nbsp;<strong>GTS bileşimi ile alınmamış olan nitratlı gübreler</strong>&nbsp;ise 2017 yılında olduğu gibi&nbsp;<strong>e-reçete ile satış işlemi gerçekleştirilebilecektir.</strong>&nbsp;Üreticilerimiz ÇKS kayıtlarının güncellemesine yaparak e-reçetelerin İl/İlçe Gıda,Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerimizden alabileceklerdir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 16 Feb 2018 13:54:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/65fd75ed590e719a2b9d323ffdea00f5.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yumurta Satışlarında Yetiştirme Kodu Belirtilmesi Zorunlu Olacak</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/yumurta-satislarinda-yetistirme-kodu-belirtilmesi-zorunlu-olacak-21339</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/yumurta-satislarinda-yetistirme-kodu-belirtilmesi-zorunlu-olacak-21339</guid>
                <description><![CDATA[Kabuklu yumurta üzerinde "yetiştirme metodu kodu"nun da yer alması zorunluluğu getirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Kabuklu yumurta üzerinde "yetiştirme metodu kodu"nun da yer alması zorunluluğu getirildi. Bu koddan, yumurtanın "organik", "kümeste kafessiz" ya da "kafesli" yetiştiricilikle üretilip üretilmediği tüketici tarafından kolaylıkla anlaşılacak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının, Türk Gıda Kodeksi Yumurta Tebliği&nbsp;(2014/55)'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliği(Tebliğ No: 2017/42), 24 Kasım 2017 tarihinde Resmi Gazete 'de yayımlandı. Tebliğe göre, doğrudan insan tüketimine sunulan kabuklu yumurta</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">(A sınıfı) üzerine "yetiştirme metodu kodu" da damgalanacaktır.&nbsp;&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Yetiştirme metodu kodu, işletme ve kümes numarası önüne, organik yetiştiricilik için 0, freerange (açık dolaşıma erişim) yetiştiricilik için 1, kümeste kafessiz yetiştiricilik için 2 ve kafesli yetiştiricilik için 3 olacak şekilde yumurta kabuğunda belirtilecektir. Ayrıca, yetiştirme metodu kodu, yumurtanın etiket bilgilerinde (0: organik yetiştiricilik gibi) açıklanacaktır.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Yetiştirme metodu kodu, işletme ve kümes numarası yazılmamış A sınıfı yumurta, toptan veya perakende olarak satışa arz edilemeyecek.&nbsp;&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Gıda işletmeleri, 16 Nisan 2018'e kadar tebliğ hükümlerine uyum sağlayacaktır.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Kısa kısa diğer bilgiler;</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Üreticinin isteğine bağlı olarak yumurta üzerinde yumurtlama tarihi bulunabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Üretim tarihi aynı zamanda yumurtlama tarihini ifade eder.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Son tüketim tarihi, yumurtlama tarihinden itibaren en fazla 28 gündür. Yumurtlama tarihi belirtilmek kaydıyla, yumurtlama tarihinden itibaren dokuzuncu güne kadar ekstra taze olarak tanımlanabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Yumurtlama tarihinden sonra 18 inci günden itibaren +5 - +8 derece arasında muhafaza edilecektir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Yumurta yaprak, saman v.b malzemeler içinde satılamayacaktır.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>"Son Tüketiciye Sadece A Sınıfı Yumurta Satılabilir"</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>A Sınıfı Yumurtanın Ağırlık Sınıfları</strong></span></span></p>

<table cellspacing="0" style="width:650px">
	<tbody>
		<tr>
			<td><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>AĞIRLIK SINIFI</strong></span></span></td>
			<td><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>AĞIRLIK</strong></span></span></td>
		</tr>
		<tr>
			<td><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>XL -</strong><strong>&nbsp;&nbsp;</strong><strong>Çok Büyük</strong></span></span></td>
			<td><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">73 gram ve fazlası</span></span></td>
		</tr>
		<tr>
			<td><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>L - Büyük</strong></span></span></td>
			<td><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">63 - 72 gram arası</span></span></td>
