
TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, 2025 su yılında yağışların yüzde 29 azaldığını belirterek tarımsal sulamada modernizasyonun hızlandırılması gerektiğini söyledi. Kişi başına düşen yıllık 1.300 metreküplük su miktarının Türkiye’yi “su stresi” aralığında tuttuğuna dikkat çekildi.
Son yıllarda artan sıcaklıklar, düzensizleşen yağış rejimi ve kuraklık dalgaları tarımsal üretimde öngörülebilirliği zayıflatıyor. Üretim planlaması su varlığına göre şekillenirken, suyun miktarı ve zamanlamasındaki değişim verim ve kalite üzerinde baskı oluşturuyor.
TÜGİS (Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası), iklim değişikliğinin tarım ve su ekseninde ele alınmasının gıda arz güvenliği açısından kritik önem taşıdığını belirterek konuyu gündeme taşıdı.
2025’te yağışlar yüzde 29 azaldı
TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, iklim değişikliğinin gıda üretiminin sürekliliği ve su güvenliğiyle doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı. Sidar, Türkiye’nin 2024 yılında ortalama 15,6°C ile son yılların en sıcak dönemini yaşadığını hatırlatarak, 2025 su yılında yağışların önceki yıla göre yüzde 29 oranında azaldığını ifade etti.
Bu gelişmenin, tarladan sofraya uzanan zincirin başlangıç noktası olan toprak ve su kaynakları üzerinde riskleri artırdığına dikkat çeken Sidar, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarının 1.300 metreküp seviyesinde bulunduğunu aktardı. Bu düzeyin uluslararası kriterlere göre “su stresi” aralığında yer aldığı belirtildi.
Kullanılan suyun yaklaşık yüzde 77’sinin tarımsal sulamada değerlendirildiğini kaydeden Sidar, suyun tarımda daha verimli yönetilmemesi halinde gıda sisteminde kalıcı bir dayanıklılıktan söz edilemeyeceğini dile getirdi.
“Tarımsal sulamada modernizasyon hızlanmalı”
Sidar, iklim riskine karşı atılması gereken adımların üç başlıkta toplanabileceğini ifade etti. Buna göre, tarımsal sulamada verimliliği artıracak modernizasyon yatırımlarının hızlandırılması, üretim planlarının su varlığıyla uyumlu şekilde yapılması ve tedarik zincirinde üretici–sanayici hattında riskin daha dengeli paylaşıldığı veriye dayalı modellerin güçlendirilmesi gerekiyor.
Sanayi tarafında ise su ayak izi ölçümü ve geri kazanım uygulamalarına yönelik düzenli izleme ve iyileştirme temelli yatırımların artırılmasının önem taşıdığı kaydedildi.
Uzmanlar, iklim değişikliğinin etkilerinin derinleştiği mevcut tabloda, su yönetimi ve tarımsal üretim planlamasının entegre biçimde ele alınmasının gıda arz güvenliğinin sürdürülebilirliği açısından belirleyici olacağına işaret ediyor.
Kaynak:Tarım Pusulası





















































Yorum Yazın