		</tr>
		<tr>
			<td><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>M - Orta</strong></span></span></td>
			<td><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">53 - 62 gram arası</span></span></td>
		</tr>
		<tr>
			<td><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>S - Küçük</strong></span></span></td>
			<td><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">52 gram ve daha az</span></span></td>
		</tr>
	</tbody>
</table>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 04 Dec 2017 18:29:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/d2dcd246af232ff104ac5193016a21dd.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Crassula çiçeği ve Crassula çiçeği bakımı</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/crassula-cicegi-ve-crassula-cicegi-bakimi-21260</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/crassula-cicegi-ve-crassula-cicegi-bakimi-21260</guid>
                <description><![CDATA[Crassula çiçeği son zamanda sık duyduğumuz yeşil bir bitki. Peki, crassula bakımı nasıl yapılır?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Crassula para çiçeği olarak da bilinir. Bulunduğu ortamda 3 ay süreden fazla kalırsa para ve şans getireceğine inanılır. Bu sebeple para çiçeğine iyi bakmanız önerilir ki para ve şans sizinle olsun. Crassula çiçeğinin bir diğer adı da mücevher çiçeğidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Para çiçeği yani Crassula bakımı:</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Para çiçeği haftada 1 su ister.<br />
Ev ortamında yetiştiriyorsanız kapalı balkonda bakım yapabilirsiniz.<br />
Oda sıcaklığı 15-35 derece arasında olmalıdır.<br />
Crassula çiçeğini sularken saksının tüm üst yüzeyi ıslanacak şekilde sulanmalıdır. Toprakta susuz alan kalmamalıdır.<br />
Kışın soğuğa maruz kalırsa ölür.<br />
Ani sıcaklı değişimlerinden çabuk etkilendiğinden cereyanda kalmamalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Para çiçeği – Crassula fiyatı</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Para çiçeği boyutuna göre farklı fiyatlarla satılır ancak 25 tl – 70 tl arasında değişiklik gösteren fiyatlara bulabilirsiniz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>Para çiçeği çoğaltma</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Crassula çiçeğini çoğaltma işlemi yapraktan kolayca yapılabilir. Sağlıklı bir crassula çiçeği yaprağını bir bardak su içine koyun ve 1 hafta kök vermesini bekleyin. Para çiçeği köklendirme işleminden sonra iyi bir toprağa dikerek çoğaltılabilir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 26 Nov 2017 10:50:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/33bffe99da006f44eedfd45a27bbdb4e.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kivi Hasadında Dikkat Edilecek Hususlar</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/kivi-hasadinda-dikkat-edilecek-hususlar-20976</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/kivi-hasadinda-dikkat-edilecek-hususlar-20976</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Kivi meyvesinin zamanında hasat edilmesi çok önemlidir. Hasat zamanının belirlenmesinde en garantili metod, meyvedeki suda çözünen kuru madde (SÇKM) miktarının tespit edilmesidir. Son haftalara girildiğinde SÇKM miktarına sık sık bakılarak (en az haftada 3 defa) hasat zamanı belirlenmelidir. SÇKM ‘ye gerek İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü&nbsp;ve gerekse İlçe Müdürlüklerindeki teknik elamanlarca bakılmaktadır. SÇKM değeri refraktometrede 6,5-7 aralığında görüldüğünde hasat zamanı gelmiş demektir ve meyve hasat edilmelidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Hasatta kivi meyvesinin sap kısmı meyve dibinden koparılmalı, meyve sapı ağaçta bırakılmalıdır. Aksi halde kasalarda meyvenin zedelenmesine sebep olabilir. Hasat mümkünse sabahın erken saatlerinde, yağmursuz ve serin bir zamanda yapılmalıdır. Erken hasat, meyve tat ve aromasının tam oluşmasına engel olan bir durumdur ki bu meyvenin kalitesini olumsuz etkiler, tüketici beğenisini düşürür. Geç hasat ise meyvenin manav ömrünü kısaltır ve istenmeyen bir durumdur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Hasat sonrası kiviler açıkta ve güneşe maruz kalacak alanlarda bekletilmemeli, hemen pazara sunulmalı veya bekletilecekse soğuk hava deposunda saklanmalıdır.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Nov 2017 10:33:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/ca109065a02d3b1e201ae327b8935783.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Pestisit nedir? Pestisit zararları nelerdir?</title>
                <category>Bilgi Deposu</category>
                <link>https://www.tarimpusulasi.com/haber/pestisit-nedir-pestisit-zararlari-nelerdir-20937</link>
                <guid>https://www.tarimpusulasi.com/haber/pestisit-nedir-pestisit-zararlari-nelerdir-20937</guid>
                <description><![CDATA[Pestisit nedir sorusu, doğada bulunan zararlı organizmaları engellemek için kullanılan bu kimyasalı merak eden kişilerce araştırılıyor. Birçok türü bulunan pestisit, dünya genelinde birçok alanda kullanılıyor. Peki, pestisit nedir zararları nelerdir? İşte, detaylı bilgiler]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Pestisit, zararlı organizmaları engellemek, kontrol altına almak ya da zararlarını azaltmak için kullanılan madde ya da maddelerden oluşan karışımlardır. Pestisit, kimyasal bir madde, virüs ya da bakteri gibi biyolojik bir ajan, antimikrobik, dezenfektan ya da herhangi bir araç olabilir. Zararlı organizmalar, insanların besin kaynaklarına, mal varlıklarına zarar veren, hastalık yayan böcekler, bitki patojenleri, yabani otlar, yumuşakçalar, kuşlar, memeliler, balıklar, solucanlar ve mikroplar olabilir. Her ne kadar pestisitlerin kullanılmasının bazı yararları olsa da insanlar ve diğer hayvanlar için potansiyel toksisiteleri nedeniyle bazı sorunlar da yaratabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>PESTİSİT TÜRLERİ NELERDİR?</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">İnsektisit : Böcek, haşerelere karşı kullanılan ilaçlardır.<br />
Fungusit : Funguslara (Mantar) karşı kullanılan ilaçlardır.<br />
Herbisit : Yabancı otlara karşı kullanılan ilaçlardır.<br />
Mollusit : Yumuşakçalara karşı kullanılan ilaçlardır.<br />
Rodentisit : Kemirgenlere karşı kullanılan ilaçlardır.<br />
Nematisit : Nematotlara karşı kullanılan ilaçlardır.<br />
Akarisit : Akarlara karşı kullanılan ilaçlardır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif"><strong>PESTİSİTİN ZARARLARI NELERDİR?</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Bir pestisit kimyasal bir madde ya da virüs veya bakteri gibi biyolojik bir ajan olabilir. Kimyasal pestisitlerin çoğu hedef organizmaya seçkin etkinlik gösteremedikleri için hedef organizma dışındaki organizmalarda da çeşitli hastalıklara yol açar hatta öldürücü olabilirler. Birçok pestisit insanlar için de zararlıdır. Kullanıldıkları canlıların yiyecek şeklinde insanlar tarafından kullanılmaları sonucunda insanlarda yaygın hastalıklara ve istenmeyen sıkıntılı durumlara sebep olurlar. Kimyasal pestisitlerin ve etken maddelerinin akut toksik etkileri vardır. Karbamatlar, organofosfatlar ve klorlanmış hidrokarbonları içeren birçok pestisit genetoksik etkiye sahiptir. Tarım ile uğraşan ve pestisite maruz kalan insanlarda yapılan çalışmalarda bu bireylerde yapısal ve sayısal kromozom anomalileri ile kardeş kromatid değişiminde artmalar gözlenmiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Pestisitlerin kronik etkisine maruz kalan tarım işçilerinde birçok genetik hasarın yanı sıra karaciğer, böbrek ve kaslarda bozukluklar görülmüştür. Pestisitin canlılar üzerindeki etkisi fetal yaşamdan itibaren başlamaktadır. Bu ilaçlar plasentadan fetüse geçmekte ve bunun sonucu olarak düşükler, hiperpigmente ve hiperkeratatik çocuk doğumları görülmektedir. Yapılan hayvan deneylerinde ise radyoaktif olarak işaretlenip anneye verilen pestisitin 5 saat sonra plasentadan fetüse geçtiği ve fetüsün göz, sinir sistemi ve karaciğerine yerleştiği gözlenmiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:georgia,serif">Organofosfatlı ve karbamatlı insektisitler ise etkilerini doğrudan doğruya periferal ve merkezi sinir sistemi üzerinde göstererek canlı yaşamını tehdit etmektedir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Nov 2017 21:47:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.tarimpusulasi.com/images/haberler/2124816630fac99c22a0ec3a99bdae9e.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
